TEFEKKÜR – ANA DİLİ İLE DÜŞÜNMEK

mustafa uluçayMUSTAFA ULUÇAY

İnsana has bir özelliktir düşünmek. Düşünmekte kelimelerle oluyor. Bu kelimeler, insanın anlamını bildiği nesnelerin adı. Birde hâl ve hareketleri ifade edenler vardır, gel-git, otur-kalk gibi. Mefhum ve kavramları da bunlara ilave edebiliriz. Bütün bunlar ana-diliyle olacak. Çünkü, sağlıklı düşünebilmek için bu şart. Dil Uzmanları böyle diyorlar. Elbette bir işi Uzmanından iyi bilecek değiliz. O zaman, en iyi, en doğru, en sağlıklı ve en isabetli düşünenler, ana-dillerini iyi bilenlerdir. Çünkü, ana-dillerini iyi ve doğru bildikleri için düşündüklerinde isabet kaydediyorlar. Elbette: Doğru yerlere, doğrularla varılır. Doğruyu bulmak için doğru gitmek gerekir. Ancak, merak bu ya, ana-dili insanın ilk öğrendiği dilmidir? Yoksa, insanın anasından ilk öğrendiklerimidir? Veya milleti-millet yapan temel değerlerden biri olan ortaklaşa kullanılan dil-midir? Sanırım, üçünün ortaklaşa oluşturduğu dildir. Genel kanaat böyle olsa gerek.Şimdi, ana-dilimiz Türkçe’ye gelelim. Dikkat ediyorum, okula giden çocuklarımızın çok önemli bir kesimi Türkçe ve Matematik derslerinde başarı oranı düşük oluyor. Bu durum karşısında çocuklarımızın ana-dillerinin çok iyi olmasını bırakın, iyi bile diyemiyoruz. O zaman, iyi bile olmayan ana-dilimizle iyi ve başarılı düşümeyi nasıl gerçekleştireceğiz? İkinci zayıf nokta da matematik. Direk  düşünmeyi gerektiren bir işlem. Ana dille mutlak alâkası olan bir konu. Üzerinde ayrıca durulması gerekir. Şimdilik geçiyoruz. Evet, yakın tarihte dilimizle çok oynandı. Akıl almaz tasarruflar yapıldı. Hakkında neler söylenmedi! Bu dille ilim yapılmaz, edebiyat olmaz. Türkçe dediğin ne ki, üçte biri fazlasıyla arapça, diğer ikiden biri farsça, biri Türkçe dediler. Arı dil ürettiler, Arapça ve farsça kelimelerin yerine kendilerince yeni Türkçe kelimeler türettiler. Türkçeyi, nasrattin Hocanın hikayesi misali, leyleğin gagasını, ayaklarını ve kanatlarını kesip kuşa benzettiler. Ne yazık ki, sonuçta, oh ne güzel oldu diyemediler. Ama, dilimiz Türkçeyi, hezimete uğrattılar. Belki, çocuklarımızın ana dillerindeki başarı oranı bunlardan dolayı sıkıntılı oluyor.         Ana-dili ile düşünmeyi mi, yoksa düşünmemeyi mi kast ettiler? Bilemedik! Ama, gerçek olan dilimize verilen zarardır. Hatta bu hengamede bazı ukalalar çıktı, bütün bu yapılanların dilimizi zenginleştirdiğini söylediler. Tabi bu cehaletle beraber bir hamakatliğin tezahürü. Neyse, bunuda geçelim. Ancak, bunlarla da kalınmadı, yabancı dil hayranlığı, taklitçilik ve teknolojiyle gelip dilimize yerleşen yabancı kelimeler dilimizi kısırlaştırıyor desek, yanlış olur mu bilmiyorum. Lakin, dilimize verilen zarar açısından bunları da hesaba katmamız gerekir diye düşünüyorum. Ancak, bütün bunlara rağmen zekası ve feraseti güçlü olan milletimiz ana-dili ile düşünmeye ve düşündüklerini projeyle üretime geçirmeye devam ediyor. Bunu son zamanlarda görüyor ve seviniyoruz. Demek ki, dilinde esas kast edilen noktayı öğrendi biliyor ve hepsine rest çekip yoluna devam ediyor. Kutadgu Biliğ’leri, Fuzuli’leri ve Mehmet Akif’leri unutmadı ve unutmayacak, bu yolda ana-dilini de yaşatmaya devam edecek. Bu duygu ve düşüncelerle ana dilimiz Türkçe’ye gönülden ve akıldan bağlılığımızla ve sevgilerimizle herkese esenlikler diliyoruz.

Paylaş

İlgili haberler

Yorum yaz

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.