Son Dakika

• No Posts Found

DÜNYA’NIN İLK KADIN HÜKÜMDARI TOMRİS HATUN

pelin yıldızSevgili okurlarım Türk’ün tarihi çok önemlidir. Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın da dediği gibi “Türk tarihi bilinmeden dünya tarihini yazamazsınız.” Bilhassa da efsane ve gerçekler arasında gidip gelen, tam anlamıyla gün yüzüne çıkartılmamış Türk tarihi daha önemli yanı sıra daha ilgi çekicidir. En azından ben böyle düşünmekteyim ve bu alanda elime geçen her fırsatta konu ile ilgili kitapları okumakta ve sizlerle paylaşmaktayım, bu bana ayrı bir zevk ve gurur vermektedir. Büyük önderimiz, eşsiz kahramanımız Mustafa Kemal ATATÜRK’ünde dediği gibi “‘’Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.’’ Bu yüzden ecdadımızı tanımak, bol bol okumak ATATÜRKÇÜ olmak ve büyük işler yapmak için ana vazifemizdir.

Gazetemiz YeniSöke’de bu hafta ki yazımın konusu birçoğunuzun duymadığı ‘Türk tarihinin’ şanlı bir Türk kadını olan Tomris Hatun’dur. Yüce Hakan Tomris Hatun’un asıl adı “Demir” Hatun’dur. Fakat eski Yunan tarihçilerinin “Tomiris” ve “Demurus” şeklinde telaffuz etmelerinden dolayı Demir” Hatun günümüze kadar “Tomris” Hatun olarak gelmiştir. Tomris Hatun’un Peçenek Türklerinden olduğu bilinmektedir. Onun, taşıdığı ad gibi demir olduğunu, tarihin bize bıraktığı satırlar arasından bulup çıkarmak güç değildir. Hz. İsa’nın doğumundan önce, altı yüzüncü yılda Türklerin (Peçeneklerin) hükümdarlığını yaparak tarihe de “dünyanın ilk kadın hükümdarı” olarak geçti.

Tomris Hatun’un devrinde, İran’da da Ahamenid sülalesi hakim bulunmaktaydı. Bu sülale zamanında İran orduları birkaç defa Doğu’ya saldırarak Türklerle savaşmışlardır. Tomris’in hükümdarlığı zamanında, İranlıların basındaki Hükümdar ise acımasız Kirus idi.

Kirus, önceleri Saka Türkleri ile çarpışarak onları yenmiş ve Batı Türklerinin güney kısımlarını ele geçirmişti. Bu savaşlardan on yıl kadar sonra ise, Peçenekler’e de saldırmıştır. Sürekli savaş çığlıkları atan Kirus’un dünya egemenliği gibi ütopik bir hayali de vardı.

Kirus’un Peçeneklere saldırmasının bir diğer nedeni ise Tomris’le evlenmek istemesidir. Peçenekler için Hatun başbuğun bu isteği reddetmesi savaşın çıkması için yeterli neden olmuştur. Tomris Hatun’un bu teklifi reddetmesine bir sebep olarak, bazı kaynaklara göre amcası bazı kaynaklara göre dedesi olan, Büyük Türk Hükümdarı Alper Tunga’nın Türk-İran Savaşları’nda başarılı olamayan İranlılar tarafından bir ziyafette zehirlenerek öldürmesi gösterilmektedir. Başka bazı kaynaklar ise Alper Tunga’nın İranlılar tarafından suda boğularak öldürüldüğünü yazmaktadır. Ölüm sebebi her ne olursa olsun Türk Hükümdarı Tomris Hatun dedesinin (amcasının) katilleri ile evlenemezdi. Bu olayı kendine yakıştıramazdı.

Savaş çıktı… Kirus önce, Tomris’in oğlunun emri altındaki Türk öncü kuvvetiyle karşılaştı ve onları bozguna uğrattı. Tomris’in oğlu düşmana yenilmenin verdiği yasla kendi kendini öldürdü. Bu savaşı kazanan ve gözleri dönmüş olan Kirus, Türk Hakanı Tomris Hatun’un da üzerine yürüdü. Binlerce insan ölmüştü ama gözü dönmüş Kirus’u hiç bir kan durduramıyordu. Türklerle, İranlıları bir kere daha karşı karşıya getiren bu savaş, pek kanlı oldu. Önce her iki taraf birbirlerine ok atmaya başladılar. Bu karşılıklı ok atışları öylesine şiddetli oldu ki, iki taraftan yaralanmayan hemen hiç kimse kalmadı. Böylece gayet kanlı bir başlangıçtan sonra, ordular mızrak ve kılıçlarla göğüs göğüse bir birlerine saldırdılar. Türkler çok kararlıydı. Alper Tunga’nın emaneti olan Hatunları Tomris’i Kirus’e vermeyeceklerdi.

