CUMA SOHBETİ; NAMAZ VE İMAN MESELELERİ

Aziz sohbetdaşlarım, geçen haftanın Cuma namazını arkadaşlarla Kuşadası İlçesinin Yaylaköyü Mahallesi’ndeki camide kıldık. Daha önce duymuştuk bu Mahalle’nin Camiinin kıblesinde bir isabetsizlik varmış, camiye girince gördük şaşırdık, bu kadar da mı olur? Gerçekten enteresan, namaza tam çaprazına durduk, Minber arkamızda kaldı, İmam Hutbeyi Mihrap’ta okudu. Cami temiz ve bakımlı, gerçi artık bakımsız cami kalmadı, hemen-hemen her üç-beş  yılda bir halıları değişiyor, on yıla vardırılmıyor. Cami yapmak ve caminin her hangi bir ihtiyacını karşılamak çok sevap ya! Kim durur böyle büyük sevaplar işlemeden. Neyse bu konuya başka zaman değiniriz, şimdi geçelim de esasa gelelim. Camiye geldiğimizde içerden bir vaaz sesi geliyordu. İçeri girdiğimizde sarıklı, cübbeli ve sakallı genç bir imamın Kürsü’ den vaaz ettiğini gördük. Konuşmasındaki rahatlığı, cümleleri ifade etmekteki hitabeti fena değildi, vaazında konusu sanırım beş vakit namazdı. Arada bir başka konulara da daldığı oluyordu, ama yine namaza dönüp namazın öneminden bahsediyor ve namazsız Müslümanın pek muteber olmadığını, bir takım vurgulu ifadelerle ve çarpıcı örneklerle dile getiriyordur. Hani, her namazdan bahseden bir din görevlisinin kullandığı çok önemli bir ibare vardır “Namaz dinin direğidir” Aslında yanlış bir ifade, çünkü dinin direği Tevhit’tir. Lakin, dini ibadet odaklı kılmak ve hayatı ibadetlere endekslemek bir teamül haline getirilmiştir. Onun için meşhur olan klasik din anlayışı sadece namazla temellendirilmiştir.

Elbette Müslüman namaz kılacaktır, bu İslam’ın gereğidir, ama bu gerekliliği yerine oturtacak işin bir altyapısı vardır. Ahlâk, doğruluk, tevhit inancının sarsılmaz gücünü insani hasletlerle hayata hükmedecek kesin bir kararlılık bilimci. Çünkü, insanların-insanlara bağlılığı ve güveni ahlâki yapısı üzerinden seyreder. Yalanı-dolanı olmayacak, sözünde duracak ve vadine sadık olacak, unutmayalım Hz. Peygamber Mekke’de genellikle 8 yıl bunların üstünde durdu. Başta, bir Allah’a iman ve itaate çağırdı, şirkten vaz geçmeyi, hakka ve hakikate uymayı ve zulmü terk etmeyi insanlara söyledi. Peygamberliğinin ilk yılları böyle geçti, insanları her halinde tevhitle buluşturmak, kişiliklerini oluşturmak, doğruluk ve dürüstlükte karar kıldırmak.  Zamanla ve bir takım kurallarla çerçevelenmiş olarak ibadetlerin farziyyeti sonra emrolundu. Yani, Hz. Peygamber Medine’ye göç ettikten sonra. Özellikle namaz, oruç, haç, zekat ve cihat Medine de farz oldular. Demek ki, önce her şeyinle tevhidi kıble edineceksin. Her yerde, her zaman ve her hâlû-kârda doğru ve dürüst olacaksın, kişiliğin tek karakterde odaklanacak, dik ve kararlı duracaksın ve böyle bir vazgeçilmez yaşam anlayışın olacak. Yani, sadece namazı kılarken kıbleye dönmek yetmiyor her an ve zamanda, işte ve eylemde tevhidi kıble edineceksin.

Vaazda bu hatalı durumu ifade ettikten sonra gelelim Hutbe konusuna. İmam Efendi’nin Hutbesi de enteresandı, Hutbe’nin konusu İman ve esaslarıydı. Lâkin, İmam Efendi iman esaslarıyla ilgili Kur’an-dan bahsetmedi, Hz. Peygambere atfedilen bir Hadis okudu ve onunla ilgili bir takım izahlarda ve açıklamalarda bulundu. Oysa, Kur’an-da üç yerde toplu halde İmanın esasları bildiriliyor. Bakara suresi 177 ve 285’nci Ayetler. Birde, Nisa suresi 136’ncı Ayet İmanın beş şartı olduğunu söylüyor. Ama, ifade edilen Hadis-i şerifte İmanın şartının altı olduğu zikredildi. Kur’an-da olmayan bir şart “Kader, hayır ve şerrin Allah’ın taktiri ve yaratmasıyla olduğuna inanmak” ilave edildi. Bunu, güya Cebrail aleyhisselam insan suretinde gelip, Peygamberimiz mescitte ve cemaatin önünde iken bir takım sorular sorarak ve cevaplarını da Peygamberimizden alarak, dolayısıyla dinimizi öğretmek için gelmiş olduğunu söyleyerek ifade etti. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi Kur’an-ı Kerimde İmanın esasları-şartları bildiriliyor. Bunlar yeterli olmuyor mu ki, ayrıca birde böyle bir durumla ve Kur’an da olmayan bir şartla iman konusu takviye ediliyor!  Neyse, uzun lafın kısası geçen haftaki Cuma intibaları da böyle idi. Yüce Allah Kur’an-ı Mübini’nin yolundan ayırmaması dua ve niyazıyla herkese selamlar dileğiyle hoşça kalınız aziz sohbetdaşlarım.

Paylaş

İlgili haberler

Yorum yaz

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.