Son Dakika

• No Posts Found

TEFEKKÜR – DİNİ YAŞAMDA HUKUKİ HAK VE SORUMLULUK

MUSTAFA ULUÇAY –

Geçen hafta bir vatandaşın, dini konuda Diyanet İşleri Başkanlığının Fetva birimine bir suali olmuş, onu bir sohbette dile getirdi. Sual şu: İşçi çalıştığı iş yerinde, işverenin mesai saati içinde kendisine namaz kılma izni vermemesi. Bu nedenle ne yapayım diye Diyanet’teki yetkiliye sormuş. Yetkili de, işvereni razı etmeye çalış, olmazsa kendine ibadetini yapacak başka bir iş bak demiş. Bu durumun toplumumuzda normal ve olağan görüldüğü biliniyor. Bunun bu çağda böyle mi olması lâzım? Özgür bir ülkede vatandaşın dîni görevlerini yapma özgürlüğü yasaların teminatı altında değil mi? Oysa, her seçim dönemi ve Meclis çatısı altında siyasilerimizi görüyoruz, ağızlarını doldura doldura nasıl Demokratik Hukuk Devletinden bahsediyorlar ve Anayasal haklardan söz ediyorlar. O zaman bu konuya bir hâl çaresi bulmaları gerekmiyor mu? Vatandaşa dînini yaşaması yasalar çerçevesinde gerektiği gibi tanınmamasından olsa gerek, çalıştığı işyeri sahibinin insafına veya inisiyatifine sığınılıyor. Öyle ki, vatandaşa Cuma ve Bayram namazlarını kılabilme izni bile verilmiyor. Hemde o ülkenin vatandaşlarının % 98’i müslüman olduğu hâlde! Yoksa, gerçekten herhangi bir kurum ve kuruluşun yetkilileri orada çalışanların ibadet özgürlüğünü kısıtlayacak yasal yetkiye sahip midirler? Eğer öyle ise, medeni veya uygar dünyada, bu doğru bir uygulamamıdır.
Ülkemizde, T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı diye dîni bir kurum var. Bu kurum, o ülkenin Müslüman vatandaşlarını dîni konuda bilgilendirmek, ibadet mahallerini belirleyip, görevlileriyle vatandaşın ibadetini vakti zamanında yapması için gerektiği kolaylığı ve hizmeti vermekle yükümlüdür. Çünkü bu görev ve sorumluluk ona Anayasa ve yasalarla belirlenip verilmiştir. Ülkemizin Milli Eğitim Bakanlığı çatısı altında Kur’an Kursları, İmam Hatip liseleri Üniversite camiasında İlâhiyat Fakülteleri dîni araştırma ve ihtisas yapan Yüksek Lisans bölümleri var. Ayrıca, camilerde Hutbe ve Vaazlar veriliyor vatandaşları dîni yönde bilgilendirmek, eğitmek ve ilim-bilim insanı yapmak için. Böyle örgün ve güçlü bir potansiyele sahip bir ülkede % 98’i de müslüman vatandaşın, almış olduğu dîni bilgi ve iman şuurunun gereği ibadetini yerine getirmesi çalıştığı iş yeri tarafından engelleniyorsa! O zaman düşünmek lazım, vatandaşın uğradığı bu mağduriyeti kim telafi edecektir? Ona hakkını arama yolunu kim gösterecektir? Dîni konuda ifade etmeye çalıştığımız bilimsel, sosyal, ekonomik ve siyasal çalışma, istihdam ve hizmet faaliyetlerinin uygulama alanı ve zamanı söz konusu olunca bir engel yok. Ama iş uygulama alanına gelince durum farklı. Yani, işyerinde mesai saati içinde namaz kılamazsınız! Lütfen, bu engelleme akıl ve mantıkla bağdaşıyor mu? Bu uygulamayı çağdaş ve modern dünyada izah edebilirmisiniz? Bazılarının bilimsel bir anlamı olmayan “Din vicdan işidir” tanımının, dini sosyal hayattan dışlayan bir anlayış olduğu bilinmektedir. Ancak, pratiği olmayan bu düşünceyle vicdanları yargılamak, yasal ve hukuk kurallarının ulaşılmaz noktasıdır. Böyle bir dînin, hâliyle sosyal yaşamda yeride olmaz. İslâm dîni ise, ibadetiyle, sosyal iş ve eylemiyle yaşamı kuşatan bir dindir. Dolayısıyla vatandaşın bu dîne olan mensubiyeti onu yaşamına geçermsi gerekir. İşte bu dîni yaşam içinde, günde beş vakit namaz kılmakta en başta gelen dini bir görevdir. İşveren bu kişileri işçi olarak aldığında, ben iş yerimde mesai saatinde namaz kılmaya izin vermem demesi doğru bir davranış değildir. İşveren bu yasaların esnekliği veya eksikliğinden yaralanıp bu tavrı gösteriyorsa yanlış yapıyor demektir. O zaman bu duruma yasalar çerçevesinde makul bir yol bulunmalıdır. İşçi-işveren haklarını bilimsel manada kullanacak ve savunacak medeni girişimcilik teşebbüsünü gerektiği gibi kullanmalıdır. Bu alanda dîni ibadetin uygulanmasını devlet yetkilileri yasal çerçevede düzenlemesi icabetmektedir. Aslında teknolojinin gelişmişliği her iki tarafı memnun edecek inceliğe ve hassasiyete sahiptir. Yeter ki gereken düzenleme yapılsın ve uygulamaya konulsun. Acizane bilgimle ben buna inanıyor ve bu anlaşmazlığın ortadan kalkacağını düşünüyorum. Tabi artniyet olmasın her vatandaş sorumluluk çerçevesini bilsin ve o alanda üzerine düşen görevi yapsın. Bu duygu ve düşüncelerle herkese esenlikler diliyorum.

İlgili haberler

Yorumlar kapalıdır

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.