Son Dakika

• No Posts Found

En büyük düşmanımız: Fanatizm

 mustafa mesut özekmekciÜnlü sosyolog İbn-i Haldun’un coğrafya ile ilgili çok meşhur bir sözü vardır 

“Coğrafya kaderdir”.

Ancak coğrafya bir ülkenin, bir ulusun sadece fiziksel anlamda kaderini belirleyen bir olgu değildir. Coğrafya toplumların ve doğal olarak bireylerin ruh haline sinmiş bir olgudur. Türkiye’nin fiziksel coğrafi şartlarının avantaj ve dezavantajları günümüzde herkes tarafından bilinmektedir. Peki, bu coğrafyadaki bireylerin ruh hali? Bu ruh halinin bilincimizde yarattığı akisler? Sanıyorum bizim gibi günlük yaşayan toplumların gözden kaçırdığı önemli bir sorun coğrafyanın ruh halinde yarattığı etkilerdir. Değinmek istediğim husus ise bizim coğrafyamızın bizde yarattığı Fanatizm hissi. Ben bir birey olarak yıllardır her türlü izm’i tehlikeli bulan, bu izm’lere körü körüne bağlanmanın ise daha tehlikeli olduğunu düşünen bireylerdenim. Ancak kaderin garip bir cilvesiyle dünyada izm’lerin en yoğun olarak toplumları etkilediği Orta Doğu – Akdeniz coğrafyasında doğmuş bir Türküm. Bilinmelidir ki bizim tüm tarihimiz serinkanlı düşünmeyi bıraktığımız anlarda yapılan hataların sonuçlarından ibaret ve ne yazık ki bugün de aynı hatalara doğru bilinçsizce sürüklenmekteyiz. Biliyorum insanın ruh haline sinmiş, düşünce yapısıyla birlikte eklemlenmiş fikirleri değiştirmek çok zordur. İşte her şeyi anlamımız gereken nokta da tam olarak burasıdır. Fikir sandığımız olgular aslında mantık süzgecinden geçmemiş, geçirilmemiş hislerdir. Bugün Türkiye ne yazık ki Roma arenalarındaki gladyatörler gibi sadece içgüdüyle hemen hemen her konuda birbirini ezmeye çalışan insanların çatışmalarıyla yükseliş ivmesini kaybetmiştir. Ülkemizin temel sorunlarını bu içgüdülerimizle çözmeye çalışırsak sonucun kötü olacağı ise aşikârdır. Nihayetinde Arenada kazanan sadece “imparatorlardır”. Tarih, tarihimiz ise bu misallerle doludur.1968 yılında hızlanan sağcılık-solculuk kavgası 1980 darbesine kadar toplumumuzu ikiye bölmüştür. Bir kısım gençlik sol ideolojilere doğru kayarken bir diğer kısım ise sağ ideolojileri benimsemişti. En basit tabirle anlatmak gerekirse bir taraf Marx, Lenin, Hikmet Kıvılcımlı’nın kitaplarını okumayanı adamdan saymazken bir diğer kısım Necip Fazıl, Alparslan Türkeş’in eserlerini okumayana aynı muameleyi yapmaktaydı. Solcular sağcıları Amerikan uşaklığıyla suçlarken, Sağcılar solcuları Sovyet uşaklığıyla suçlamaktaydı. Hatta fanatizm boyutları o kadar artmıştı ki gruplar kendi içlerinde bile fraksiyonlara bölünmüşlerdi. Bu çatışmaların sonucunda her iki cenahtan da birçok parlak genç öldü, öldürüldü ve dahi idam edildi. Bu fanatizmin neticesinde kaybeden sadece ülkemiz ve toplumumuz oldu. Uzun lafın kısasını en kaliteli ve talihsiz düşünce adamlarımızdan Cemil Meriç söylemiş. “Zıt fikirlere kulaklarımızı tıkamak, kendimizi hataya mahkûm etmek değil midir”? Bugün ise pkknın hain saldırılarının amacı toplumumuzu tıpkı geçmişteki gibi fanatizmin hastalıklı ağına düşürmektir. Ne yazık ki toplumuzun bir kısmının olaylara verdiği tepki vatandaşlarımızı darp etmek, iş yerlerini yok etmektir. Bir diğer kısmının verdiği tepki mevcut hükümete ve cumhurbaşkanına hakaret etmek, lanet etmektir. Hâlbuki bu iş ne vatandaşlarımızı darp etmekle çözülür, ne de hükümete ve cumhurbaşkanına hakaret etmekle. Bunu anlamamak ise sadece işlerin çözümünü zorlaştırır ve ülkemize zaman kaybettirir.  Tıpkı 1968 ve sonrasında günümüze kadar yaşanan olaylar gibi.

Gelin toplumumuzun siyasetten, spora, sanattan, bilime kadar her alanına sirayet etmiş sinsi ve öldürücü bir virüs olan FANATİZM hissinden kurtaralım. 

Bize özgü ve yüzyıllar öncesinden söylendiği gibi. “Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir.” ( Enfâl Suresi 8:22)

Çok geç olmaması dileğiyle…….

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.