KORONAVİRÜS VE MÜLTECİ MESELESİ

MUSTAFA ULUÇAY – Dünya çok önemli iki problemle mücadele ediyor.  Bu iki önemli ve büyük problemler doğal değiller, yani insanlar kendi elleriyle kendilerini tehlikeye atmışlardır. Bu bir niyet okuma ve kehanet değil, şu şu günahlardan dolayı bir felâkettir de demiyorum. Çünkü, insanlık kâinatın halîkı ve sahibini dinlemiyor ve hani derler ya eşyanın tabiatına aykırı hareket ediyor. Mesela, o problemin biri insan sağlığı için temiz olmayan şeylerle beslenmenin ortaya çıkardığı bir hastalıktır. Daha önce çıkan domuz gribi gibi, virüs belli, korona ne demek bilmiyoruz. O çok bilmiş aklı evveller ve sivri zekâlılar ne derlerse desinler bu gerçeği değiştiremezler. Dikkat edin bu salgınlar nerde çıkıp ürüyorlar ve sonra da dünyaya yayılıyorlar? Kur’an-ı hayatlarının kitabı yapmayanların ülkelerinde değil mi? Bu, insanı yaratanın fıtratına yeni tabirle formatına/yazılımına uymamaktan ileri gelmiyor mu? O zaman, Koronavirüs ne demek, formata aykırı hareket etmek değil mi? Nasıl bilgisayar virüsü internete düşünce programları tahrip ediyor, koronavirüs de vücudun fabrika ayarlarını felç ediyor. Dolayısıyla, birisi sanal, diğeri de doğal virüs, sonuçta insanın kendi elleriyle kendisini tehlikeye atması demektir. Mesela, ikinci önemli problem mülteci krizi de öyle değil mi? Ortadoğuyu bu hâle insanlar getirmedi mi? Evet, pis şeyleri yiyip-içip hastalık üreten ve bu hastalığı dünyaya servis edenler kimler? İnsanlar değil mi? Böylece kendi elleriye kendilerini tehlikeye atmadılar mı? Duydum ki, düyada 70 ülkede savaş varmış, karışıklık ve huzursuzluk içinde bocalıyorlarmış. Bu ülkelerin hepsi de İslâm Ülkesi imiş. Bu duruma neden düşmüşlerdir, yaşam kılavuzu olan Kur’an-ı hayatlarının kitabı yapmadıklarından ötürü. Ben bir müslüman olarak böyle inanıyorum. Çünkü, Kur’an’da Hucurat suresi 9. Ayette şöyle buyrulur: “Müminler iki topluluk vuruşursa, aralarını düzeltin. Eğer bir diğerine saldırırsa, saldıranla savaşın ki Allah’ın emrine dönsün.” Hani nerde, varmı böyle bir girişim? Ama, Müslümanlar birbirini kırıp duruyor, gayrimüslimler de seyrediyor. Dünya gündemini meşgul eden iki problem de kimlerden çıkmış, yani kimler çıkarmış, sanırım bilmeyen yok. Durum böyle giderse gündem değişir mi? Hiç sanmam: Ülkelerinde savaş çıkanlar, o savaşı çıkaranların ülkelerine gitmeye çalışmaktadırlar. Kendi ülkelerine yakın ekonomik durumları iyi, kendileri gibi Arap ve ayni dine mensup kardeşlerine sığınmıyorlar da Türkiye’ye kaçıyor ve oradanda Avrupa ve Amerika’ya gitmeye çalışıyorlar. Hatta hemen yakınlarında Amerika’ya kafa tutan İran var oraya neden sığınmıyorlar? Türkiye, Avrupa’ya gitmek isteyenler için sınır kapılarını açıyor, ama ilk Avrupa ülkesi olan Yunanistan, mültecileri ülkesine sokmamaya çalışıyor. Dövüyor, sövüyor, soyuyor, gaz bombası atıyor, üzerlerine ziraat ilâcı sıkıyor tehdit ediyor ve hatta öldürüyor. Bunu da Avrupa ve Amerika serediyor, ama müdahale etmiyor. Hani nerde insan hakları havarilikleri? Demek ki hepsi yalan ve sahtekârlık. Evet, dünya uygarlık savaşçılarının iğrenç yüzleri, yalan, dolan sözleri ve türlü çeşit dalevera ve oyunları ortada oynanıyor. Birleşmiş Milletler, Nato, Çento-Sento, hülâsa bütün dünya seyrediyor Yunan mezalimini. Ama, artık kurtuluş yok Ülkemiz kapıları açtı ve kapatmıyor. İnsanlığın başına bu belaları saranlar daha fazla seyredemezler ve bir çare bulacaklar, bulmak zorundadırlar. Seyretmelerinin bedelini ödemeleri gerekir ve bu gündemi değiştirmek mecburiyetindedirler. Yılanı, çiyanı, böceği, sineği, domuzu, köpeği, yarasayı v.s. yiyenler ve dünyaya çeşitli virüs yayanlar, bu çirkinlik ve pisliklerden kurtulmadıkça, insanlar ölümcül sari hastalıklardan kurtulamayacaklardır. Sadece kendi çıkarları, menfaatları, refah ve saltanatları için, masum insanları birbirine kırdıranlar, bu yetmediği gibi yine o cahil ve masum insanların arasına fitne-fesat sokup savaştırarak topladıkları parsa yetmediği gibi, birde onları piyon olarak kullananlar, bu melânetliklerinden vaz geçmedikleri müddetçe bu gündemler değişmeyecektir. Tabi, onların bu oyunlarına gelenler de Kur’an-ın ifade ettiği iman bilinciyle bilinçlenmeyip, hayatlarını Kur’an-la inşa etmedikleri sürece de bu gündemler değişmeyecektir. Allah’tan hidayet ve idrak dileğiyle hoşça kalınız efendim.

Paylaş

İlgili haberler

Yorumlar kapalıdır

Yenisöke Gazetesi © 2015 | Her hakkı saklıdır.
Bu sitede yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Şafak Ofset Mat. Gaz. LTD ŞTİ'ye aittir.
İçerik hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kullanılamaz.