Son Dakika

• No Posts Found

Ben Bir Vâveylayım

Berivan Çelik SHFAL 12 G

Zavallı kız! Kayboldu yine bu şehirde. Loş ışıklı sokaklarda yürürken aklına geldi birden. Şaşırdı aslında uzun zaman olmuştu bu kadar rahatlamayalı. Uzun bir zaman… Biliyordu ki asla ve asla “asla” demeyecekti. Ne zaman asla dese ya da bir konu hakkında diretse o hemen oluyordu. İyi bir gündü bugün, yorulmuştu. Bedeni zayıf olmasına rağmen ruhu güçlüydü. Kararlı yapısı ile etrafı kasıp kavururdu. Zaman onu çok yordu, çok yaşlandırdı. Lakin kızımız bu serüvenden sapasağlam çıktı. Bugün 31 Aralık 2019. İşte bu hikayenin ve her şeyin başladığı zaman.
Öğlen yemeğini beklerken koridorda, kaloriferin orada şarkı söylüyordum. Boş koridoru izlerken aklıma tonlarca ilham ve sahne doluşurken ben size kendimi anlatmaya çalışıyorum. Ben sadece anlaşılmak istiyorum. Tek isteğim, hepimizin birbirini anlamasıdır. Vakit pek öyle su gibi de geçmiyor. Eskileri etrafımdan savurmak için aslında bir oyun oynuyorum. Kendim geliştirdim bu oyunu. Biraz yorucu ama pes etmek yok değil mi? Bazen sessiz bir yerlere kaçarım. Hayatımı düşünüp bir şeyler çıkarmak ve ders almak konusunda sınırlarımı zorluyorum ama merak etmeyin hepiniz arada da olsa, nadiren de olsa böyle bir şey yapmaya çalıştığınızı biliyorum. Aslında sizin hakkınızda çok şey biliyorum çünkü siz pek fark etmeseniz de sizi izliyorum ve öznel yorumumu katmaktan kaçınarak size yorum yapıyorum. Tabiki bu yorumları arada size söylesem de sizin pek aklınızda kalmıyor. Asıl önemli olan da bu sizin değil de benim aklımda kalması. Çocukluğumdan beri insan biyolojisi ve psikolojisi ilgimi çekmiştir. Uzak duramadığım iki konu ruh ve fizik. Özellikle insan olması gerekmez, ben hayvan psikolojisini de takip etmeye çakışıyorum. Hayat şartları ne der bilmem ama hayat gerçekten de acayip yorucu, kırıcı, eğlenceli, bazen saçma olan bir oyun. Sadece buna ayak uydurun ve bırakın onun oyunu siz onu oynatın! Bu komik gelmiş olabilir hatta saçma bile ama olsun benden ne çıkarsa size de o kadar iyi yarar. Ben hâlâ öğle yemeğini bekliyorum ama zamanım varken size bir kaç bir şey anlatmak istiyorum. Ben Berivan ama ben bir Vâveyla’yım, kendimi tanıtmak istemezdim ama buraya kadar kim olduğumu merak etmişsinizdir. En azından bazılarınız. Kim olduğumu boş verin, cinsiyetimi, hangi müziği dinlediğimi, ne tarz giyindiğimi. Siz sadece benim kafamın içindeki düşüncelerimi dikkate alın. Belki sizinle aynıyızdır. Nerden bilebiliriz ki! Ben hayatım boyumca izlemeyi -sınırlarıma değmediği sürece beni harekete geçirecek pek bir eylem yoksa- severim.
Hayatınızı başkası adına yaşamayın. Birileri sizi yönlendirmesin, siz yolunuzu kendiniz çizin. İnsanların ne dediği sizi ilgilendirmez demiyorum ama değer verdiğiniz insanların düşüncelerine önem verin. Bir gün ben -her zamanki gibi bir duvara bakarak aydınlanmaya çalışıyorum- bir konu hakkında kafamda ne varsa hepsini ortaya koydum ve bir süre baktım. Sizce ne düşünmüş olabilirim? Tabiki hiçbir şey! Sadece yaptığım şey şu oldu; ben o ortaya koyduğum her şeyi birer birer yaktım ve sorun ortadan kalktı. Sizce kalktı mı? Belki biraz ama sorunlar böyle çözülmez, bu sadece sizi ilgilendirmeyen bir sorun için geçerli. Siz, siz olun kendi sorunlarınızı görmezden gelerek ya da yakarak halletmeye çalışmayın. Şimdi öğlen yemeği, görüşürüz.
