Son Dakika

• No Posts Found

HAK-HAKİKAT VE YALANLAR

MUSTAFA ULUÇAY

İnsan, kendisini tanıtır ve anlatırken o kadar çok şeyler söylemiş ki, kendisi bile bunların içinde bocalamaktadır. Bazen kendisini bu ifade ettiklerinin içinde bulamamaktadır. Ama, ben ne kadar çok şey biliyorum enaniyetiyle birde gururlanmaktadır. Hz. Ali’nin dediği gerçeğin içinde Allâmelik taslamakta ve kendine bilgiçlik payeleri sıralamaktadır. Ne demiş Hz. Ali? Sormuşlarda söylemiş, ilim hakkındaki düşüncesini; ilim bir nokta idi insanlar onu çoğalttı. Siyasette bir deha olduğu söylenen Amr-ibni As’da, ilim hakkında zanda isabettir demiş. Kur’an ne diyor? Âdem’in fıtratına konan beyandır/bilinçtir. Buna saygı gösteren melekler insana tazimde bulunurken, haset eden İblis’te bu gerçeği örtmeye kalkmıştır. Hakikatle yalanın savaşı da işte o zaman başlamıştır. Hakka-hakikate taraftar olanlarla, yalana kayıp karşı cepheyi kuranlar, dünya sınavında kazananlarla, kaybedenler olarak ayrılmışlardır. Âdem’in açtığı Tevhid bayrağı altında toplananlar hakkı-hakikati savunup temsil etmiş ve ediyorlar. Şeytanda kesret bayrağını açıp yalanın çeşitlerinin sergisiyle insanın nisyan zaafını teshir etmeye çalışmış ve çalışmaktadır. İnsan, mutlak gerçeğe odaklanmış otomat bir varlık değildir. İrade serbestliği, akleden kalbi, beyan bilinci ve seçici vicdanı olan ahseni takvim bir yaratıktır. Bu yeteneklerini çalıştırıp işlettiği ve bunlarla ürettiği ile insan kendine kıymet biçen ve sınav verendir. Zamanımızda insanlık adına en çok muhtaç olduğumuz hak-hakikat, doğruluk ve güvendir. Toplumsal yaşamımızda yalan ve güvensizlik en önde seyretmektedir. Çok yalan söyleniyor ve insanlarımız birbirine gerektiği gibi güvenmiyor. Söz verdiği saatte, günde randevüsüne gelmiyor, aldığı işini bitirmiyor, vadini yerine getirmiyor, şaka adıyla yalan söylüyor. Bazılarına neden bunları yapıyorsun, yapma dediğinde, yine yalan mazeretler uyduruyor, biraz daha üzerine gidince, bırak yahu o kadarda inceleme, basit şeyler bunlar ne olacak! Adam milyonları götürüyor, en azı deveyi havuduyla yutuyor, sen burada benim ufak-tefek kusurlarımın peşine düşmüşsün diyor. Ne yapalım mecbur oluyoruz, zorda kalıyoruz, çaresizlik bu yalanları bize söyletiyor, sen söylemiyor musun sanki deyip, seni de yanına çekiyor. Yalancılığın, sahtekarlığın ve düzenbazlığın en zirvesinde olanlar en aşağıdaki küçük yalancıların, yalancılık bahanelerine mesnet oluyor, merdiven oluyor ve âdetâ yalancılıklarının sanki muaf tutulacağına dayanak oluyor. Savunma yapılıyor, dikkat edilirse görülecektir, savunmasını da yine o kulvarda yürüyenlerden yapıyor. Bu yolda olanlar haliyle birbirlerine de gerektiği gibi güvenmezler. Yalanın ve güvensizliğin olduğu yerde, nasıl bir hayat yaşanır, rahatlık, huzur ve mutluluk nasıl olur, cevabını vicdanlar versin. İnsanlık açısından yalan ve güvensizlik ahlâken en büyük zafiyet ve çöküntüdür. İslamlık açısından da en azıyla fasıklıktır, facirliktir; çünkü yalanın olduğu yerde iman olmaz, yani, imanla-yalan bir arada bulunmaz. Yalanın girdiği kalpte iman durmaz, mü’min asla yalan söylemez, Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselama soruyorlar: “Mü’min hırsızlık yapar mı, içki içer mi? ‘Belki yanılıpta içebilir ve yapabilir’ diyor” Yalan söyler mi? dediklerinde ise, Peygamberimiz daha bir ciddileşip, normal halini biraz daha farklılaştırıp, ‘Asla!’ Diyor. Yalanla ilgili bir başka Hadisi de şöyle: Kendisine bir kişi geliyor ve diyor ki, ben birçok günah işliyorum, ama hepsini birden bırakamıyorum, bunları bir sıraya koyup hangisinden bırakmaya başlayacağımı da bilmiyorum der. Peygamberimiz bu niyetinde samimi ve ciddimisin diyor. Evet, kesin bir şekilde ciddi ve kararlıyım deyince, o zaman önce yalan söylemeyi bırak der ve onu uğurlar. O kişi, alışkanlıkları olan günahlarına hırsızlıkla başlar, kumar oynar, içki içer ve zina yapar, sokakta sahoşlukla insanları rahatsız eder ve yakalanıp Hz. Peygamberin huzuruna getirilir. Peygamberimiz sorar, nedir halin, ne yaptın sen? Adamın aklı başına gelir ve yalan söylemeden o günahları işleyemeyeceğini anlar ve günahlarını itiraf edip tövbesini yapar ve bundan sonra dürüst bir adam olmaya karar verir. Demek ki, yalan bütün kötülüklerin anası ve sığınak noktası. Yüce Allah cümlemizi yalandan uzak eylesin, hak ve hakikat, doğruluk ve dürüstlük sığınak noktamız olsun. Esenlikler dileğıyle hoşça kalınız efendim.

İlgili haberler

Yorumlar kapalıdır

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.