Nüktedan – ZAMANA UYMAK

Sevgili dostlar, bilirsiniz halk  arasından dolaşan bir takım sözler, deyimler, teamüller, örf-âdet ve gelenekler vardır. Tasvip edip onaylamasak bile, öyle bir zamanı gelir uygulamak zorunda kalıyoruz. Neden?.. Topluma karşı ayıp olmasın! Hısım-akraba, eş-dost ne der?.. Son zaman bu konuyla ilgili bir söz çıktı “Mahalle baskısı”. Öyle veya böyle, bilmem farkındamısınız? Uygulamak zorunda kaldığımızı söylediğimiz o şeylerin bazıları, bizi sadece günaha sokarken, bazıları da şirke düşürüyor. Bunun hiç farkında değiliz veya hadi canım sende! diyerek kâle almıyoruz. Ne diyoruz? Ne yapalım dostum, zamana uymak lazım! Bazen bu bile hafif gelir, ah dostum ah sen görmüyormusun nasıl bir zamanda yaşıyoruz der hayıflanmamızı zirveleştiriyoruz. İyide, dürüstlük ve doğruluk denen bir şey vardır. Ona ne oldu? O ne zaman işe yarayacak? Hiç olmayacak bir sohbette konuştuğunda, atarken mangalda kül bırakmayanlar, doğruyu söylemek ve dürüst olmak gerektiği yerde kıvırtıyor, lafları eğip-büküyor veya susup-sessiz kalıyorlar. Böyle bir durumda karşılarına biri dikilse, sahtekar adam, yalan söylüyorsun veya ne susuyorsun kalkıp gerçeği haykırsana dese, ne yaparlar? Çok  haklısın: doğru söylüyorsun mu derler? Yoksa, o adamın üstüne yürür, kaşını-gözünü mü patlatırlar? Elbette, eğer mani olan olmazsa ikincisini yaparlar. Sahtekarlıkları ve yalancılıkları açıklansın istemezler. Buna izzetli nefisleri izin vermez!..   Aziz dostlar, işte günaha girmeler, şirke düşmeler ve haksızlığın karşısında dilsiz şeytan kesilmeler bu devrin insanının en çok müptelası olduğu iptilalardır. Övgüler ve methü-senalarla kalıbına sığamayan insanlara, bir hatasını, yanlışını söylemeye gör, sana karşı öfkesinin ve hıncının karşısında duramazsın. Gücünün derecesine göre nasibini alırsın! Bunların öyleleri var ki, Allah’ın adaletinin tevziini bile kendileri yaparlar. Ama neden? Evet, neden böyle oluyor? O insanları bu duruma getiren sadece cehaletlerimidir? Yanlışları, hataları sorgulanmıyor. Medeni cesaret denilen bir şey var, kökeni bilgiye dayanır. Özellikle İslam Dininde bunun müsemahası ve affı yoktur. Yani, işlediğim cürmün cezasının bu olduğunu bilseydim yapmazdım demek, kişiyi o cezayı çekmekten kurtarmaz. Onun için unutmayalım, kendi sorumluluk çerçevesinde dini yükümlülüklerini iyi ve doğru bilmek her müslümana farzdır. Bile-bile yanlış yapmayacak, bile-bile bir günahı devamlı işlemeyeceksin. Bile-bile sürekli yanlış yapanı ve günah işleyeni gördüğün halde, bile-bile onu tasvip etmeyecek ve onaylamayacaksın. Kur’an ne diyor? “En yakınlarınızın aleyhine bile olsa doğruluktan ayrılmayın” Gönlü kırılır, bana darılır, kızar ve aramız açılır deyip mazeret üretmeyeceksin. Eğip-bükmeden anlayacağı şekilde doğruyu-dosdoğru söyleyeceksin. Değerli dostlar, zamana uyacaksın diye bir kural yoktur. Doğruyu yapacak ve gerektiğinde doğruyu haykıracaksın. Bu hem insani ve hem de islami bir kuraldır. Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir. Küçük hatalar işlene-işlene büyük hatalar olur, büyük hatalarda insanı büyük badirelere sokar ve sonuda hüsran olur. Gökten yoğmur damla-damla düşer, ama tedbir alınmazsa büyük seller oluşur ve önü alınmaz büyük felaketlere sebep olur. Onun için hiçbir hatayı ve yanlışı küçük görüpte basite almayalım, es geçip, üzerinde durmaya değmaz demeyelim. Bunların, tarih sabittir ki ne büyük belalara sebep olduğunu biliyoruz. Mesela, Sabatay Sevi, Simavna Kadısı, Torlak Kemal, Kabakçı Mustafa, Patrona Halil ve Fetullah Hoca. Ama, dedik ya! Cehaletin gözü kör olsun. Okuyup-öğrenmeyi emreden Kur’an, cahillerden olma, cehaletten yüz çevir diyor. Kulaktan dolma değil, gözle görerek okuyup aklını çalıştır, ilim ve irfanla “Akleden kalp sahibi ol” diyor. Yoksa, kendilerini herkesin üstünde gören, yalan-dolan ve entrikalarla çevresini ören, içinde yaşadığı veya ayni inancı paylaştığı insanları sizden-bizden diye ayırıp bölenlere kanar gidersiniz. Bu nedenle, Yüce Allah cümlemize selim bir kalp, mümeyyiz bir akıl, iman bilinciyle donanmış bir idrak nasip etsin diyor, hoşça ve dostça kalmanızı diliyorum.

LEBİD

Paylaş

İlgili haberler

Yorum yaz

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.