Merhaba, ben geldim. Aslında sizinle paylaşmak istediğim bir tecrübem daha var. Hayatın zor olduğu gerçeğini değiştirmek istemiyorum ama hayatın aslında sandığınız gibi size kötü davranmadığını aksine sizin iyiliğiniz için çabaladığını anlatmaya çalışacağım. Bir gün artık canıma tak etti ve ben hayatla yüzleşmeye karar verdim. Öncelikle bunu nasıl yaptığımı anlatacağım sonrasında ise bunun sonucuna bakacağız. Hayata neden bana bu kadar ağır yükler verdiğini sordum ve şu cevaba ulaştım, beni dünyanın en ağır yükü ile değil de benim kaldırabileceğim kadar bir yük vermesinin bir sebebi vardı. Beni güçlendirmeye çalışıyordu, beni yetiştiriyordu. Ben tabiki bunun farkına varamamıştım çünkü hayatı o kadar suçladım ki ona defalarca neden sorusuna maruz bıraktım ki aslında cevabın bende olduğunu unuttum. Birilerini suçlamaya o kadar alışmışız ki aslında kimsenin suçlu olmadığını ve bu gibi durumların sadece hayatın bir aşaması olduğunu görememişiz. Sanırım artık bunun değişme vakti geldi. Hayata bir de size neden böyle davrandığı ile ilgili değil de neden sizi seçtiğini bir düşünün. O kadar kişi arasından acaba neden sizi seçti? Cevabı çok basit! Sizi seçti çünkü güçlüsünüz ve bunu göremiyorsunuz. Onun amacı da sizin ne kadar güçlü olduğunuzu görmenizi istemesidir. Artık bunu öğrendiğinize göre siz de hayatı suçlamaktan ya da birilerinin yaptığı seçimler yüzünden onları suçlamaktan vazgeçersiniz. Değil mi? Belki hâlâ aynı fikirde olanlar olabilir bu çok doğal. Zaten amacım sizin düşüncelerinizi tamamen değiştirmek değil. Sadece amacım başka bir bakış açısından bakmanızı sağlamak. Sizce de hayata biraz kötü davranmıyor muyuz? İnsanların yaptığı seçimler sonucu doğan durumların hayatla ne ilgisi var? Belki de bizzat ilgisi var. Hatta bizzat ve bilerek kendisi yapıyor. Peki, neden? Bu soruya, kendi cevabınızı bulma vakti geldi. Ayrıca şu kendimizi suçlama olayından da vazgeçin. Bakın benim şu hayatta en çok pişmanlık duyduğum şey kendimi suçlamamdır. Bunu hâlâ aşmaya çalışıyorum. Siz de benimle beraber aşabilirsiniz, beraber yapabiliriz. Sadece sizden bir şey yapmanızı istiyorum, sadece tek bir şey. Sorgulayarak hayatın gerçeklerine ulaşabilirsiniz. Öyle basit bir sorgulamadan bahsetmiyorum, gerçeklerle yüzleşmek için her şeyi sorgulayın. Lütfen!
Artık hayatı da elimize aldığımıza göre sıra onu biraz şekillendirmede. Bunu yapmak için sizin bilgilerinize ve benim deneyimlerime ihtiyacımız var. Öncelikle nereden başlamamız gerektiği çok önemli. Mesela neden öncelikle kendi isteklerimizden başlamayalım? Mükemmel! O zaman edindiğim bilgilerle ve deneyimlerle şöyle söylüyorum. Yapmak istemediğin ve seni rahatsız eden şeylerin bazılarını yapmak zorunda değilsin. Mesela neden sırf başkası için şair olasın ki ya da bir ressam, belki de bir