ADÜ’de 15 Temmuz ve Milli İrade paneli

Akkoyun: Bahçeli’nin siyasi bir hamlesinin Erdoğan’da karşılık bulmasıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmiş, darbecilere kalın bir set çekilmiştir.

İsmail Eravcı
İsmail Eravcı Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

YENİSÖKE- Haber Merkezi    

15 Temmuz darbe girişimi ve önlenmesinin altıncı yılı vesilesiyle ülke çapında çeşitli etkinlikler düzenlendi. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Rektörlüğü de “15 Temmuz ve Milli İrade” başlıklı bir panel düzenledi. Kuran-ı Kerim Okunması ve Mehter Takımı gösterilerinden sonra Rektör Prof. Dr. Osman Selçuk Aldemir’in moderatörlüğünde düzenlenen etkinlikte konuşan Adnan Menderes Araştırma Merkezi Müdürü, İletişim Fakültesi Sinema Anabilim Dalı Başkanı, Ulusal ve Uluslararası Projeler Kurulu Başkanı ve Söke İşletme Fakültesi Dekanı Turan Akkoyun “Darbelere Karşı Millî İrade” başlıklı konuşmasında tarihsel süreci anlattı.

Temelinde millet bulunan “milli irade” toplumun varlığını, bağımsızlığını, birlik ve beraberliğini koruma garantisi olduğunun altını çizerek konuşmasına başlayan ADÜ İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turan Akkoyun, “Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk, kavramı çağdaş anlamına taşımıştır. Atatürk, Menderes, Özal, Erbakan’a kadar “milletin istiklali ve istikbali için” çalışanlar Millî İrade desteği ile hareket etmişlerdir. İktidara gelememiş olsalar da Arık, Türkeş, Yazıcıoğlu, Edibali, Güzel gibi siyasetçiler aynı kavramın temsilcisi ve uygulayıcısı, olmuşlardır. Milli irade desteği sayesinde demokrasiye müdahaleler ile mücadele edilmiş en son 15 Temmuz “kalkışması” bertaraf edilmiştir.

Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası Mustafa Kemal Paşa, Amasya’da Amasya Genelgesi yayınlamıştır. Genelgede yer alan maddelerde ağırlıklı olarak milletin bağımsızlığını kendi azim ve kararının kurtaracağı belirtilmekteydi. Ayrıca milletin hiçbir baskıya maruz kalmaması gerektiği de vurgulanmaktaydı.

Önce Erzurum hemen sonrasında da Sivas Kongresi’nde oldukça önemli kararlar alınmıştır. En dikkat çekeni Türk milletinin bağımsızlığı için “milli iradeyi hakim kılma” ibaresi olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti de aynı çerçevede kurulmuştur. Türk milletinin mevcudiyetini koruma anlamında gelişen “millî irade” bu defa demokrasiye müdahalecilere karşı etkili bir güç durumuna gelmiştir.

Ezelden ebede istikameti belirli “insanların kendi kararlarını başkalarının vermesiyle toplumun her kesiminde bir ‘uydu vicdan’ şekillenmişse tehlikenin en büyüğü karşımızda demektir.”

“Beyaz İhtilal” ile kimliğini bulmuş halk ki çoğu kırsal kesimde “kıt-kanaat” yaşayan, imkansızlıkları dert etmeyen, defter üzerinde okuyup-yazması dahi olmayan köylülerden mürekkepti. “Ne kadar iyi niyetlerle yola çıkılırsa çıkılsın” darbe ile önü kesilen ya da kesilmek istenen hep bu kesim olmuştu. Oysa ki; Türk milleti önü her kesildiğinde ıstıraplarını masallara karıştırıp, destanını yaza yaza gelmekteydi. 1918-1922 yılları arasında yaşananları burada bir kere daha tekrarlamak gereksizdir. “Milli çıkarı arkaya atıp tarafsız davranmaya kalkmak, gerçekte tarafsız olmak değil, karşı tarafın yanında yer almak demektir” gerçeği burada da kendini göstermektedir. Kütüphane rafları, internet ortamı, film ya da dizi arşivi karıştırıldığında da “kahramanların yalnızlığı” sessizliğe bürünmektedir. Tıpkı asırlar evvelinde Koca Yunus’un “nam bırakacak ne yaptık ki” ifadelerindeki gibi. Yazılıp çizilenler yaşanmışlıkları karşılamanın bir hayli uzağında kalmaktadır.

