NÜKTEDAN – BİRAZ DA LÂTİFEDEN LETAFETLER

Sevgili dostlar, biliyorsunuz köşemiz nüktedan, ama nüktelerden habersiz satırlarımız her zaman. Demeyin bu böyle oluyor entere

Sevgili dostlar, biliyorsunuz köşemiz nüktedan, ama nüktelerden habersiz satırlarımız her zaman. Demeyin bu böyle oluyor enteresan, ama ne yapalım nisyan ile malûl insan. Başka başka konulara kayıyor lisan. Haklısınız, nüktelerle başlamıştık ilk zaman, lakin hiç anlamadan rota değiştirmiş gemi görünmez olmuş liman. Demek ki, nüktedanlık yapmak kolay değil ve her babayiğidin yiyeyeceği kebabı büryan değil. Nükte yapmak, nükteli konuşmak, nükte yazmak, bunu sanat edinmek yetenek işi. Kuru ekmek yiyene şeftalinin lezzetini anlatırken adamın ağzını sulandıranlar var. Bunun tam tersi, şeftali yiyene çölün susuzluğunu hazin bir şekilde anlatırsanız, şeftali adamın boğazında düğümlenir aşağı inmez. Her şeyin bir zamanı, tavı ve yolu-yordamı var. Ağlayan bir adama karşısında durup nükte yapamazsınız, ama ufacık bir afacan yavrucuğa nükte yapın, ağlarken güldürürsünüz. Nükte güzel bir şeydir, güzel yapılırsa dahada güzel olur. Bir zamanlar Lâtif Nüktelerden Bir Demet adında bir kitap okumuştum. Latife deyince öyle ağzı sulandıran tarzında değil, gönlü duygulandıran anlamında hoş nüktelerdi. Bu alanda uydurulan nükteler değilde, yaşanan nükteler daha bir inandırıcı ve ruhu dinlendirici oluyor. Bazı insanlar vardır, kendileri farkında değillerdir, ama yaşadıkları birçok hareketle nükteli davranışlar sergiliyorlar. Saftırlar, samimidirler ve ayni zamanda da ciddidirler, onların yaptığına sen gülersin, oda senin güldüğüne güler. Bunlar nadirdir toplumlarda çok az bulunurlar. Aziz dostlar, bazı insanlar vardır dam diyecek oldukları yerde samanlık derler, şapla-şekeri ayırt edemezler. Doğru yazılan bir cümleyi anlayamazlar, ama bu cümleyi tersinden okumayı bir maharet sanırlar. Bir zamanlar, ilk defa köyden şehire misafirliğe gelen bir vatandaşa, ev sahibi sabah işine giderken misafire, benim yanıma gelmek istersen evin karşısındaki durağı gösteriyor. Oraya gider beklersin gelen dolmuşa biner ve filan yerde inip benim dükkana gelirsin der. Misafir öğle üzeri durağa gelir bekler, her gelen dolmuşa kalkar bakar binmez ve beklemeye devam eder. Onun bu halini fark eden evin hanımı, merak eder, bu adam gelen dolmuşlara neden binmez. Bir ara fırsat bulup misafirin yanına gelir ve sorar, neden durağa gelip duran dolmuşlara binmedin? Yoksa, seni almadılar mı der. Misafir, hayır ben binmedim der. Ev sahibi hanım, neden binmedin deyince, Misafir, siz, dolmuş gelince dediniz. Ama, gelenler dolu değildi, boş ve içinde bir iki kişi oluyordu ondan binmedim. Çünkü, siz dolmuşa bin dediniz demiş. Hanım efendi tebessüm ederek ilk gelen dolmuşa misafirini bindirip, beyinin dükkanına gönderip eve döner ve akşam beyi ile eve gelen misafirinin yanında durumu ev halkına ve beyine anlatır. Der ki, Beyefendi görüyorsun ya herkesi dolmuşa bindiremesin! Değerli dostlar, sütten dili yanan ne yaparmış, yoğurdu üfleyerek yermiş. Ne güzel ata sözü değil mi?Atalarımız çok güzel sözler söylemişler, ama o sözlerin ifade ettikleri durumlara nesilleri düşmekten de kendilerini kurtaramamışlar. Bunun içinde güzel bir söz var, tarih tekerrürden ibaret. Demek ki insan yanlış yapmaktan, hata etmekten kesin olarak kurtulması mümkün değil. O zaman, hata fıtratımızla beraber var. İnsan, nisyan tamlaması eksikliğinin devam etmesi mi? Evet ama aynisi değil, bir yanlışı durmadan tekrar etmek ahmaklığın daniskası. Kendisini şeytanın deneme tahtası yapan, aklın kabul edebileceği şey değildir. Ne diyor Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam, bir mü’min ayni delikten yılana kendisini iki sefer sokturmaz. O zaman, yılanları çok olduğu yerlerde de dolaşmamak lazım! Bazen oluyor inançsız bir adama diyorsun, öldükten sonra inanmak sana ne kaybettirir? Yok diyorsun ya, ya varsa, ki; ben varlığına kesin olarak inanıyorum, inanırsan sende kazanırsın. Ama, inanmazsan yandın demektir. Evet, ahiret/öbür dünya var, ateis oradan gelen var mı diyor. Yahu öbür dünya diyoruz , yani yarın! Sen gelen var mı diyorsun, yarın geldi mi ki, yarından haber alalım! Öbür dünya gelmedi, hele bir gelsinde seninle o zaman orada konuşacağız. Neyse, sözü fazla uzatmayalım, her şeyin bir vakti var, yarının yemeğini yiyip, suyunu içmek o güne bir yarar sağlamıyor. Hoşça ve dostça kalmanız dileğiyle.

LEBİD

#

22 Eki 2019 - 00:00 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.