Son Dakika

• No Posts Found

YÜZBAŞI ŞERAFETTİN KİMDİR ve YÜZBAŞI ŞERAFETTİN’E YAZILAN BİR MEKTUP

kemal arı png Gazetemizin daha önceki sayılarında Yüzbaşı Şerafettin’in kim olduğuna ve bu ülke için ne gibi unutulmaz hizmetler yapmış olduğuna dair yazımızı Prof. Dr. Kemal ARI Hocamızın kaleminden yayınlamıştık. Yüzbaşı Şerafettin’i faaliyetlerini, yaşam öyküsünü, Kurtuluş Savaşımıza katkısını ayrıntılı ve bilimsel bir şekilde öğrenmek isteyenler için Hocamız Prof. Dr. Kemal ARI’nın kitabının tanıtımına da gazetemizde yer vermiştik.

Bugün bu yazımızda yine Hocamız Kemal ARI’nın kaleminden “Yüzbaşı Şerafettin’e Yazılan Bir Mektup”’u yayınlayacağız. Fakat Yüzbaşı Şerafettin’in kim olduğuna dair gazetemizde çıkan yazıyı kaçıran okuyucularımız için Yzb. Şerafettin Bey hakkındaki yazımızı özetleyerek tekrar yayınlamayı uygun gördük ve arkasından Prof. Dr. Kemal Arı Hocamızın kalemiyle “Yüzbaşı Şerafettin’e Yazılan Bir Mektup”’u yayınlayacağız.

 Yüzbaşı Şerafettin Bey kimdir?

ata1İzmir’e 9 Eylül günü ilk olarak giren ve Hükümet Konağı’na Bayrak Çeken; ödül olarak da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten, Buhara’dan Gelen Değerli Kılıcı Ödül Olarak Alan Bir Kahramandır. Yüzbaşı Şerafettin Bey, ulusal Kurtuluş Savaşı’na katılan yurtsever bir Türk süvari yüzbaşısıdır. Sakarya Savaşı’ndan sonra Buhara Cumhuriyeti’nin gönderdiği üç kılıçtan biri Atatürk’e, biri İsmet Paşa’ya, üçüncüsü de işgal altına ilk girecek “fatih”e verilmek üzere Atatürk’e teslim edilmiştir. Atatürk bu kılıcı Batı Cephesi Komutanlığı’na teslim etmiş ve bir konuşma yaparak; “Sakarya Savaşı’nı kazanan ordumuz, inşaallah İzmir’e girerek, bu kılıcı da kazanacaktır. Ben de bu kılıcı İzmir’e ilk giren fatihe vermekle şerefyaab olacağım” demiştir.

Türk Süvarileri 9 Eylül günü İzmir’e girdiler ve en başta Yüzbaşı Şerafettin, arkasında müfrezesi; önce Halkapınar’da tuzağa düşürüldüler. 4 şehit verildi. Pasaport’ta Yüzbaşı Şerafettin’in atının ayakları altına atılan bombanın infilak etmesiyle ağır bir yara aldı. Ancak atını değiştirerek, müfrezesinin başında Konak Meydanı’na ulaştı. Yaralıydı. Koşarak gelen bir genç, elde dikilmiş bir Türk bayrağını kendisine verdi. Koynuna soktu. Koşar adım Hükümet Konağına girip, Yunan bayrağını gönderden indirip Türk bayrağını çekti. Bayrağı çekerken, göğsünden sızan kanların bayrağa bulaştığını gördü. Şunu söylüyordu: “Kanımın bulaştığı bayrağıma şimdi de gözyaşlarım bulaşıyor. Ölsem ne gam… İzmir’e ilk ulaşan biz olmuştuk ya!”

15 Eylül günü düzenlenen bir törenle Atatürk bu kılıcı Yüzbaşı Şerafettin Bey’e verdi.

Sonra boynundaki yara nüksetti; kısmi felç oldu ve malulen emekli oldu. Zor günlerinde kılıcını bütün zorluklara rağmen, elinden çıkarmadı. Ölmeden önce, İstanbul Valiliği aracılığıyla kılıcı İzmir Belediyesi’ne göndermek istedi: Ancak kılıç, bilinmedik bir şekilde kayboldu… Zaman içinde; Son Kurşun’u atan bu önemli kahraman, ne yazık ki unutturulmak istendi. Kimileri çıkıp, bu tarihi onurla kendi yakınlarının bağını kurmaya çalıştılar.