Türklerin kadın başbuğu ile İranlıların erkek hükümdarının idare ettiği bu müthiş savaşın sonu çabuk geldi. Her vuruşmada olduğu gibi, bunda da zafer kartalı, kahramanlık, askerlik kabiliyeti ve zekâda üstün olan tarafın esiri oldu. Savaşı Türkler kazanmıştı…

Yüce Türk Hakanı Tomris Hatun hem milletinin ve yurdunun mukaddes sevgisiyle ve hem de savaşta yenildiği için hayatına kıymış olan sevgili oğlunun, gönlüne saldığı büyük acı ile dövüşmüştü ve başardığı bu kahramanca dövüşle, İran ordusunun büyük kısmını cansız olarak yere sermiş olmakla beraber, Ahamenid sülalesinin azgın hükümdarı Kirus’u da telef etmişti.

Kirus hayatında çok kan akıtmış bir hükümdardı. Bunun için, kahraman Türk kadını Tomris, bu kan akıtıcı adama, dünyaya ibret teşkil edecek bir muamelede bulundu ve Kirus’un kafasını kan dolu bir fıçıya atarak “Hayatında kan içmeğe doymamıştın, şimdi, doya, doya iç!” dedi. Bu hadise yüz yıllarca dünya milletlerinin dillerinde söylendi durdu ve bugüne kadar ulaştı.

İşte Tomris hakkında tarihin verdiği kaynak bilgiler bundan ibarettir. Geri kalan birçok hususlar efsanelerle karışmaktadır. Bu zaferin kazanılması büyük bir hadisedir. Çünkü Tomris, o sırada sadece Türklerin bir kısmının, yani yalnız Peçenekler’in hükümdarı bulunuyordu ve kumanda ettiği kuvvetler, bu bakımdan sınırlıydı.

Diğer taraftan Ahamenid hükümdarı ise, İran’ın hükümdarı idi ve ordusu nispet kabul etmeyecek kadar büyüktü. Üstelik bu hükümdar bir erkek ve karşısındaki ise bir kadındı fakat bir Türk kadınıydı.

Evet sevgili okurlar… Büyük Türk Milletinin büyük ve gizemli tarihinin yapraklarında daha nice önemli olaylar var… Kahraman Tomris Hatun ise bu sayfalardan sadece bir tanesidir.   Ne kadar anlamlı değil mi? O nedenle  Türk tarihini okumak, bir daha okumak, çok ama çok okumak gerekir… Kahraman Tomris, mazimizin göklerini süsleyen şanlı bir yıldızdır. Bu şanlı kadın, bütün Türk kadınlarına örnektir. Kim ne derse desin Türk tarihi başlatan kültürün mirasıdır… Tomris Hatun…

Türklük için, gençlerimiz ve çocuklarımız için, hepimiz için çok önemli olan bu kahramanlığı asla unutmamak ve unutturmamak gerekir. Temiz Türk kanını bozmak istemeyen, yurdunu ve milletini düşünen, atasının öcünü unutmayan, vatan ve millet sevgisini millî kin ile birleştiren Türkçü Tomris Hatun, Türklüğünden bîhaber olanlara ve her fırsatta Türk Ulusunu küçümsemeye çalışanlara, sözde (bazı) sanatçılara, boya kutularını kendine idol edinen ellerinden telefonu düşürmeyen Türk kızlarımıza örnek olmalıdır.

Eşsiz, benzersiz, temiz, şanlı ve üstün Türk tarihimiz içindeki kadın kahramanlardan sadece bir tanesidir Tomris hatun. Soylu Türk kızlarımız, uydurma ve yapay kahramanlar ile Türk olmayan kimseler yerine, tarihimizdeki kahraman Türk kadınlarını örnek alıp hayranlık duymalı, bu bilince sahip olmalı ve çevresini de bu önemli konuda uyarmalıdır. Bu bir Türklük görevi, bir vazife, bir şereftir.

Bu haftaki yazımı da Büyük ATATÜRK’ün bir sözü ile sonlandırmak istiyor ve saygılarımı sunuyorum…

“Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en aşağı bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgârlarıyla sallandı. Beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela, korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır. Kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.”

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.