Son Dakika

• No Posts Found

NÜKTEDAN – TARTIŞMANIN KURALI USULÜ VE ÂDABI

Sevgili dostlar, bilirsiniz, insan yaptığını bilen, bildiğini yapan olarak, en kısa yoldan böyle tarif edilir. Yani, insan ne konuştuğunu, nerden konuştuğunu ve kime konuştuğunu bilmelidir. Her aklına geleni, her işittiğini, ulu-orta söylememelidir. Söylediği şeyin arkasında durabilecek bir dayanağı, delili ve belgesi olmalıdır. İnandırıcı, ikna edici ve tatminkar bir ciddiyette, usulüne uygun bir üslûp kullanmasını. bilmelidir. Yani, rasgele konuşanlar, önünü, ardını hesap etmeyenler, yarım-yamalak eskilerin tabiriyle dolma-tüfek gibi olmamalı ve aşk ezberden okunmamalıdır. Kur’an-ı Kerim Nahl suresi 125. Ayette Rabbimiz bu konuda yol gösteriyor. Diyor ki, “Sen Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir şekilde mücaele et!” Sevgili Nebimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam da konunun izahı noktasında şöyle buyruyor: “İnsanlarla konuşurken aklına anlayışına ve kâbiliyetine göre konuşun, cedelleşmeyin ve kırıcı olmayın. “Evet, yol-yordam bilmek ve usulü kâidesine göre konuşmak, edep ve erkâna riayet etmek müslümanın şiarı almalıdır. Eğer, karşı taraftaki art niyetli, önceden pazarlıklı ise, böyleleri ile asla tartışmaya girmemelidir. Sonucu önceden belli olan konuşmalardan sohbet olmaz, muhabbet ise hiç hâsıl olmaz. Yüce Allah onlar hakkında Kur’an-ı Mübinde çok örnekler veriyor, müslüman onlardan ders alıp hareket eden kişidir.                                            Aziz dostlar, Rabbimiz biz insanları konuşa-konuşa anlaşabileceklerini-tabi anlaşmak istiyorlarsa-mümkün olacağını İlâhi mesajlarında açılamaktadır. Onun için insanlara dil vermiş, akıl vermiş, fikir vermiş, muhakeme bilinciyle hareket etme kâbiliyeti vermiştir. Bu özelliklerini serbes iradesine bırakmıştır, dileyen doğru yolda, dileyen de eğri yolda kullanabilir. Nitekim, her iki yoldan da gidenleri bol bol görüyoruz. Toplumumuza gerçeği, hakkı-hakikati ve doğruyu konuşanlar da var, kendince bunların tersini kabul edip doğru  diyenlerde var. Tabi, iki arada bir derede kalanlarda var. Çünkü, burası imtihan dünyası, herkes kendince bir sınav veriyor. Yüce Allah, insanlar için gönderdiği İslâm Dînini insanlara dayatmamıştır. Kur’an-ı Mübinin de Bakara Suresi 256. Ayetinde “Dinde zorlama yoktur. Artık doğru yanlıştan ayrılmıştır” diyor. İsteyen istediği yolu seçer. Ancak, insanlar sınav gereği bu konuda aralarında tartışmakta ve zaman zaman da kırıcı bile olmaktadır. Oysa, buna gerek yok, Allah’ın zorlamadığını, kulun-kula dayatıp zorlaması doğru değil. Sonra, ikinci bir husus, hidayet vermek Allah’a aittir, kulun görevi sevgili Nebimiz Hz. Muhammed Aleyhisselamın yaptığı gibi dîni tebliğ etmek, bildirmek duyurmak ve davet etmektir. Zorlamak ve mecbur etmek değildir.                                                                         Değerli dostlar, Müslüman bilgili, kültürlü, vakarlı, ciddi, mutedil ve sabırlı olacaktır. Herhangi bir mesele hakkında konuşurken delilsiz ve belgesiz konuşmayacak, tahriklere kapılmayacaktır. Doğruyu söylemek görevidir, ama kabul ettirmek görevi değildir. Rabbimiz Kur’an-ı Mübinin de Hac suresinde baştan 7 ayeti kerimesiyle insanın anarahminde oluşumunu bildiriyor. Bu, biz müslümanlar için ders alıp örnek edinmemiz açısından çok önemlidir. Yüce Allah bu örneği verdikten sonra 8 ve 9’ncu Ayetlerinde şöyle buyuruyor: “Bilmeden, doğruya götüren bir rehberi olmadan, aydınlatıcı bir kitabı da bulunmadan Allah yolundan saptırmak için büyüklük taslayarak Allah hakkında tartışan insan vardır. Dünyada rezillik onadır; ona kıyamet günü yakıcı azabı tattırırız.” Bu gerçeklerin ışığından sonra bir kişi, kendi aklıyla, fikriyle, zekası ve zihniyle, oluşturmuş, geliştirmiş bir teoriyle, gurura ve kibre kapılarak Allah’ın yolundan insanı saptırmak için çalışıyorsa bunun bir cezası vardır ve o çok şiddetli bir cezadır. Çünkü o, Allah’a ait bir sıfatla hareket etmekte ve kendi adına kâinata bir düzen ve bir sistem biçmektedir. Yüce Allah’ın kâinat adına tasarrufunu, hakimiyetini ve yönetimini kabul etmeyip, kendince oluşturduğu senaryoları savunmakta ve bu hususta insanlarla tartışmakta, bunun iddiasını da kibirle ben, ben diyerek yapmakta, dayandığı bir rehberi ve kitabı da bulunmamaktadır. Bunu, kendisince oluşturduğu bilimsel ve felsefik bir düşünceye dayandırmaktadır. Böyle Allah’sız bir dünya savunucularından Allah’a sığınma iman bilinciyle hoşça ve dostça kalmanızı Rabbimden diliyorum. LEBİD

İlgili haberler

Yorumlar kapalıdır

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.