müzisyen? Önce sen ne istiyorsun ona bir bak. Bir zamanlar o çok istediğin piyanoyu çalmaya başla, gitarını eline al, fırçanı sağa sola salla, ayakların yerde ritim tutsun, ses tellerin bir şiir okusun. Şimdi ne istediğimiz düşündüğümüze göre bunu nasıl dile getirebileceğimiz. Hiç korkmayın, konu kendi hayatınız olduğu zaman tam adım atın, geri kaçmayın. Sizi geriye itmelerine izin vermeyin. Siz hayatınız için bir şeyler yapabilecek güçtesiniz, başkaları değil. Ailenize kendinizin kim olduğunu gösterin, ne kadar yetenekli olduğunuz, isterseniz her şeyi yapabilecek güçte olduğunuzu, hatalarınızdan ders çıkartabileceğinizi ve yine hata yapsanız da bunu kendinizin halledebileceğini onlara gösterin. Kim olduğunuz ve kim olmak istediğinizi içinizde siz karar verdiyseniz sizi kimse tutamaz. Alın yolunuzu, ilerleyin alabildiğinizce. Önünüze çıkan engelleri -zor da olsa- kararlılığınızla aşın. Size güveniyorum ve siz de kendinize güvenin. Bizim çok insan var, kendini göstermek isteyen, kim olduğunu ya da olmak istediğini gizlemek istemeyen. Yalnız değilsiniz. Şu an sınavda oturmuş, sizinle sohbet ediyorum ve bunu sırf sizin yalnız olmadığınızı kanıtlamak için. Sizi yalnız bırakmamak için. Ben burada kendimi size anlatabiliyorsam bu, benim en büyük kararlılığım sonucunda oluşmuş demektir. Ben bu güne kadar kendimi gizlemiş biri olarak söylüyorum pişman olmayın ve kendinizden utanmayım. Başkaları sizi kabul etmiyor diye, kabul edilmek için değişmeyin. Olduğunuz gibi kalın ki sizi kabul eden biri mutlaka gelecektir. Bu hayatta yalnız değilsiniz. Ben de değilim bunu anlamam biraz zaman aldı ve sizin de daha çok zaman almaması için ben, bizi bize anlatıyorum.
Bugün 1 Ocak 2020 ve ben yazmaya devam ediyorum. Artık yeni bir yılın içindeyiz. Hep beraber yeni bir sayfa oluşturmaya var mısınız? Her şeyi unutmaya niyetim yok ama onları artık rafa kaldırma vakti. Nasıl yeni bir sayfa açacağız? Nereden başlayacağız? Evet biliyorum, çok karmaşık ama her şeyi halledebiliriz biliyorsunuz değil mi? O zaman öncelikle yeni yılda istediğimiz ve kararlı olduğumuz hedeflerimiz olmalı. Benim üniversite hedefim var. Nasıl olacak, tabi çalışıp çabalayarak ama elimden geleni yaparken kendi hayatımı da hiçe sayamayacağım. Ben sırf gelecekte iyi yaşayabilmek için -tabi bu hiç bitmeyecek bir durum, sürekli gelecekte iyi olalım diye bu günümüzü harcamak- şimdiki zamanımı hiçe sayamam. Ben geleceğimi her daim düşünüyorum ama şimdiki zamanımı da geleceği düşünerek geçiremem. Gelecek her daim düşünülür ama şimdiyi şimdi yaşamak lazım. Yoksa ileride bir geçmişimiz kalmayacak. O yüzden şimdiki zamanı görmezden gelmeyelim, onu da yaşamaya hakkımız var. Bugün sizlerle biraz pozitif düşünmeye çalışacağız. Ben bu konuda çok fazla zorluk ve deneyim yaşadım. Bunu sizlerle paylaşmak isterim. Öncelikle ben bir zamanlar kendimden nefret ediyordum. Nedeni ise sanki bu hayata uygun değilmişim -ki uygun olmadığımı kabul ettim ve hayatım daha da kolaylaştı- gibi davranıyordum kendime. Diğerleri gibi olmadığım için kendimi çok dışladım kendimden. Diğerleri