Son Dakika

• No Posts Found

HAYDAR YÜKSEL (Güle Güle değerli hocam… Nur içinde yat!)

kemal arı pngBir dağ daha devrildi… Geç bulmuştum ve ne acı, erken yitirdim… Ortaokul yıllarında benim öğretmenim olmuştu. Müzik dersimize geliyordu. Bir de Almanca öğretmenimiz pek olmadığından okulda, boş geçmesin derslerimiz diye Haydar Hocam, dersimize gelirdi. O dersimize geldiği zaman öyle sevinirdik ki! Son derece şakacı, gülümsemesini bilen; küçükleri olarak bizlere yaklaşmakta son derece usta, dobra bir kişiliği vardı.

Kalıplı bir vücut, kumral dalgalı saçlar; aydınlık bir yüz ve sürekli gülümseyen gözler… Muzipti. Erkek öğrencilere daha bir yakındı. Sanırım bunun nedeni, kendisinin de o zamanlar son derece genç oluşuyla ilgiliydi. Takım elbiseleri gözlerimin önünde: O zamanlar kruvöze elbise giymek modaydı. Kumaşı kırçıl ya da çakıl taşı gibi cimil cimil bir renkte, yakaları sipsivri kruvazö takım elbise… Altında gömlek ve yine o dönem için moda olan kalın bir kravat…

İri kıyımdı hoca… Ancak hem gülmeyi hem de güldürmeyi o kadar severdi ki…

Sonra ben onu, İmam Usta Baklavacısı’nda sürekli olarak baklava ya da börek yemeye geldiği zaman gördüm.

1978 miydi, neydi? Ben okul harçlığı biriktirmek için Samsun’un bu en ünlü baklavacısında tezgahtarlık yapar ve baklava satardım. Aynı zamanda baklava, değişik tatlı çeşitleri ve su böreği dükkan içindeki masalarda da servis edilirdi. İşte Yüksel Hocam, bu salonun müdavimlerinden biriydi. Ben de öğrencisiydim ya! Ne güzel şakalar yapardı. Sonradan dayım da bu baklavacı da tezgahtarlık yapmaya başladı. Askerden gelmişti ve işsizdi. Bense zaten ancak yaz aylarında çalışabiliyordum. Dayım için aracı olmuş ve işe aldırmıştım İmam Usta’ya…

Dayım son derece düzgün konuşan, konuşmasıyla insanı derinden kavrama gücü olan bir insandı. Gel git, işte Haydar Hocam’la o da dost oldu. Haydar Usta’nın kendine özgü esprilerinden dayım da çok etkilenmişti. Okulla ilgili bir işimiz olduğunda, önce Haydar Yüksel Hoca’ya gitmeyi alışkanlık yapmıştık. Biliyorduk ki temiz yürekli bu Anadolu çocuğu bize yardımcı olacak ve bizi anlayarak yol gösterecektir. Yıllar yılları izledi ve ben üniversite yılları gelince, pek çok hocam gibi, onunla da bağlantımı yitirdim. O zamanlar iletişim için tek yol ya mektup ya da telgraftı ki; telgrafın gündelik yaşam içinde mektup kadar bile yeri yoktu. Haydar Hocamı göremiyordum… Derken internet denilen bir yapay dünya ortaya çıktı. Hocalarımı ve arkadaşlarımı arayışa başladığımda, Haydar Yüksel’i tarayınca, elinde klarnet, son derece bakımlı, temiz giyimli biri karşıma çıkıverdi.  Saçlar jöleli, yüz pürüzsüz, elbise tam monşer işi; hocam hep gülümsüyor hep… Renk renk resimler… Alımlı bir adamdı ki deme gitsin… İleti attım… Kendimi tanıttım ve bir öğretmenimi aradığımı, ama emin olamadığımı yazdım. Dönen olmadı. Üzüldüm o olmalıydı… Araya belki otuz yıldan fazla girmişti, ama o olmalıydı, o! Kaç kişi daha ikinci bir Haydar Yüksel olabilirdi ki! Ardından bir daha ve yeniden bir daha… Sürekli soruyordum; “siz Samsun Namık Kemal Lisesi’nde görev yapmış olan Haydar Yüksel misiniz?” Sonunda dönüş aldım. Daha önceki iletilerimi görmemişti hocam.

Ancak bu kez telefon numarasıyla birlikte dönüş yapıvermişti. Evet, karşımdaki Haydar Yüksel hocamdı… Gırgır; şamata, yiğit ve mert… İki kez telefonda görüştüm.

Sonra arada yazılar yazdık birbirimize… Televizyonlar için müzik programları yapıyormuş ve şiirden hiç kopmamış… Öyle bir yakışıklıydı ki, gençlik yıllarının estetiği azalmamış, aksine daha olgun çizgilere dönüşerek, asil bir görüntü de kazanmıştı. Ve dün:

Ne diyeyim ki! Hocamı yitirmiştik… Hem de son bir haftadır tuhaf tuhaf ölüm üzerine yazılar yazarken ve şiirler yazarken… Aniden ve sinsice… En son nerede öleceğini merak ettiğini yazmıştı. Nerede bulacaktı onu ölüm? Ve buldu işte… Koca bir çınar devriliverdi…

Güle Güle… Nur içinde yat değerli hocam… Seni hiç unutmayacağım…

Saygılarımla…

İlgili haberler

Yorum yaz

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.