Son Dakika

• No Posts Found

CUMA SOHBETİ – DÜNYAYI VE DÜNYEVİLEŞMEYİ ANLAMAK

MUSTAFA ULUÇAY –

Aziz sohbetdaşlarım, bu Cuma yine mahallemizin muhitinde bana yakın Hacı Sivaslı Camiindeyim. Caminin yakınında bir cenaze var, Belediyenin sokağın ortasına kurduğu taziye çadırından belli. Dolayısıyla bu gün Cuma namazı cemaatı biraz yoğun, bende erkenden içeri girdim. İmam efendi vaazına başladı ve dünya sevgisi, tutkusu üzerinden ayetler okuyor ve yorumlar yapmaya çalışıyor. Dünyayı yeriyor, kötülüyor, dünyayı sevmenin, dünya nimetlerine kapılmanın ahirete zarar verdiğinden bahsediyor. Bu dünyaya bağlanmamayı, itibar etmemeyi öğütlemeye çalışıyor. Böyle bir yaşam tarzının insanı Cehenneme sürükleyeceğini ve Cennetten uzaklaştıracağını anlatıyor. Bu sefer elinde kâğıtlar yok, zannedersem kitap var, ayet ve hadis meallerini oradan okuyor ve açıklamaya çaba sarfediyor. Dünya malına tamah etmekte Karun’un zenginliğini örnek veriyor ve onu nasıl Cehenneme sürklediğini dillendiriyor. Dünyayı, ahiretin tarlası olduğunu ve bu tarlaya ne ekersek onu biçeceğimizi ve yarın ahirette karşımıza onun çıkacağını söylüyor. Peygamberimizin hiç ölmeyecek gibi dünya için ve hemen ölecekmiş gibi de ahiret için çalışmamızın gerektiğini bildiriyor. Ahirete yaramayacak, faydası olmayacak işlerden, çalışmalardan, kendimizi çekip çevirmemizi ve ahiret için çalışıp çaba sarfetmemizi öğütledi durdu. Çünkü, müslüman için ahiretin önemli olduğunu ve oradaki hayatımızı düşünmemiz ve güzelleştirmemiz gerektiğini söyledi. Bunun için Allah’ın rızasını kazanmak ve Cennete girmek amacımız olmalı dedi ve vaazını bir caminin tamiratı için para toplamakla noktaladı.
Cami hınca-hınç doldu nafile namazlar kılındı, iç ezan okundu ve İmam Hatip Efendi Minbere çıktı ve hutbesine başladı. Hutbe’de ayni minval üzere idi, ama dikkat çeken bir ifade vardı ve önem arz ediyordu “Dünyevileşmek”. Ama nasıl, manası ve muhteviyatı nedir? Bunun izahı, açıklanması ve amacı ayan-beyan ortaya koyulamadı. Okunan ayet ve hadisler dünyevileşmeyi açık ve net olarak belirleyici bir şekilde izah edilemedi. Dünyayı sevmekten, aşırı bir şekilde bağlanmaktan sözler edildi, ama bu sevgi ve aşırılığın nelerde ve nasıl başlayıp geliştiği serüvenine bir çerçeve çizilemedi. Dünya hayatının önemi, özelliği ve ne değer ifade ettiği, es geçilerek ahiret geçişi üzerinde durulmaya çalışıldı, Cennet, Cehennem duraklarıyla fazla meşgul olundu. Bu dünyada yaşanan olumsuzluklar anlatılırken temellendirilme yapılmadı. Keza Cennetle ilgili olanlarda öyle muğlâk kaldı. Yani, hep ortaya konuşuldu, alan alır, almayan almaz, söylemesi bizden kabilinde vaaz da ve hutbe de bu anlayışa uygun yapıldı. Her zaman olduğu gibi mâlûm tarz ve usul uygulandı. En azından benim kanaatim, görüşüm ve düşüncem böyle. Gönül isterdi ki, dünyayı ve dünya hayatını itmek ve ötelemek olmayıp, öne almak ve önemsemek çizgisinde hayat kitabımız Kur’an merkeze alınıp yorumlansın. Çünkü, insan için bu dünya çok önemli ve çok değerli, sebebi, ahiret hayatı bu dünya hayatının neticesine göre belirlenecek, Cennete veya Cehenneme bu belirlemeye göre gidilecektir. Burada iman bilinciyle salih amel işlemek, insanlığın ve canlıların yararına faydalı eylemlerde bulunmak, bir takım örneklerle bunlar tavir edilmeliydi. Zamanın ihtiyaç ve gerekliliğine yönelik öncelik arzedenler dillendirilebilirdi. Mesela, Kur’an da geçen kıssalardan zamanımız kıyaslanabilir ve bir takım olumsuzluklar ortaya konabilir ve bunlardan kurtulmanın çareleri verilebilirdi. Örneğin, yalanın en büyük ahlâksızlık olduğu, kesin dayanağı olmayan çok konuşmanın güveni ve itimadı sarstığı ve bundan kaçınılması gerektiği söylenebilirdi. İnsanlar kendilerini değerlendirirken, kıstas olarak insani ilişkilerini öne koymalarını ve onlar üzerinden değer ifade ettikleri anlatılabilirdi. Bunların dünya hayatını değerledirdiğini, yarın Mahşer yerinde bunların kıymet ifade edeceğini ve dünyevileşmenin de böyle önleneceği vurgulamalıydı. Çünkü, iyi bir insan olmayan, iyi bir müslüman da olamaz. Dünyevileşmek her şeyi bu dünyaya atfetmek ve ahirete önem vermemektir. Dünyevileşmemek ise, bu dünya hayatını ahirette kurtuluşa taşımaktır. Dünya için ayrı, ahiret için ayrı bir yaşam tarzı islâmi değildir. Çünkü, bu dünyada yaptığımız herşey, nefes alıp vermekten düşünceye kadar hepsi kayda geçiyor, kayda geçende verilecek hesaba giriyor. Bunlar dünyalık, bunlar ahiretlik diye bir ayırım olmayacaktır. Esenlikler dileğiyle hoşça kalınız aziz sohbetdaşlarım.

İlgili haberler

Yorumlar kapalıdır

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.