CUMA SOHBETİ-BERAT KANDİLİ KUTLAMALARI

Aziz sohbetdaşlarım, Bu Cuma namazını Kuşadası Soğucak Mahallesinde kılmak niyeti ile Kaptan Şoförümüz ve Kafile Başkanımız yönetiminde Bismillah deyip Söke’den yola çıktık. Kuşadası istikametine doğru çevremizdeki yeşillikleri seyrederek ilerliyoruz. Hava açık, ama biraz soğuk. Soğucak Mahallesi yol ayırımına gelince anayoldan ayrıldık. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Özlem Çerçioğlu Soğucak’a anayol ayırımından itibaren çok güzel bir asfalt yol yaptırmış. Kaymak gibi bu yolla mahalleye girdik. Yüz metre gitmeden Caminin yanında durduk, cami basit, basık, kaba bir yapı ve yanında güdük bir minare, doğrusu Soğucak’a yakıştıramadık. Neyse, caminin İmamı olsa gerek Cuma Salâsını okuyordu, arabadan indik. Caminin arkasında bir çaybahçesine oturup birer çay içtik. Ama bu durum bizi açmadı. Caminin bu hali, çevresinde kimseyi göremeyişimiz (İmam dahil) içimizi burktu, havanın serinliği dışımızı, 150 kuruş bir bardak çayın da içimizi üşüttüğü bu ortamdan ayrılmaya karar verdik. Kafile Başkanı Kaptan Şoförümüz, Sahile inelim güzel bir cami var bildiğim, orada Cuma namazımızı kılarız dedi ve arabaya binip o güzel asfalt yoldan aşağıya ağır ağır iniyoyuz. Sağlı-sollu çamlık ormanlık içinde küme küme Villalar, evler ve apartmanlar, denize nazır görüntüleriyle dikkatimizi çekiyor ve bu güzel manzarayı seyrediyoruz. Bu muhteşem manzaranın, farklı düşünce, merak ve özlemler uyandırmaması mümkün değil. Bizde, doğanın bu görkemli halinin çağrıştırdığı duygularla sahile indik. Karşıdan çift minareleriyle dikkat çeken kubbesi altın sarısı bir cami gördük, Kaptan Şoförümüz gideceğimiz caminin bu olduğunu söyledi. Arabayı bir kenara park edip camiye yöneldik ve çevrede bir hareketlilik var. Caminin bahçe kapısının sağlı-sollu çevresine birçok araba park etmiş, belli ki caminin müşterisi çok, kapının iki yanında da birtakım satıcılar arabalarıyla yerlerini almışlar. Caminin avlu kapısından girdik, muhteşem bir ferahlık, avlunun genişliği insanın içini açıyor ve gönlünü ferahlatıyor. Zeytin ve çam ağaçlarıyla kaplı olan, avlu demiyelimde artık, caminin bahçesi şahane bir nanzara sergiliyor, içinde biblo gibi bir Şadırvan, cami görevlileri için lojmanlar, bahçe kapısından cami içi girişine kadar beyaz mermerler döşenmiş. Caminin sağında ve solunda işaret parmağı gibi iki minare insanın ruhuna bir inşirah, gönlüne deruni bir manevi haz veriyor. Bu muazzam haşmet ve huşuyla camiye giriyoruz. Ezana az bir zaman var, ama cami dolmuş, kendimize yer bulup oturduk. Merkezden gelen vaazı dinlerken, caminin içini de şöyle bir gözden geçiriyorum. Her tarafı çinilerle kaplanıp süslenmiş, pek hoş değil, caminin iç mimarisi de hoşumuza gitmedi, çatıyı/kubbeyi besleyen fazla destek verilmiş, içerde cemaate namaz kılma alanı azalmış. Caminin dıştan görünen azameti, içerde küçülmüş, ama olmuş artık, Allah yapanlardan ve emeği geçenlerden razı olsun. Caminin içeri giriş kapısının üstünde hilâlvari “Özaydın Bayülken” yazıyor altında da 2001 tarihi var. Cami Davutlar Mahallesi Sahilinin Nazilli Sahil Sitesi evleri karşısında yer almış , mevkii ve konumu muhteşem bir eser görünümünde. Gelelim bu günün vaazına ve hutbesine, akşamı Berat Kandili olarak kutlanacağına göre, haliyle bu Kandilin özelliğinden bahsedileceği belli. Nitekim, vaazda ve hutbede Berat kandili enine-boyuna anlatıldı. Kur’an da bir kaydı olmayan ve olduğu gibi bütün teferruatıyla Hz. Peygamber Aleyhisselâma dayandırılan bir olay. Aslı var mı, yok mu? İşi Uzmanlarından öğrenmek kaydı ile, Diyanet İşleri Başkanlığı nezdinde yapılan kutlamaları bir kenara koyup, Diyanet Vakfı’nın telif ettiği Ansiklopedinin Kandil Geceleri bölümüne bakılmasını tavsiye ediyoruz. Burada şu kadarını ifade edelim, Kur’an’dan referans almayan bir şeye biz itibar etmiyoruz. Bu şaşalı kutlamalar ne oluyor diyorsanız, bunu Diyanete soracaksınız. Dolayısıyla, inancımıza göre Hz. Peyganberin de böyle Kur’an’la buluşmayan bir şey söylemesi ve yapması mümkün değildir. Bunlar, Hz. Peyganber adına uydurulmuş bidatlardır. Mesela, Berat Gecesi ile ilgili aykırılıklardan bazılarını zikredelim. Güya, Allah bu gece bir yıllık olacakların listesini dünya semasına indirip görevli meleklere veriyormuş! Bu gece kullarını özellikle affediyor ve bağışlıyormuş. Yani bu geceye özel! Yüce Allah Bu gece dünya semasına tecelli ediyor ve diyormuş ki, yok mu af isteyen af edeyim, yok mu şifa isteyen, vereyim. Şunu isteyen! Bunu isteyen! Yok mu gibi bir çağrı yapıyormuş. Bunlar Yüce Allah’ın sonsuz İradesi, Rahmeti ve Mağfiretiyle bağdaşmıyor. Kur’an-ı anlayarak okuyanlar bunları görür, kardeşlerimize tavsiye ediyoruz, lütfen bir Kur’an meali okusunlar. Evet, bu duygu ve düşüncelerle camiden çıktık ve arabamıza binip Söke istikametine yine yeşillekler arasından çevreyi seyri temaşa ederek yola koyulduk. Granta mezarlığından geçerken Merhum Eşref Kuşçubaşı Şencer’in kabrini ziyaret edip, dualar ettik ve Yüce Mevlâ’mızdan kabulünü diledik. Sonrada Söke’ye geldik. Dolayısıyla bu Cuma seyahati çerçevesindeki intibalarımız da böyle. Aziz Cuma sohbetdaşlarıma arzı hâl ediyor ve esenlikler diliyorum. Haftaya Cumaya buluşmak dileğiyle hoşça kalınız efendim.

Paylaş

İlgili haberler

Yorum yaz

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.