– RÖPORTAJ – iLK MiLLi SPORCUMUZ OSMAN ATEŞ, GURURUMUZ OLMAYA DEVAM EDiYOR

muzaffer-yavasogluRÖPORTAJ: Muzaffer YAVAŞOLU

Söke’nin başarılı sporcusu ve akademisyeni olarak tanıdığımız Yrd. Doç. Dr. Osman Ateş ilebilinçli yapılan sporun önemini ve antrenman hatalarını konuştuk.

 

 

YENİSÖKE: Biraz kendinizden bahseder misiniz?

ATEŞ: 1984 yılı Söke doğumlu, Orhan ve Leyla Ateş’in oğluyum. Şuan İstanbul Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Antrenörlük Eğitimi Bölüm Başkan Yardımcısı, Yardımcı Doçent Doktor olarak çalışıyorum.

Doğduğum ve büyüdüğüm Cumhuriyet Mahalle’sinde çok hareketli bir çocukluk dönemi geçirdim. Tüm komşu teyzeler çok yaramaz, çok hareketli bir çocuk derler. Tabi kendi ailem de aynı şekilde. Sokakta oynadığımız oyunlar sırasında birkaç defa hastanelik olduğumu hatırlıyorum mesela.

YENİSÖKE: Spor hayatınıza nasıl başladınız?

fullsizerender-4ATEŞ: 1989 yılında babamın desteği ile karate ile spor hayatım başlamış oldu. Belki de babam, her izlediğim karate filmi sonrası onun üzerine atlamamdan bıktığı için karateye başlattı. İyi ki de öyle olmuş. Spor yapmak için attığım ilk adımda çok değerli bir hoca ile saygıdeğer Şimşek Gökpınar ile tanışma fırsatım oldu. Söke’de 1987-1988 yıllarından beri çok kişinin hayatına küçük dokunuşlar yapmış, gerek spor gerek eğitim hayatlarını olumlu şekilde etkilemiştir. Lise mezuniyetim sonrası üniversite hayatımın başlamasında büyük faktördür Şimşek hocam. Çünkü daha o yıllarda milli bir sporcu olabilirsem sınavsız şekilde üniversite öğrencisi olabileceğimi, daha sonrasında yüksek lisans doktora eğitimi alarak üniversitede akademisyen olabileceğimi söylerdi hep.

YENİSÖKE: İlk uluslararası başarınızı ne zaman kazandınız?

ATEŞ: 2001 yılında Söke’nin ilk milli sporcusu olarak Balkan Karate Şampiyonu olmuştum. Hayaldi bu benim için. Milli takıma girmek, ay yıldızı göğsümde taşımak bir rüyaydı gerçekten. Düşünsenize iller arası Karate müsabakalarından bir anda Milli Takım düzeyine yükselmek… Bir Sökeli olarak ailemi, ilçemi, ilimi, ülkemi en iyi şekilde temsil etmenin verdiği onur ve gurur ile altın madalyayla dönmüştüm memleketime. İlk milli takım eşofmanım ile Söke sokaklarında gezdiğim gün, dün gibi aklımdadır. Sonraki yıllarda birçok kez milli takım adına yarışma, dereceler elde etme şansım da oldu.

fullsizerender-9YENİSÖKE: Eğitim hayatınızdan bahseder misiniz?

ATEŞ: 2006 yılı İstanbul Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu mezuniyetim sonrası, 2008 yılında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Spor Fizyolojisi Bilim dalında yüksek lisans eğitimimi tamamladım. Hemen akabinde Marmara Üniversitesi Spor Sağlık Anabilim dalında doktora eğitimime başlamıştım. Doktora eğitimimde kazandığım Avrupa Birliği bursu ile yurt dışında Estonya ve Finlandiya’da eğitimime devam ettim. Bu süreçte birçok kongre ve sempozyumlarda sözlü-poster sunumlarım oldu. Genç araştırmacı ödülleri kazandım.

YENİSÖKE: Ne zamandan beri akademisyen olarak çalışıyorsunuz?

ATEŞ: 2008-2012 yılları arası İstanbul Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Hareket ve Antrenman Anabilim Dalında Araştırma Görevlisi, 2014 yılı itibari ise yardımcı doçent olarak çalışıyorum. Uzmanlık alanım Spor Fizyolojisi, Antrenman ve Performans.

söke, ilk milli sporcu, yenisöke, osman ateşYENİSÖKE: Görevli olduğunuz başka kurum ve kuruluşlar var mı acaba?

