Son Dakika

• No Posts Found

EĞİTİMDE GÖRMEK, DOKUNMAK ve HİSSETMEK ÇOK ÖNEMLİDİR…

alper tunga göçmenGünümüz eğitim sistemi akli olmaktan daha ziyade nakli bir şekilde yürütülmektedir. Öğretmen genellikle öğrencilere konuyu anlatır ve öğrenciler dinlerler. Anlatılan konunun pekişmesi yani öğrencilerin ezberlemesi için veya anlaması için daha sonra öğretmen o konu ile ilgili ev ödevleri verir. Bu ödevler çeşitlidir;  Öğrencinin yaptığı ve öğretmenin kontrol ettiği ödevlerdir bunlar. Öğretmen şu sayfadan şu sayfaya kadar okuyup gelin der bunlar kontrol edilmeyen ödevlerdir, kitap arkasındaki testlerin çözülüp etkinliklerin yapıldığı ödevler ve de öğrencinin bir konuya hazırlanması ve sınıfta arkadaşlarına anlatması istenilen ödevler de vardır… Öğrenci de yapar ve gelir.

Birkaç ay sonra bu konu hakkında öğretmen test çözer veya yazılı yapar genellikle, bilhassa da özel okullarda öğrenciler hep yüksek puan alır. Fakat mezun olduktan sonra o yüksek puan aldığı dersten veya dersin konusundan öğrenciye bir soru sorun veya konuyu anlatmasını isteyin tek kelime düzgün, mantıklı, doğru cümle duyma ihtimaliniz çok düşüktür. Öğretmenin öğrencilerine vermiş olduğu ödevler genellikle ders kitaplarının ötesine geçmez, araştırma dediğimiz olay günümüz eğitim sisteminde yalnızca kitaplardan ilgili bölümler bulunarak okumaya daha sonra bu okuduğunu anlatmaya yönelik olmuştur.

Kısacası her ne kadar akıllı tahta, akıllı kalem, akıllı silgi, projeksiyon aleti vs olsa da eğitim her zaman akli olmaktan ziyade naklidir. “Akıllı tahta, silgi, kalem vs” silsilesi eğitimi nakliden akliye dönüştürmez. Eğitimi biraz daha zevkli ve anlaşılır hale getirir.

KÖY1Fen derslerinde öğretmenlerin işi biraz daha kolaydır eğer laboratuar imkânları varsa; fakat sosyal bilimler de ve derslerinde öğretmenler çok şanssızdır çünkü Sosyal Bilgiler dersinin, Tarih, Sosyoloji, Türkçe vs. derslerinin laboratuarı bilhassa da Tarih, Coğrafya ve Sosyal Bilgiler derlerinin laboratuarı doğadır, tarihi mekânlardır, hayvanlar, ağaçlar, akarsular, antik şehirler, müzelerdir vs vs…

Şimdi ben duyduklarıma, okuduklarıma çok sevindim ve şaşırdım. Bingöl’de Fatih İlköğretim Okulunda Öğretmenimiz Dilek ÖZGÜL bu olayı çözmüştür. Ve de mükemmel bir şekilde… Şöyle ki: Okullarının eski sigara içme odası olarak kullanılan 15 metre karelik mekânı Doğa Müzesi’ne çevirmişler. Müzede sergilenen yaklaşık 300 kadar kayaç, bitki ve hayvan örneği, sadece Bingöl değil hem Türkiye hem de Dünya’nın pek çok yerinden getirilmiş.

Müzedeki eğitimi vermekten sorumlu olan kişiler, müzeyi kuran öğrenciler olmuş böylelikle bir anlamda öğrenciler eğitmen de olmuşlardır.

Bu müze, Kasım 2008’e kadar hizmet vermiş ve yaklaşık olarak 1 yıl içinde 2.300 civarında öğrenci ve 110 civarında öğretmen gezmiş. Müzede neler mi var?

KÖY35 metre karelik bir odada hizmet veren müze de, 7 farklı bölümden oluşuyor. Bu bölümler şöyledir: Su altı, Kara, Çöl, Ormanlar, Kutuplar, Tarih Öncesi, Uzay.

Aşağıdaki resimlere baktığınızda ne kadar güzel ve eğitici bir çalışma olduğunu daha iyi anlayacaksınız. Fakat tek bir üzücü nokta vardır, Türkiye’de halen ilk ve tektir. Ayrıca kent müzesi olmayan 18 ilden biri olan Bingöl’ün de ilk ve tek müzesi olan bu çalışma, Bingöllü çocukların, hem diğer çocuklara hem de yaşadıkları kente armağanlarıdır.

Tebrik ediyorum Dilek Özgül Öğretmenimi ve tebrik ediyorum akıllı, çalışkan, Türk Öğrencisini… Aynı çalışmaların Türkiye’nin her köşesinde görmek eğitimimize çok büyük katkı sağlayacaktır… Bilhassa da özel okullarımızdan bu projeyi beklemekteyiz. Eğer okullarında böyle bir proje hayata geçirmek isteyen öğretmenlerimiz, yöneticilerimiz, öğrencilerimiz varsa Yeni Söke Gazetesini aramaları yeterlidir.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.