-TEFEKKÜR – İŞLER AYNİ – HAYAT RUTİN Mİ?

mustafa uluçayMUSTAFA ULUÇAY

Suya-sabuna dokunmadan, tatlıya-tuzluya karışmadan sürdürülen hayat övülüyorsa, o toplum nasıl bir yaşam tarzı içindedir? Kimsenin tavuğuna kış demez, koyununa, keçisine karışmaz, bu insanlar sevimli ve güvenli insanlarmıdır? Bırak her koyun kendi bacağından asılsın, onun-bunun hakkını yiyen bir köşede kasılsın. Sana ne elalemin iyisinden, kötüsünden bu vatanı sen mi kurtaracaksın! Sana mı kaldı ortalığı düzene sokmak? Bu zamanda gemisini kurtaran kaptandır. Kimseye dokunmadan yaşayan sultandır. Yaşamana bak zaman ahir zamandır. Her şeyin pimi çıkmış, şirazesi kaymış, kimse-kimsenin elinden tutmuyor. Hak-hukuk gözetilmiyor, yapanın-yaptığı yanında kâr kalıyor. Köşeyi dönen-dönene, kimse bakmıyor düşene. Boş veer sen çekil köşene, yaşamana bak, tuz bile kokmuş! Sen daha nelerle uğraşıyorsun. Evet, bir tarafta bunlar var. Diğer tarafta da, bunları kınayan, eleştiren, tenkit eden ve bu ortamı deşifre ettiğini sanan, çok şahane beylik laflarla tasvir edenler. Her yanlışa etkin ve yetkin, süslü, anlamlı ve çarpıcı cümleler düzen laf üretme ustaları. Hergün birbirinden anlam muhtevası daha zengin sözcüklerle edebiyat yarışı yapan laf cambazları. Geçmişin deyimlerini, tekerlemelerini, ata sözlerini derleyen ve bunlara nazireler üretmeye çalışanlar. Her yanlışa bir sarsıcı doğru, her zulme, bir küfürlü ceza, her sahtekarlığa, okkalı ve sotalı karşılık, ama hepsi laftan ve güzaftan ibaret. Kalemşörlük, edebiyatçılara taş çıkartacak dokunaklı söz türetmek, hüküm ve kanaat yürütmek, bütün bu olumsuzluklara karşı durmak ve toplum içinde en popüler doğru ve dürüst olmaktır imajıyla kasılanlar!.. Bu durum düzelmez, bu ortamda yapılacak bir şey kalmamış, herşey bitmiş mahvu perişan olmuş ve toplum çaresizlik içinde. Nereye el atsan elinde kalıyor. Bir dokun, bin ah işit. Herkes birbirinden daha dertli. Menfaat ön plana çıkmış, kimse-kimseye karşılıksız bir şey yapmıyor. Kapı komşuları bile birbirinin hatırını sormuyor. Birbirinin yarasına merhem olmuyor. Herşey çığırından çıkmış. Bitmiş arkadaş herşey bitmiş. Benim herkesten artık sıtkım sıyrıldı. Bu toplumdan kaçasım ve bir dağ başına yerleşip kalasım geliyor. Bu gidiş hiç iyi değil, çok kötü bir zamanda yaşıyoruz. Ben gelecekten korkuyorum. Yapacak bir şey yok, Allah yar ve yardımcımız olsun. Böyle düşünene, inanana ve yaşayana Allah yardım etmez. Çünkü bu düşünce, bu inanç ve bu yaşam yanlış. Hiçbir yanlıştan da doğru çıkmaz. Toplumda bütün değerlerin tefessüh ettiğini söyleyenin, aslında kendisinin böyle bir iflasın içinde olduğunun itirafıdır. Çünkü, en büyük hizmet, en çok sevap ve en fazla salih amel değerleri hezimete uğramış toplumun içinde yapılan olumlu ve ıslah edici çalışma ve mücadeleyle kazanılır. Bunun en açık ve net ifadesi Peygamberlerin, onların izinden gidenlerin ve bu yolda canıyla, malıyla mücadele edenlerin ortaya koydukları, çabalar, çalışmalar, cihat ve savaşlar değilmidir? Ne demişler? Karanlıktan şikayet etme, bir mum yak. Sadece başkalarının yanlışlarını saymakla, ortaya doğrular konulmaz. Ecdadın, tarih sayfalarına hayatlarıyla yazdırıp- koydurduğu şeref levhalarının hiç biri laftan ibaret değildir. Peygamberimiz içinde bulunduğu toplumu uyarmak için verdiği mücadelede, ortaya konulan fedakarlıkları ve çevresine toplanan gençlerin müşriklerin çocukları olduğunu ve Kur’an-da kurtuluşun infaktan geçtiğini, müslümanın söyledikleriyle-yaptıklarının çelişmediğini görmek lazım. Ne demişler? Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. İlmi ile âmil olmayan, olamaz insanı kâmil. Yere düşeni elinden tutmadan kaldıramazsın. Yanlış yapana doğruyu inandırıp ikna edemezsen kandıramazsın. Her halin ve tavrın çekici olacak, itici ve öteleyici olarak cezbedemezsin. Kara mizah yapmakla kimse aydınlanmaz. O zaman, önce kendi nefsimizden başlayalım. Her halimizi ve tavrımızı Kur’an-ın kıstasına vuralım ve Hz. Peygamberin pratiğinden geçirelim. Kendimizi baş köşeye, toplumu önümüze katmayalım. Kimseye, yapmadığımızla çalım satmayalım, ben bu toplumdan iyiyim deyip yatmayalım ve tabi kendimizi aldatmayalım. Hayat kitabımız Kur’an-a doğru bakalım, iyi anlayalım, sonrada onu yaşayarak onaylayalım. Bundan başka kurtuluş yolu ben tanımıyorum ve varlığına da inanmıyorum. Yani, dosdoğru yol budur. Bu yolun yolcuları olarak herkese esenlikler ve sevgiler sunuyorum. Hoşça kalınız efendim.

Paylaş

İlgili haberler

Yorum yaz

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.