Son Dakika

• No Posts Found

“TÜRKİYE’YE DEMOKRASİ ÖCALAN’LA GELECEKMİŞ… (Yav de git! Bozma insanın asabını cahil cahil konuşup.)

kemal arı pngTaktım, bu demokrasi konusuna… Sanki dünyada eksiksiz bir demokrasi varmış gibi, ikide bir; güçlü olanın kendi haline bakarak, demokrasiyi güçsüz için bir baskı aracı olarak kullanması yok mu! Tav oluyor insan… Gücü olan, güçsüz olana koşulları dayatıyor. Ya da fırsatçı geçiriyor fırsatı eline, tehdit ederek demokrasi çığırtkanlığı yapıyor. Örneğin; Türkiye Öcalan’ın görüşleri doğrultusunda giderse demokrasiye ulaşacakmış iyi mi? Az duymadık bu sözü; dün “çözüm” denilen “çözülüş” sürecinde… Ve şimdi de buna benzer hezeyanlar… Bir ülke bir teröristten nasıl medet umar hale gelir? Oysa demokrasi o ya da bunun himmetine kalmaz, kalamaz. Onun temel ilkeleri vardır ve belli koşulların yerine gelmesi gerekir.

Tarih boyunca da hep farklı farklı anlaşılmıştır ve insanlık hep tartışmıştır bunu. Örneğin Aristo! En mükemmel yönetim biçimi olarak “Aristokrasi”yi önermiş. Yani seçkinlerin yönetimini ve dikkat edin, kendi adıyla adlandırmış bu yönetim biçimini. Ona göre üç yönetim biçimi vardır; bu üçü de iyi işletilirse iyi yanları olabilir… Ya kötü yanları varsa? Ya demokrasi amaç olarak değil, araç olarak kullanılıyorsa? Öyle ya! Bir şeyi, çok iyi niyetle kullanırsın, topluma hizmet eder; çok kötü niyetle hareket edersin, araç haline getirirsin; topluma bela ve yıkımdan başka bir şey getirmez.

Büyük bilge şunu söylüyor: Monarşi kişilerin yönetimidir. Yasama, yürütme ve yargı erki kişinin elindedir. Krallar, bu yetkiyi kullanırken, pekâlâ halklarının mutlulukları için çalışabilirler. Ya kendi çıkarları için bu sistemi kullanırlarsa! İşte o zaman Monarşi başa bela olur, büyük müstebitler, tiranlar ortaya çıkar. Aristokrasi, toplumda bilge insanların yönetimidir. Ancak bilge olarak seçtiklerin, toplumun başına bela da olabilir… Kendi çıkarları için çalışır ve işte o zaman aristokrasi bozulur, oligarşiye döner, baskı artar.

Gelelim demokrasiye: Demokrasi sokaktaki insanın yönetimidir. Bu erki kullanırken toplum, herkesi eşit sayar: En bilge ile en serseriyi, sokaktaki kültürsüz kişiyle, toplumun en bilgilisini. Bu, pespaye, döküntü insanların yönetime araç olmasından başka bir şey değildir. İyi işletilirse, belki bu da topluma hizmet yolu olabilir. Tam 1.500 yıl önce düşünmüş bunları Antik dönemin bilge insanları ve gelinen noktada Türkiye’yi düşünün: Atatürk gibi çağların en büyük dehası, kuldan yurttaş, tabadan halk; cemaatten ulus yaratsın… Egemenlik erkini ulusa versin ve çağdaş bir ülke kursun… O vesayetçi bir zorba rejimi getirmiş olsun ve karnını kaşıyarak kamera karşısına geçen ve ülkeyi yıllarca kana ve ölüme bulamış bir adamdan demokrasi umulsun… Öyle mi? Ve bunu söyleyenlere de bakın: Kendi içine kul olmayı sürdürebiliyor… Sürü olmayı kabullenebiliyor… Özgürleşememiş beyinlerle ülkeye demokrasi getirdiğini söylüyor… Ancak cemaatten ve tarikat bağlarından vazgeçemiyor… Ve dahi bunu demokrasinin sivil toplum örgütlenmeleri olarak gören hezeyan dolu yorumlar yapabiliyor… Ve şimdi de çıkmış, terör ve terörist ile uzlaşmaktan çözümden söz ediyor ve bunu da askeri vesayet ve zorba düzenin eseri olarak gördüğü cumhuriyetin kuruluş dönemlerindeki iğretiliklerden (?) sıyrılarak, gerçek demokrasi ve özgürleşme olarak aktarabiliyor. Utanmıyor; sıkılmıyor, arlanmıyor… Çığırtkanlığının para ettiğini biliyor şark kafası… Ve öte yandan da gencecik insanlar kanlı gövdeleriyle buz tutmuş kar yığınları arasına düşüyor… Yav, de git! Bozma insanın asabını cahil cahil konuşup…

Saygılarımla

İlgili haberler

Yorum yaz

Eposta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.