Zaman içinde Yüzbaşı Şerafettin Bey’in adına Balçova  Belediyesi bir park açtı. Dokuz Eylül Üniversitesi, Sabancı Kültür Sarayı’ndaki salonlarından birine Hasan Tahsin’in, ötekine Yüzbaşı Şerafettin’in adını verdi. İzmir’de bir semtin ve Alsancak’ta bir sokağın adı oldu ve en son; Karşıyaka Belediyesi tarafından yaptırılan Milli Mücadele Açıkhava müzesinde, Mustafa Kemal Atatürk’ten üçüncü kılıcı alırken, Yüzbaşı Şerafettin’in figürü bir rolyefte yer aldı. Han Tiyatrosu tarafından bu muhteşem tarihsel olay oyunlaştırıldı ve “Kordon’da Nal Sesleri” adıyla sahnelendi. Tarafımdan (Kemal ARI) yazılan “Üçüncü Kılıç” adlı kitapta konu, enine boyuna ele alınarak; bir inceleme yapıt olarak ortaya konulduktan sonra bu gelişmeler yaşanmıştı. Ancak yetmez ve yetmeyecek… Ve hep şu sorgulandı ve sorgulanacak: Son kurşunun atıldığı Konak Meydanı’nda niçin bir kurtuluş anıtı yok? Ve soruyoruz: Niçin Konak’ta bir Kurtuluş anıtımız yok! Yapılacak bir anıtta, Üçüncü Kılıç’la Yüzbaşı Şerafettin’in ve silah arkadaşlarının figürüne yer verilse, kurtuluşun ta kendisi olan o tarihsel an; yani 9 Eylül günü, Türkiye’yi var eden o muhteşem gün bir yadigâr olarak gelecek kuşaklara aktarılmış olmaz mı? Hep aydınlık yüzüyle övündüğümüz İzmir; niçin kendi kimliğinin en önemli parçalarından biri olan bu tarihsel anı bir anıtla taçlandırmıyor?

ata2Yüzbaşı Şerafettin’e Yazılan

Bir Mektup:

İzmir’in kurtuluşunun hemen sonrasında, 26 Eylül 1922 günü Yüzbaşı Şerafettin Bey’e bir mektup geldi. “Mecid Mağmumi” imzasını taşıyan mektubun sahibi mektubu İstanbul’da, Galata’da, Kigork Bey Hanı’ndan yazmıştı. Mektubuna önce; “İzmir’e ilk olarak giren Süvari Kıtası Kumandanı Binbaşı Şerafeddin Beyefendi” diye resmi bir söylemle başlıyor; ardından hemen dil, resmi söylemden sıyrılarak, duygulu ve içten bir söylemle sürüyordu. “Muhterem Kardeşim, efendim!” diye devam eden mektup şöyleydi: “Kalbimde samimi coşkuya karşı koyamayarak size müsaadenizle ‘Kardeşim’ diye hitap ediyorum. Şu muazzam hareketin başlıca hedeflerinden biri olan o güzel İzmir’de, kente girerken infilak ettirilen bombaların bu imhasında muhafaza eylediğiniz sükûnet ve olgunluğa hayran olan yabancı bir gazeteci günlerce geçtiği haberlerde, gördüğü binlerce zulüm yıkıntılarına rağmen, dünyanın hemen hiçbir ordusuna nasip olmayan yüceliği gösteren Türk askerinin olgunluğu ve yiğitliği karşısında iftihardan kendini alamamış; “İnsanın göğsü kabarıyor. Türk kahramanlığını temsil eden şu müstesna yüce hareketiniz, milli tarihilimize bir heykel gibi büyüktü. Şanlı, altın gibi bir sayfa daha ekliyor. Emirlerin dile getirilme biçimindeki samimiyet derecesini ortaya koyan bu övünülecek ve onur duyulacak hareket milletin kalbinde var olan azim ve imanı bir kat daha güçlendirdi. İşte güzide hareketlerinizin ben kul, kölede doğurduğu övünç ve gurur ile mübarek gazanızı en samimi kalbimle tebrik eder ve bu vesile ile minnet ve şükranlarımı sunarım; aziz kardeşim efendim.”

(KAYNAK: Gnkur. ATASE Arşivi, Koleksiyon: ISH, Kutu No:2192; Gömlek No:49-93, Belge No:1-3; şurada: Askeri Tarih Belgeleri Dergisi…, s.256.

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.