BEYAZ İHTİLAL

14 Mayıs 1950 tarihinde “Beyaz İhtilal” gerçekleşmiş, millî irade “demokrat” isimli iktidarı aralamış 1954 ve 1957 seçimlerinde istikrarı sağlamıştı. Ancak vesayet gücünü her şeyden üstte gördüğünden 27 Mayıs 1960 günü demokrasiye darbe indirilmiştir. Herkesin oldukça detaylı şekilde bildiği üzere Başbakan ve iki bakan kamu vicdanını sızlatan bir şekilde idam edilmişti.

Türk milleti; konu devlet, kahraman ordumuz olunca sessizliğe bürünür. Ancak sessizliğinin kayıtlarını kalem sahipleri tutar. “Zor zamanda konuşan yiğit” olarak kayda geçen isimler kalıcı hale gelirler. Onların yürüyüşü milletin yürüyüşü olur, taklit edenler ise savrulup gider.

Demokrat Parti saflarında bir akademisyen olarak yer alan Osman Turan, yıkıcı etki üzerine Türk milletine ciddi bir güzergah çizdi: Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi. Tahsilin her basamağında olduğu kadar devlet adamları ile düşünce insanlarının masalarında hazır tuttuğu bu eser, nesillerin araştırma konusunda şuur sahibi olmalarına tarifi gereksiz bir katkı sağladı.

Naci Bostancı, Işığın Gölgesi “Her ışık gölgesiyle gelir. Aydınlattığı kadar gölgeler, saklar, gözden uzaklaştırır. … Işığın gölgesi, ancak yaşayanların hafızasına, yani unutuluşa terk edilen yani ancak yıllar sonra hüzünlü bir gülümseyişte hatıraların solgun yansımalarının yakalandığı dostlukların, acıların, öfkelerin, korkuların bu çılgın zamanın içinden çekilip alınmasıdır.”

Darbe yeni kuşağının kalemi Sevinç Çokum, darbeler karşısında duruşun adını koydu: Karanlığa Direnen Yıldız. Her tarafı kaplayan unsur, cılız bir ışıltı karşısında meydanı terk edecektir, etkisi de mühimdi.

Darbelerin bireylerin tercihlerini anlamsız bağımlılıklara çekişini Remzi Çayır yazdı: Zerafet’in Fal Çiçekleri. Anlaşıldığına göre global dünyanın hem beslendiği, hem paydaş olduğu, hem de mücadele ettiği davranışsal bozuklukların beslenme noktası demokrasinin kesintilere uğramasıydı.

Bunaltan etkisine rağmen Zihni Açba’nın Var Olacağız Eylüllere Rağmen başlığı inadına var olma realitesi kadar doğrunun, iyinin, sağlıklılığın, güzelin, değerin her nerede olursa olsun zafere inanç haykırışıdır.

Hasan Öztoprak, Hakikatin Ölümü romanına göre “geçmiş ve ilişkiler tüm dünyası olan evinde, kilitlediği kapının ardında sorgulanmaya başlanır; gömüldüğü yerden ortaya çıkan hakikat, kötü bir koku yayar: Bir beden yavaş yavaş çürür. Aslında hakikat ölmüştür.”

Abdurrahim Karakoç Suları Islatamadım başlıklı şiirinde ve aynı isimli eserinde haykırdığı gibi “Anlamadım neden, niye oy! oy; canlar gücenmesin diye can attım, gül atamadım. Suları ıslatamadım oy, oy”

15 Temmuz’a binaen Abdülkadir Selvi’nin Darbeye Geçit Yok, Mustafa Akgün’ün 15 Temmuz Destanı, Mustafa Çalışkan’ın Millî Vuruş, Safiye Çetinkaya’nın Asrın İhaneti başlıklı eserleri şaşkınlığın milli irade zaferine dönüşünün sembollerinden sadece birkaçıdır.