gibi olmadığım için kendime çok kızdım, çok sert davrandım. Gel gör ki kendimi kabul etme sürecine girmeye başladım. Sürekli olarak kötü yanlarımı dile getirmeye başladığımı fark ettim ve artık buna bir son verdim. Neden iyi yanlarım olmasın ki, neden ben de diğerleri gibi olmak zorundayım ki? İşte böyle sorular sora sora kendimi kabullenmeye başladım. Artık ne kadar güzel olduğumu, kimsenin kimseyle karşılaştıramayacağımı, bu dünyanın bir parçası olduğumu ve her insanın sevilmeyi hak ettiğini anladım. Herkes çok farklı, çok apayrıyız, bazı ortak noktalarımız olsa da gerçekten çok farklıyız. Kendimi sevmek çok zordu, kabul ediyorum ama kendinizin peşini bırakmayın. Kendinizi sevene kadar peşinizden koşun. Unutmayın herkes sevilmeyi hak eder, siz de hak ediyorsunuz. Sandığınız kadar zayıf, çirkin, işsiz-güçsüz, amacı olmayan ya da bir işe yaramayan biri değilsiniz. Siz bunları kafanızdan uyduruyorsunuz. Diyelim ki böyle olduğunuzu kabul ettiniz bile ve öyle davranıyorsunuz. O zaman aynaya bakın ve bedeninizi gözlemleyin. Ne kadar güzel gözleriniz olduğunu, güzel kaşlarınız, tatlı elleriniz, uzun ya da kısa parmaklarınız, kulaklarınız. Bunların hepsine sahipseniz ne mutlu size. Bir tanesi bile eksik olsa ne kadar üzülürsünüz. Unutmayın, bu dünyada duyamayan, göremeyen, dokunamayan, ayağı olmayan, kolu olmayan insanlar var. Siz de onlardan biri olabilirsiniz. Gerçi bir şey değişmezdi, siz yine sizsiniz ama kendinizin de ne kadar güzel bir insan olduğunu unutmayın.
Artık yazımın sonlarına geliyorum, aslında yazmaya devam edecektim ama bu ilk uzun yazım ve bu kadarı benim için yeterli. Dediklerimi harfi harfine yapmayın. Kendinize özgü bir yolunuz olsun ama dediklerimi dikkate alırsanız çok sevinirim. Ben bu yazımda sizi yönlendirmekten ziyade sizin yolunuzu nasıl bulacağınız konusunda yardım etmek istedim. Hayat bu, hiçbir zaman olduğu gibi görünmez. İlla ki bir gün her şey alt üst olabilir ama siz yine de kendinizin peşini bırakmayın. Ben burada sizden ne üstünüm ne alçak, hepimiz eşitiz. Bakış açılarımızın seçimlerimizi etkilediği ve seçimlerimizin de bizi etkilediği bir oyunun içindeyiz. Peki neden bu oyunu biraz eğlenceli ve güzel hale getirmeyelim. İşte bu da bizim elimizde. Aslında her şey bizim ellerimizde, hayatımız, ellerimizdeki iplere bağlı ve bu ipleri biz kullanacağız. Biz hayatımızın çekirdeğiyiz ve artık başlama vaktimiz geldi. Ben çok başladım, size de başarılar dilerim. Unutmayın yalnız değilsiniz, tek sorun sizin gibi birini bulmak, onun için de aramaktan vazgeçmeyin.
Bir şey daha, sakın ama sakın kendinizden umudu kesmeyin. Ben size inanıyorsam siz de bana inanın ve bu işi hep beraber bitirelim. Hayatımızı şekillendirelim. Bir şeye dayanamadığınızda, aklınıza bu yola neden başladığınızı getirin. O zaman ayağa kalkıp yürümeye hatta koşmaya başlayacaksınız. Size güveniyorum. Bu hayatta yapılamayacak bir şey yok. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Hepinize bol şans.

İlgili haberler

Yorumlar kapalıdır

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.