Kendimize Sormamız Gereken Soru…….

mustafa mesut özekmekciOsmanlı İmparatorluğunun en meşhur sadrazamlarından olan Keçecizade Fuat Paşa Padişah Sultan Aziz’in Paris gezisi sırasında Fransa İmparatoru 3. Napolyon ile dönemin problemlerini tartışmaktadır. İmparatorun Fuat Paşanın nezdinde Osmanlıdan istekleri açıktır. Süveyş Kanalı açılmalı, Girit, Osmanlılardan alınıp Yunanistan’a verilmeli, Kudüs’teki kutsal yerlerin Katoliklere ait olanların yönetimi Fransızlarda olmalıdır. Ancak Osmanlı İmparatorluğunun bunlara kolay kolay razı olmayacağını bilen İmparator, paşaya aba altından sopa gösterir:

“Bu sorunlar sizin için bir dert… Yorgun omuzlarınızdan bunları atınız… Devletinizin ne kadar zayıfladığı bütün dünyada biliniyor.”

Fuat Paşa, gülerek karşılık verir:

“Haşmetmeab, siz, bendenize, başka bir devlet gösterebilir misiniz ki, üç yüz senedir, dışarıdan sizlerin, içeriden bizlerin, devamlı tahribine direnebilmiş! Evet, üç yüz senedir, siz dışarıdan, biz içeriden, bu devleti yıkamadık!”

Bugün Türkiye cumhuriyetinin sorunlarının temeli Fuat Paşanın sözlerinde gizlidir. Bu devleti zayıflatmak ve yıkmak için bütün dış düşmanlar yeni yeni oyunlar icat ederken ve bölgemiz tam bir ateş çemberi haline gelmişken biz birlik ve beraberlik içinde olmamız icap eden bu günlerde gerekli serinkanlılığı gösteremediğimizden dolayı bir iç çatışmaya sürüklenmekteyiz. Öyle ki bu oyunlar neredeyse tüm cumhuriyet tarihi boyunca sergilenmiştir. Önce seçilmişler ve atanmışlar üzerinden bu olmayınca laik ve muhafazakârlar üzerinden bu da olmayınca sağcılık ve solculuk üzerinden toplumuzun temeline dinamitler konulmuş ve toplumumuz bölünmeye çalışılmıştır. Bu gün oynanan oyun ise “Türklük ve Kürtlük” üzerinden yürütülmektedir. Hâlbuki Türkler ve Kürtler Selahattin Eyyubi’nin Kudüs’ü fethinden, Yavuz Sultan Selimin İran seferinden, Abdülhamid’in Rus ve Ermeni güçlerine karşı kurduğu Hamidiye alaylarından ve dahi Çanakkale savaşından beri birlik ve beraberlik içindedirler. Kurtuluş savaşının Gazi Meclisi bu birlikteliği onaylamakta “Anadolu’da Türk ve Kürt kavmi beraber yaşamaktadır” diyerek mevcut durumu ifade etmektedir.

Akdeniz ülkelerine özgü olan çabuk ve ani reaksiyonlar verebilen toplumuzun bu zaafiyeti düşmanlarımız tarafından bilinmektedir. Bu bakımdan düşmanlarımızın en çok arzu ettiği şey ülkemizde etnik temelli bir iç savaş çıkarmaktır. Günlerden beri medyada yapılan dezenformasyon hareketleri toplumumuzu manipüle etmeye yöneliktir. Düşmanına bile müşfik davranmakla bilinen Türk milletini kendilerine benzetip karakterini bozmaya çalışan bu hareketlere imkân vermemeliyiz.

Yüz yıllardır beraber yaşadığımız din, dil ve kültür olarak tamamen kaynaştığımız Kürt vatandaşlarımıza yapılacak olan her tür şiddet eylemi onları biraz daha pkk terör örgütünün kucağına yönlendirmekte olduğunu anlamamız gerekmektedir. Bilinçsizce yapılan bu şiddet eylemleri arttırılarak ülkemiz karanlık bir geleceğe doğru savrulmak istenmektedir. Her bir vatandaşımızın etnik aidiyeti ne olursa olsun çevre ülkelere bakıp kendisine şunu demesi gerekmektedir. ”Orta Doğu denen bataklıkta bir vaha olan Laik, Demokratik, Modern Türkiye Cumhuriyetini nasıl koruyup, güçlendirebiliriz?

Eğer bu gün kendimize bu soruyu sormazsak imparatorluğumuzu kaybettiğimiz gibi cumhuriyetimizi ve dahi Allah korusun vatanımızı bile kaybedebiliriz. Ve bilmeliyiz ki biz Türklerin ve Kürtlerin yani Müslümanların bu dünyada gidebilecek başka bir yerleri yoktur. Bunu anlamak için Suriye’den ülkemize gelip Avrupa’ya geçmeye çalışan mültecilerin ve bu mülteciler arasında bulunup cansız bedeni Akdeniz kıyısına vuran 3 yaşında ki Aylan Kurdi’nin dramını bilmek yeterli olur.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.