ATEŞ: Tabi aktif şekilde görev aldığım, danışmanlık yaptığım kurum, kuruluş, dernek ve spor federasyonları var.  Türkiye Futbol Federasyonu Performans ve Sağlık Kurulu üyesiyim. Türkiye Futbol Federasyonu son bir yıldır Atletik Performans Antrenörlüğü Kursu adı altında kondisyoner yetiştirme kursları düzenliyor. Bu kursların hem yürütücülüğünü yapıyor hem de ‘futbolcularda antrenman ve performans’ konuları üzerine eğitimler veriyorum. Bunun yanında Modafen Eğitim Kurumları ve Modafen Spor Kulübü Spor Koordinatörlüğü, Türkiye Karate Federasyonu Proje ve Ar-ge kurul üyeliği ve Türkiye Masa Tenisi Federasyonu Eğitim Kurulu üyeliklerine devam etmekte ve  İstanbul Esenyurt Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’nda antrenman ve performans üzerine dersler vermekteyim.

YENİSÖKE: Sporun çocuklara sağladığı faydalar hakkında ne düşünüyorsunuz?

ATEŞ: Spor, çocukların hem fiziksel açıdan sağlıklı bir şekilde büyüyebilmesi, hem de sosyal açıdan iyi bir kişilik oluşabilmesi için yararlı ve gereklidir. Sağlamış olduğu fiziksel ve fizyolojik etkilerinin yanında sosyal açından da kazanımları oldukça fazladır. Çocuk spor yoluyla çevresini tanır, iletişim kurar, kendine olan öz güveni artar, toplum içerisindeki sahip olduğu yerini sağlamlaştırır.

Büyümenin hızlı olduğu dönemlerde kemik boylarının hızlı uzaması, kas-tendon uzunluğunun ise kemik boy uzaması kadar hızlı olamamasından dolayı postür bozukluğu gibi fiziksel bozukluklar görülebilmektedir.  Fiziksel bozuklukları önlemede ve geciktirmede, spor önemli bir rol oynamaktadır.

YENİSÖKE: Yaş gruplarına uygun olmayan antrenmanlar çocuklarımız için risk teşkil eder mi?

ATEŞ: Kesinlikle. Gerçekten çok önemli bir konu. Branş antrenörlerimizin ve kondisyonerlerimizin çocuklarımızın yaş gruplarına ait olan gelişim özelliklerini iyi bilmesi gerekir. O yaş grubu için gereksiz ya da yapılmasının bir yarar sağlamayacağı bir antrenmanı yaptırmaları gelişimlerini olumlu değil olumsuz etkileyecek, gerek kalp dolaşım sisteminde gerekse kemik-kas sistemlerinde problemlere neden olabilecektir.

Örnek verecek olursak; küçük yaş gruplarında ağırlıklı olarak vücudunun tek tarafının çalıştırıldığı; tenis, basketbol, futbol vb. branşlara küçük yaşlarda başlayan çocukların omurgalarında skolyoz, lordoz ve kifoz gibi problemler ortaya çıkabilir ve bu durum ergenlik dönemlerinde daha da belirgin hale gelebilir. Alanında iyi eğitim almış, bilinçli antrenörlerimiz ve kondisyonerlerimiz görülebilecek bu olumsuz durumları azaltmak ya da engellemek için uygun kuvvet antrenmanlarına yer vermeleri gerekmektedir.

osman ateşYENİSÖKE: Peki bu durum erişkin bireyler içinde geçerli midir?

