TEFEKKÜR – RAMAZAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

MUSTAFA ULUÇAY

MUSTAFA ULUÇAY

İslam âleminin sevinç ve sürur günlerinden biri de Ramazan Bayramıdır. Bir aylık bir sabrın zaferi bayramla tes’it edilip, müslümanlar arasında sevinç ve coşkuyla değerlendirilir. Hısım-akraba, eş-dost-arkadaş, konu-komşu birbirini ziyaret eder, arar-sorar, bayramlaşır, hal-hatır yaparlar. Dargınlar-küsler barışır, kırgınlar anlaşır, yani müslümanlar bayramlarda canı-gönülden kaynaşır sevişir ve bayramlaşırlar. Hastalar, kimsesizler, yaşlılar aranır, gönülleri alınır, dertleri ve yalnızlıkları paylaşılır. Uzun lafın kısası Bayram demek neşe demektir, sevinç demektir ve coşku demektir. Bütün milletçe bu duygu ve inaçları karşılıklı saygı ve muhabbetle paylaşmaktır. Hatta bayramlarda bunları biraz daha candan, samimi ve ciddiyetle bölüşüp yaşamaktır  Yani, bu hareketliliğe daha bir dinamizim, aktiflik, şevk ve gayret katıp daha canlı hâle getirmektir. Bayramların bu coşkusunu gönüllere ve ruhlara sindirip yaşamının zevkini unutmamaktır. Hatta öyle ki, bu özel günlerin sevgi, saygı, coşku, maddi-manevi hazzı, Cennetin sonsuz mutluluğunun özlemine iştiyak duymak ve yol tutmaktır. Bu anlam ve amaçla bayramı, bayram yapmaktır. Bayramın lâhuti havasına dalmaktır.Şimdi bunlara erişmek, ulaşmak, buluşmak ve yaşamak noktasında biz nerdeyiz, İslam Âlemi nerde? Bugün birde bunun muhasebesini ve kendi adımıza da bir öz eleştirisini yapalım. Durgun bir suya atılan taşın çevreye yayılan dalgaları misali, nefsimizi merkez yapıp düşünelim, bu gidiş nereye? Müslümanız dediğimiz dinimizi nasıl ve ne kadar yaşıyoruz? Şu son gününü yaşadığımız Ramazanın bütününü nasıl geçirdik, dini sorumluluklarımızı yerine getirdik mi? İslam âlemi neden böyle kendi içinde kavgalı, birbirini boğazlıyor? Gayrimüslimlerin oyununa geliyor, tefrikası ve fitnesine kapılıyor, hayatı ve bayramları bile kendilerine zehir ediyorlar. Dinini gerektiği gibi yaşamıyor ve gayrimüslimlere özeniyor? Onları taklit etmekten, geçmişine saplanıp kalmaktan kurtulup kendini yenileyemiyor? Bid’at ve hurafelerden sıyrılıp öze dönüşünü sağlayamıyor? Neden, kendi kurtuluşunu kendisinin gerçekleştireceğinin idrakine varamayıp, kurtarıcılar, mehdiler ve isalar bekliyor? Yani, müslümanlar ve islam âlemi olarak kendimize gelmek, kendimiz olmak ve öz benliğimizi bulmak zorundayız. Evet, bayramların hazzına ve özüne ulaşmak için birbirimize samimi yaklaşalım, sevgi ve muhabbetle canı-gönülden kucaklaşalım. Büyüklerimizin ellerini hürmetle öpelim ve dualarını alalım. Küçüklerimizi sevgi ve şefkatle bağrımıza basalım, hediyeler alalım, gülücükler ve öpücüklerle başlarını okşayak gönüllerini alalım, onlara iyi, dürüst ve güvenilirliğimizi her hal ve hareketimizle ispat edip örnek insanlar olalım. Müslümanlar olarak birbirimize hak ve hakikatte, maddi ve manevi olarak zor ve güç zamanlarda yardım ve dayanışmayı asla terk etmeyelim. Bayramlar bunun fiili ıspatı olsun. Birbirimize selam vermeyi hiçbir zaman terk etmeyelim. Selam, samimiyeti arttırır, ilgi ve sevgiyi güçlendirir. Bayramların bir anlamıda budur. Gevşeyen kardeşlik, yurttaşlık, arkadaşlık, hısım-akraba ve dostluk ilişkilerinin güçlenmesini, birlik ve beraberliklerin pekişmesini, aralardaki sevgi, saygı ve samimiyet bağlarının güçlenmesini sağlamaktır. Bu nedenlerle bayramları tatil havasına sokmamamız gerekmektedir. İşte bütün bu duygu, düşünce, inanç, sevgi ve muhabbetle başta siz değerli okurlarımın, bütün müslüman kardeşlerimin Mübarek Ramazan Bayramlarını en içten duygularımla kutluyorum. Yüce Allah’ın bu bayram vesilesiyle ülkemize, milletimize ve bütün İslam Âlemine barış, huzur ve mutluluk ihsan etmesini en samimi dileklerimle niyaz ediyorum.

Paylaş

İlgili haberler

Yorum yaz

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.