Milli Mücadele’nin kazanılması ve sonrasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasında etkili olan “milli irade”, geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren demokrasinin muhafazasında önemli kavramlar arasında yer almıştır.

Milli iradenin demokrasiyi pekiştirmesinde Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Turgut Özal, Tansu Çiller, Necmettin Erbakan gibi başbakanlık mevkiine seçilenler, Remzi Oğuz Arık, Osman Bölükbaşı, Alparslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu, Hasan Celal Güzel, Aykut Edibali gibi siyasetçiler kadar Nurettin Topçu, Osman Turan, Abdürrahim Karakoç, Sevinç Çokum, gibi düşünce insanları etkili olmuştur.

DARBELERİN ÖNÜNE SET ÇEKİLDİ

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan, 15 Temmuz darbeleri, muhtıraları ve kalkışmaları karşısında halkın millî irade kalkanı 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini getirmiştir. Böylelikle Türk demokrasisi darbelerin önüne aşılması zor bir set çekmiştir. Darbelerin bireylerde ve toplumda sebep olduğu yaralar kapatılmaya çalışılmıştır. Ancak toplumsal hafızadan hiçbirisinin silinmediğini halk, sandık önüne konduğunda herkese kalın çizgilerle göstermiştir.

Atatürk’ün hazırlamış olduğu Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına göre II. Dünya Savaşı’nın bitmesinden hemen sonra çok partili siyasi yaşama geçiş için siyasi partiler kurulmaya başlanmış, 1946 yılı başında Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Refik Koraltan öncülüğünde kurulan Demokrat Parti diğerlerine nispetle halkın teveccühünü kazanmış, 14 Mayıs 1950 günü “Beyaz İhtilali” gerçekleştirmiş, 1954 ve 1957 seçimleriyle de iktidarını sürdürmüştür. Sandıkta engellenemeyince 27 Mayıs 1960 darbesiyle durdurulmuş, başbakan ve iki bakan idam edilmiş, güçlü meclis yerine ikili meclis, güçlü merkez yerine özerklikle desteklenen bir yönetim, belirli özgürlükler yerine geniş özgürlükler gibi özetlenebilecek değişimler ve kendilerini hukuken koruyacak bir sistemle devam etme kararına Türk Milleti bu defa Adalet Partisi yanında Milliyetçi Hareket Partisi ve Milli Selamet Partisi şeklinde bir yol haritası belirlemiştir.

TÜRK MİLLETİ

KENDİ ÇÖZÜM ÜRETTİ

Türk milleti darbecilere karşı her fırsatta kendi çözümünü ortaya koymuştur. 1973 Cumhurbaşkanlığı seçiminde, 1983 genel seçimlerinde, 1999 seçimlerinde bunu kesin bir halde görmek mümkündür. Ancak darbeciler de kendi çizgilerinden sapmayınca 2002 yılında Vatan Gazetesinin “Sandıktan Öfke Çıktı” başlıklı haberi aslında Türk milletinin kırk yıllık darbecilerle mücadele tecrübesinin doğal bir sonucuydu. Fakat 2007 ve 2010 yıllardaki gelişmeler bilhassa 15 Temmuz 2016 FETÖ’nün kalkışması daha kesin bir çözümü zorunlu kılmıştır. O da geçmişten beri Alparslan Türkeş, Necmettin Erbakan, Turgut Özal, Muhsin Yazıcıoğlu, Hasan Celal Güzel gibi siyaset ve devlet adamlarının zaman zaman savunduğu Başkanlık sistemini hayata geçirmek olacaktı. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin siyasi bir hamlesinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da karşılık bulmasıyla beraber Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmiş, darbecilere kalın bir set çekilmiştir.

Türk milleti her türlü şartta olduğu gibi sessiz belki ancak mağrur yürüyüşüne devam etmektedir” dedi.

18 Tem 2022 - 09:02 Aydin- Gündem

Muhabir  İsmail Eravcı



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?