ATEŞ: Sadece çocuklar için değil, erişkin bir birey dahi yapmış olduğu amaç dışı yanlış ya da uygun olmayan antrenmanlar sonucu gerek fiziksel gerek fizyolojik olarak olumsuz etkilenecektir. Bu durum aynı şekilde profesyonel sporcular içinde geçerlidir. Vücudumuzda bazı kas gruplarının birbirine oranları bulunmaktadır. Örnek verecek olursak bacağımızın ön tarafında bulunan kas grubu (quadrieps) ile arka tarafında bulunan kas grubu (hamstring) arasındaki kuvvet oranları 3/2 ‘dir. Sürekli aynı bacağı ile topa vuran, şut çeken, yani bacağının daha çok ön tarafını kullanıp, arka kas grubu için özel çalışmalar yapmayan bir futbolcunun sakatlık yaşaması kaçınılmazdır. Aynı şekilde baskın olan sağ bacağı ile sol bacağı arasındaki kuvvet farkının giderek artması da bir diğer sakatlık nedenidir. Kondisyoner, sporcusunun herhangi bir bölgesinde görülen sakatlık durumunda planlamış ve uygulamış olduğu antrenmanları gözden geçirip, sporcusunun yaşadığı sakatlığın nedenini öncelikle kendinde aramalıdır (sporcunun yeterli ve dengeli beslenmesi, dinlenmesi de çok önemli). Tabi önemli olan bu durumların görülmemesi adına sistemli ve planlı şekilde spor yaralanmalarını önleyici özel kuvvet çalışmalarına yer verilmesidir.

Aslında mekanizma çok basit ve nettir. Aynı kas grubunun fazla çalışılması, baskın olan taraf (sağ bacak) ile diğer taraf (sol bacak) arasında kuvvet farkının artması, yeterli dinlenme süresinin verilmemesi, yetersiz ve dengesiz beslenme vb. spor yaralanmalarının habercisidir.

YENİSÖKE: Çocukların yaş gruplarına uygun kazandırılması gereken beceri ya da fiziksel özellik var mıdır?

ATEŞ: Evet. Bu da diğer bir önemli konu. Örnek verecek olursak o yaş grubunda kazanılması altın değerinde olan bir fiziksel özellik çalıştırılmayıp geliştirilmez ise, ilerleyen yıllarda çalışılması aynı kazanımları sağlamayacaktır. Günümüz çocuklarının en büyük problemi sokak ve parklardaki yaşam ve oyun alanlarının azaltılıp, daha çok bilgisayar başında geçirilen pasif yaşam tarzıdır. Bu durum çok açık şekilde fark edilebilen denge, koordinasyon, vb bozukluklarını ortaya çıkarmaktadır.

6-8 yaş grubuna özellikle temel hareket eğitimleri, yani; koşma, sıçrama, tutma, denge, koordinasyon vb. özelliklerdir.

9-12 yaş grubuna özellikle; çeviklik, sürat, reaksiyon, hareketlilik, beceri, koordinasyon, vücut ağırlığı ya hafif direnç lastikleri ile kuvvet çalışmalarıdır.

13-14 yaş grubuna özellikle; kuvvet ve dayanıklılık özelliklerinin geliştirilmesi öncelikli olmalıdır.

YENİSÖKE: Son olarak sizce ülkemizde alt yapılara yeteri kadar önem veriliyor mu? Antrenman bilimi ve performans açısından ne durumdayız?

ATEŞ: Aslında her şey ortada. Son Rio Olimpiyatları’ndaki madalya sayımızı düşünelim. Yapılan haberler; ‘Türkiye, 2016 Olimpiyatlarında tarihinde en çok madalya aldığı 4.organizasyonu yaşadı’ Bence çok komikti. Toplam 8 madalya aldık ama kaç tanesi ülkemiz alt yapılarında yetişerek ülkemiz adına yarıştı? Neden alt yapıda, yıldızlar, ümitler, gençler kategorilerinde dünya ve avrupa şampiyonu olan sporcularımız, büyükler kategorisi ya da A takım düzeyinde bir başarı elde edemiyor?

Bir çok sebep var elbette ama benim dikkat çekmek istediğim nokta yaş gruplarına uygun antrenman planlamasının yapılamayıp yaşanılan spor yaralanmaları sonrası genç sporcularımızın spor hayatlarına veda etmesi ya da performanslarının düşmesi. Bu durumun değiştirilebilmesi ya da daha iyi hale gelebilmesinde ülkemizin spor politikasından tutun, spor bilimleri fakültelerinin ve spor federasyonlarının görev ve yükümlülükleri oldukça fazladır. Bir akademisyen olarak şunu söylemem gerekir ki; Spor Bilimleri Fakülteleri ve Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarında görev yapan tüm öğretim elemanlarının bilimin ışığında yeniliklere açık ve kendilerini geliştirebilen mezunların verilmesini sağlaması gerekmektedir.

YENİSÖKE: Verdiğiniz bu değerli bilgiler için teşekkür ederiz. Başarılarınızın devamını dileriz.

Paylaş

İlgili haberler

Yorum yaz

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.