Son Dakika

• No Posts Found

TEFEKKÜR- GÂVURUN-GÂVUR OLDUĞUNU BİLİP UNUTMAMAK

MUSTAFA ULUÇAY –

Bundan birkaç asır önceydi Osmanlının sonunun yaklaştığının sinyallerinin verilmeye başladığı yıllar. Hani gâvura- gâvur demenin yasak olduğu dönemler. Tanzimatın ilân edildiği, gayri müslimlerin şımarıklıklarının arttığı ve haklarının arandığı! islam adına ilâikelimetullah gemisinin su aldığı, devlet ebed müdet idealinin sarsıntıya uğradığı ve taharetsizlerin seslerinin yükselmeye başladığı çağ. Lütfen, tarihi hafızamızı yoklayalım, o Büyük Mustafa Reşit Paşaları, muhteşem Hüseyin Avnileri, Kadıyanileri, Şeyhulislam bilmem ne zadeleri, Âli ve Ayni paşaları hatırlayalım. Evet o insanlığın Âmentüsü bundan sonra Pozivizmdir diyen bilimsel düşündüğünü söyleyipte ilkel yaşayan yobazları ve onların müteassıp tilmizlerini ne çabuk unuttuk. “Ey ahali! Duyduk-duymadık demeyin, bundan sonra gâvura-gâvur demek yasaktır.” Komik îlânın yapıldığı çağın, nasıl zamanla yaşanır ciddi bir döneme dönüştüğünü fark edemedik. O komik îlânın ifadesi, nasıl yaşamımızın mukallitlik serlevhası olduğunu düşünmeyi bile unuttuğumuzun gafleti içinde modernislik hayalleri kurduk. Hâlâ o muhayyilenin içinde Humanizmin çapraşık kibarlığını sürdüren rüküşler var, uyanmak istemeyen hafıza marazına tutulmuş hasta ruhlar. Gâvura-gâvur demeyi nezaketine sığdıramayan pek kibar asılzadeler. Neyse, onlar ünlemeyle, çağırmayla, uyanmıyor, onlara haykırmak gerek. Unutmayalım, yoksa dağda keçiler çobansız kalır. Gerçi, o dönemlerde gerilerde kaldı ya, ama çağrıştırdığı gerçekler var, onlar unutulmazlar. Onları unutmayalım. Dikkat edin, biz Türk millet olarak bekamız, güvenliğimiz ve bir takım hak ve hukukumuz adına rahatsızlığımızı beyan etmeye kalktığımızda o çok insancıl, insan haklarının hassas savunucuları, demokrası havarileri, barış ve huzur tellalları hemen ayaklanıyorlar. İfade ettiğimiz hususlarda imzalı ve belgeli anlaşmalarımız bile olsa, onlardan yan çizerler, el altından bize zarar verenlerle anlaşırlar ve karşı muhalefete geçerler. Ayni kavağın kaşığı misali, zihniyet ortaklıklarıyla fikir birliği yaparlar ve bize farklı kulvarlarda, bir takım duyguların istismar maskeleri arkasına sığınıp saldırırlar. Aslında, onların bu tavır ve hareketlerini yadırgamamak lazım, çünkü onlar gâvur ve gâvurluklarını yapıyorlar ve yapacaklar. Yoksa, gâvur olduklarını nerden ve nasıl anlayacağız. Gâvur-gâvurluğunu yapmalı ki, gâvur olduğunu bilelim. Nitekim yapıyorlar da. Zaten, tarihte bir çok olaylarıyla bunu hep tescillemişlerdir. Daha dün, 1. Dünya Savaşına birlikte ittifak ederek girdiğimiz Almanya, karşı cephede olan İngilizler Kudüs’ü işgal ettiklerinde, Mehmet Akif hatıralarında anlatıyor “Ben otel odasının penceresinden dışarısını seyrediyordum. Bir ara dışarıda bir hareketlenme ve sevinç naraları işittim. Otel personelinden birine sordum, nedir bu sevinç naraları? Personel bana, Kudüs kâfir Türklerin elinden alındı, onun zaferini kutluyoruz. Dikkat edin bunu söyleyen Alman. Demek ki, zihniyet hep ayni zihniyet! Evet, gâvurun-gâvur olduğunu bilmek, gâvura-gâvur demeyi yasaklamak acziyetine itibar etmemek bizim şiarımızdır. Ancak, bu konuda tavrımızı ve mesafemizi iyi ayarlayıp, belirli bir çerçevede insani ilişkiler içinde, sırdaşlığa dayanmayan dostluklar kurulabiliriz ve kurmaya da çalışıyoruz. Barış içinde karşılıklı bir takım ticari ve sınai alış verişler yaparak yaşarız. Nitekim, tarihte bu hususlarda zaten ilişkiler hep olmuş ve olmaktadır, bundan sonra da eşyanın tabiatı gereği olmaya devam edecektir. Lakin, dikkatli olmak hiçbir zaman için ölçüyü elden kaçırmamak, dürüstlük ve adaletten de bu konuda hiçbir zaman ayrılmamak şartıya. Hz. Peygamberin kurduğu Medine pazarı buna örnektir. Bu olay çok önemli, tarihen yaşanmış pratik bir değerdir. Çünkü, karşısında kalabalık bir Yahudi toplumu vardı. Buna rağmen Hz. Peygamber başarılı olmuştur. Oysa şimdi, kemiyet açısından milyarı aşan bir islam toplumu var, ama keyfiyete bakınca, öyle örnek bir İslam toplumu özlemi çektiğimiz de ortada. İslam âlemi hepsi faiz batağına saplanmış ekomomik sıkınta yaşamaktadır. İnşallah ufak çapta da olsa bilimsel manada bazı islam bilinci noktasında kıpırdanışları var, bunların sistemleşmesi ve ekonmiyi faiz batağından kurtarmaya vesile olması dileğimizdir. En azından ümit işte! Allah, çalışan kuluna yardım eder, hele kul fıtratına uygun, özüne yakışır bir yol tutarsa neden olmasın! Vaadi var, Allah vaadinde sadık ve hiç dönmeyendir. Ümit var duygularla herkese esenlikler diliyor ve muhabbetlerimi sunuyorum.

İlgili haberler

Yorumlar kapalıdır

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.