Son Dakika

• No Posts Found

CUMA SOHBETİ – İNSAN İMAN VE HAYAT

MUSTAFA ULUÇAY-

Aziz sohbetdaşlarım, bugün hava soğuk şehir veya şehir merkezine yakın bir yerde Cuma namazımızı kılma niyetindeyiz. Dolayısıyla Kaptan Şoförümüz Aziz Dostum Mustafa Demirtaş telefon etti, saat yarımda hazır ol arkadaşları alıp geliyorum dedi. Bende Cuma namazı hazırlığımı yapmaya koyuldum. Traşımı oldum, abdestimi aldım, takım elbisemi giydim ve hafif güzel kokular sürünüp yola çıktım. Biraz güneşlendikten sonra arkadaşlar geldiler ve beni de alıp Sazlı Mahallesine doğru yola revan olduk. Bu hafta yine ayni ekibiz, değerli dostlarım Muhammed Oğuz, Cengiz Akay, Kaptan Şoförümüz Mustafa Demirtaş ve ben âcizi âbid Mustafa Uluçay. Her zaman olduğu gibi Cuma olması dolayısıyla trafik yoğun, bu yoğunlukla Sazlı’ya onbeş dakikada gelebildik. Merkez camiye yakın bir kahvede birer çay içtik ve Söke’nin en önde gelen eşrafından Merhum Hilmi Beyin yaptırdığı camiye gitmek için, yolun karşısına geçilecek trafik ışıklarının olduğu yere geldik ve yaya geçiş hakkımızı bekliyoruz. Trafik çok yoğun, saate bakmadım ama, sanırım üç dakikada bir dakika yaya geçiş izni veriliyor. Buda yetiyor ve bir izdihama sebep olmuyor. Bu, şehirler arası çevre yolu olarak ifade edilen ana hartel, Sazlı Mahallesinin tam ortasından geçiyor. Gerçi, gereken tedbirler trafik kurallarına göre alınmış bir sıkıntı yaşanmıyor. Ama, yolun mahallenin tam ortasından geçmesi hem sürücü ve hem de yaya için çok dikkat gerektirdiği ortada. Bizde dikkatli bir şekilde yanan yeşil ışıkta karşıya geçtik ve caminin avlusuna girdik. Ben oyalanmadan camiye girdim, ama tabure sıkıntısı var, neyse ki bir kardeşimizin yardımıyla o meseleyi hallettik ve merkezden yapılan vaazı dinlemeye koyulduk. Vaazı yapanın uzman olmadığı konuşmasından anlaşılıyor. Gariptir,100 Küsurbin nüfusa sahip İlçemizde kadrolu bir Merkez Vaizinin olmayışı önemli bir eksiklik. İkinci bir husus, aslında bence kanaatime göre birinci mesele; dinimizin bir takım konularında kendimizi yenileyememenin sıkıntısını çekiyoruz, eski asırlık mev’izeleri (vaaz örneklerini) aynen tekrar etmek alışkanlığımızı sürdürüyoruz. Oysa, bu konuda örnek alınacak çok din âlimi akademisyenlerimiz var, üslûp, teknik ve bilimsellik açısından, ama eskiye takılmışlığımızı ve geçmişi yaşamaya özenti veya ısrarımızı bir türlü bırakamıyoruz. Bu takıntımızla ilgili Üstat Said’i Nursi’den bir anektod var, sanırım ders almaya yeter. Kısaca onu nakletmek istiyorum. Osmanlının son döneminde bir gurup müslüman, Asrı-saadeti yaşamaya karar vermişler ve Üstadı da davet etmişler. Üstat onlara o zamanın üslûbuyla demiş ki, “Eski hâl muhâl, ya yeni hâl veya izmihlâl” Şimdiki üslûba çevirdiğimizide, Eski yaşantı eskide kaldı, ‘onu yeniden yaşamak imkânsız’ kendinize yeni bir yaşam şekli bulacaksınız veya dağılıp gideceksiniz. Evet, her devrin yaşam şartları, imkânları, teknik ve sosyolojik gelişmişlikleri farklıdır. İşte bu noktaya kendimizi adapte edip güncellememiz gerekiyor. Ben, vaazı dinlerken aklımdan geçen bunlarla caminin dolduğunu ve ezan okunup nafile namaza kalktığımızı fark edemedim. Neyse, iç ezandan sonra İmam Hatip Efendi Hutbesine başladı. Hutbenin, insan, iman ve hayat üç başlıktan oluştuğunu söyledi ve Tin suresinin ortasından üç ayet okudu ve insanın en güzel bir şekilde yaratıldığı üzerinde biraz durdu, iman konusunu es geçip, İslâmın şartlarından olan Kelime-i şahadetin Arapçasını okuyup diğer ibadetler namaz, oruç, hac ve zekâta değindi ve iyi hazırlanmamış matbu hutbesini başını elindeki kâğıttan kaldırmadan okudu bitirdi. Güzel bir Kur’an tilâvetiyle namazı kıldırdı. Hutbe, ifade edilen başlıkları açıklar mahayiyette hazırlanmamış, örneğin dinde insanın sorumluluk çerçevesinde tarifi yapılmadığı gibi, îmandan ise hiç söz edimedi ve ameli meselelerden ibadetler dile getirildi ve üzerlerinde biraz duruldu. Hayatın, dînin muhteva olarak bütün yaşamı kapsar mı, kapsamaz mı, sorumluluk çerçevesi ne ölçüde olması gerektiğinin konusu yapmadı. Bu tarz bir hutbe daha önce dinlediğimi hiç hatırlamıyor. Yani, dinde bu donukluk ve zamanın sorunlarına bilimsel yaklaşımsızlık bakalım daha ne kadar gidecek? İşte Kanaatimce bu hafta Cuma intibalarımız da bu minval üzere seyretti. Dolayısıyla en samimi sevgi, saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum, aziz sohbetdaşlarım. Hoşça kalınız.

İlgili haberler

Yorumlar kapalıdır

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.