Son Dakika

• No Posts Found

NKTEDAN – KUR’AN’DA NAMAZ VE ÖNEMİ

Sevgili dostlar, biliyorsunuz; din kitabımız Kur’an dini hayatımızı düzenleyen bir yaşam sistemidir. Bu sistemin içinde emirler var, yasaklar var, tavsiyeler, tembihler var, korku ve sevgiye yönelik uyarılar ve müjdeler var, en başta insani ilişkileri ahlâki kurallar çerçevesinde düzenleyen hâl-hareket ve davranış şekilleri var. Bütün bunların hayata mâl edilişinde pratik örneklik değeri olan bir rol model Hz. Muhammed Aleyhisselam var. Bu gerçeklerin ışığında müslüman hayatına yön verir. Kur’an-ı merkeze alır ve elinin altında bulundurur. İslam adına söylenen ve din adına ortaya atılan her ne olursa olsun, onu mutlaka Kur’an-ın mihengine tutar ve onun onayını alır. Mesela namaz konusunda söylenenler, yazılanlar Kur’an-la uyum sağlıyorsa kabule mazhar olur, itiraza itibar edilmez. Kur’an da bir çok yerde namazdan söz ediliyor, bazen zekatla birlikte ifade edilir. Önemine dikkat çekilir, hafife alanlar ve eğlenenler için yarın ahirette verilecek çok ciddi cezalardan bahsedilir. Ama, Rabbimiz cezayı kendisinin vereceğini bildiriyor. Bu konuda namazın önemi ve özelliği açısından kullanılan bir ifade var “Namaz dinin direğidir” bu hatalı bir ifade. Çünkü, dinin direği Tevhid’tir, sembolü kıblemizdeki Kâbedir. Bütün müslümanları bir nokta da toplayandır. Bu nedenle namaz, mü’minin, vaktinden ertelenmez görevidir. Bunun Kur’an’dan delili Nisa suresi 101-102 ve 103’cü ayetleridir.

Aziz dostlar, Rabbimizin Kur’an da emirleri ve yasakları bellidir, açık ve net olarak belirtilmiştir. Mesela, namaz günde beş vakit, Oruç yılda bir ay, Haç ömürde bir sefer, doğru ve dürüst olmak her zaman, adil olmak, her şeyin hakkına ve hukuna riayet etmek gerektiği her yerdedir ve helâlinden yiyip-içmek gibi kurallara uymak. Yasaklarda bunların tam tersini yapmak olarak özetleyebiliriz. Bu çerçevenin içinde Allah’a itaat kaydı ile, yaratılışımızın gereğini yerine getirmek için hayat kitabımız Kur’an’a uymak Allah’a kul olmaktır. Bunların içinde namaz konusuna Rabbimiz şöyle bir çerçeve çizmektedir. Nisa suresi 101. Ayet, türkçesi “Yer yüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfirlerin size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızın size bir günahı yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.” 102. Ayet “Sen de onların içinde bulunup namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir kısmı seninle beraber namaza dursunlar. Silahlarını yanlarına alsınlar, böylece namaz kılıp secde ettiklerinde diğerleri arkanızda olsunlar. Sonra henüz namazını kılmamış olan diğer grup gelip, seninle beraber namazlarını kılsınlar ve onlar da ihtiyat tedbirlerini ve silahlarını alsınlar. Kâfirler, siz silahlarınızı ve eşyalarınızı bıraktığınızda üstünüze birden baskın yapnak isterler. Eğer size yağmurdan bir eziyet olursa, yahut hasta iseniz, silahlarınızı bırakmanızda günah yoktur. Yine de tedbirinizi alınız. Şüphesiz Allah, kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır. 103. Ayet “Namazı bitirince de ayakta, otururken ve yanınız üzerine yatarken Allah’ı anınız. Huzura kavuşunca da namazı dosdoğru kılınız; çünkü namaz mü’minler üzerine vakitleri belli bir farzdır.”

Değerli dostlar, şimdi bu ayetlerin vurguladığı noktalar hakkında biraz duralım. 1- Sefer esnasında namazın kısaltılması, kafirlerin kötülük yapmasından endişe etmek. 2- Düşman karşısında ayni şekilde namazın kısaltılıp kılınması, tedbirlerinde alınmasıyla iki grup halinde namaz eda edilecek. 3- Yağmur varsa veya hasta iseniz yine namazınızı kılacaksınız. 4- Huzura erince namazlar tam kılınacak, çünkü namaz vakitle çerçevelenmiş olarak farz kılınan o vakitlerin ibadetidir. Evet, her sefere çıkıyorum diye namazları kısaltamazsınız. Çünkü, mazeret sefer değil, seferde yaşanacak endişeli durumdur. Düşman karşısında bile olsanız namazı kılacaksınız. Yağmur ve hastalık gibi durumlarda da namazı terk edemezsiniz. Çünkü, her namaz vakitle çerçevelenmiş bir ibadettir, her namaz vaktinde kılınır. Kazası olmaz, vakit geri gelmez. Çünkü başka bir vaktin namazı giriyor. Kur’an da namazın kazasından bahsedilmiyor. Hz. Peygamberin de böyle bir hadisi yok. Yani, kılamadığınız namazlarınızı kaza edin demiyor. Allah’ın da böyle bir emri yok, o zaman bu boşluğu kendilerine göre kim dolduruyor? Onlara bu yetkiyi kim vermiş? Haşa! Rabbimiz eksik bırakmışta bunlar mı tamamlamışlar? Sözün özü, namazlarımızı mutlaka vaktinde kılalım ve böylece Allah’a ve rasulüne itaat etmiş olalım. Allah’ın selamı üzerinize olsun, hoşça ve dostça kalmanız dileğiyle.
LEBİD

İlgili haberler

Yorumlar kapalıdır

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.