– NÜKTEDAN – GERÇEKLER VE EFSANELER

Sevgili dostlar, insan gerçeklerle yaşar ve hayallerle de teselli bulur, ufku açılır, arzu ve ümitlerine hedefler koyar. Çünkü,

Sevgili dostlar, insan gerçeklerle yaşar ve hayallerle de teselli bulur, ufku açılır, arzu ve ümitlerine hedefler koyar. Çünkü, insan günübirlik yaşamak için yaratılmamıştır. İnsanın yaratılış muhtevası çok anlamlı ve ileriye dönük tek amaçlıdır. Onun için, kendisini hayata bağlayan şeylere gerçeğine uygun değerler biçmesi ve ona göre de onlara yaşamında yer vermesi gerekmektedir. Amacına ulaşması için yaşarken o değerlerin arasını ayırması, sınırlarını belirlemesi, kıymet hükümleri olarak yerinde ve zamanında bir ölçüye göre kullanması icap etmektedir. Bu nedenle Allah insana ruh, akıl, irade, bilinç ve vicdan vermiştir. Bu özellikleri dolayısıyla da insanı diğer yaratıklardan ayırarak bir üstünlük bahşetmiştir. Bu sebeple insan değerini bilmeli ve yaratıcısı tarafından kendisine verilen önemliliğini idrak etmelidir. Bu noktada endisini, ancak kendisi-gibileriyle eşitleyeceği hemcinsleriyle mukayese edecek ve haddini aşmaması gerektiğini de asla unutmayacaktır. Çünkü, ona bu konuda verilen önem ve özellikler, aynen hemcinslerine de verilmiştir. Ne var ki, aralarındaki farklılık çalışmak ve üretmekle temayüz edecektir. Buda yaratanın ilahi direktifleriyle kişinin yaşamında pratik hareketlilik kazanacak ve hayata mal olacaktır. Sonuçta dünya görüşü bu kriterler çerçevesinde oluşup bir hayat nizamı haline gelecek ve ben Müslümanım diyenin ömrünü bütünüyle kuşatacak bilinçli bir müslüman modeli ortaya çıkacaktır.

Aziz dostlar, buraya kadar bu tespiti yapmamızın nedeni, dinimizin gerçeklere oturan bir temeli olduğu ve bu temelin üzerine inşa edilecek müslüman hayatının akıl, irade, bilinç ve vicdanın kontrolünde ömür süreceğini ifade etmek içindir. Bu nedenle dinimizin efsaneye, hurafeye ihtiyacı yoktur. Çünkü, bunlar hayal mahsulü ve masal tandanslıdırlar. İslam dininin dışındaki dinlerin hayat kaynağı ve zenginlik tasarruflarıdır. Manastırlarda papazlar bunları üretmişler ve toplumlarına mal edilmişlerdir. Dolayısıyla bunlardan müslüman olanlar bu ürettikleri efsane ve hurafeleri islama taşımışlar. Bunlar bize tasavvufi bir havayla intikal etmiş ve menkıbeler, kerametler adıyla anlata-anlata bitirilemez noktalara getirilmiş. Ayrıca, bu ermiş-evliyalara, dedelere ve babalara bir takım makamlar ve rütbeler ihdas edilip, üçler, beşler, yediler, kırklar olarak guruplandırılmışlar. Bunlar, arada bir toplanıp, insanlık dünyasının yaşamıyla ilgili etkin kararlar alıyor ve olacakların haberlerini hayatta olan bazı kişilere bildiriyorlarmış. Bu ermiş dedeler-babalar, geceleri ışık hüzmeleri halinde birbirlerinin kabirlerini ziyaret ederlerken bazı kişiler tarafından görülüyormuş. Bunların hepsi islam dini ile bağlantısı olmayan uyduruk hikayelerdir Bundan 40-50 yıl önce bu tür sohbetler oluyordu. İşin garibi, televizyonlar çıkıp yaygınlaşınca bu görüntüler kayboldu. Artık ben gördün diyenleri duymuyoruz. Ne oldular acaba! Değerli dostlar, İslam Dini ilim, akıl ve mantık dinidir. Bu nedenle, İslam Dini akla hitap eder ve aklı olmayının dini yoktur der. Bu konuda mihenk taşımız, ölçüm kriterimiz Kur’an-ı Kerimdir. Kur’an-ın üstünde, dinimiz adına söylenen sözlerin, olayların ve düşüncelerin /Peygamberimizin sahih hadisleri hariç/ bir hükmü yoktur. Çünkü duyuyoruz ve bazı kitaplardan okuyoruz, bir takım insanları, uçurmak-kaçırmak, bir anda Kâbe’ye götürmek-getirmek ve vahşi hayvanları kerametleriyle yönetmek ve bu insanlara gayba ait bilgiler ve kehanetler yüklemek, pratik hayatta olan insanlara ne kazandırır? “İnsanların en hayırlısı insanlara faydası olandır” der Sevgili Peygamber efendimiz Aleyhisselatü vesselam. Evet, bu yetmiyor bu insanlara öldükten sonra da bir takım dünyevi işler yaptırıyorlar.Mahşer yerinde bazı insanlara şefaat edip Cehennemden alıkoyup Cennete koyduruyorlar. Oysa, günahları af etmek, sadece Allah’a mahsustur. Bir kimseyi Cehenneme atmak veya Cennete koymak da Allah’ın tasarrufundadır. Eğer, bu insanlar Yüce Allah’a şu kulunu Cehenneme atma veya şu kulunu Cennete koy ve bunların günahlarını bağışla Ya Rabbi diye yalvaracaklardır deniyorsa, burada da durup düşünmek lazım! Çünkü, Mahşer yerini anlatan Hz. Peygamber “O gün herkesin derdi başından aşkın olacak ve kendi derdine düşecek, kimse-kimseyi göremeyecek” dediği bir ortamda bu nasıl olacak? Öyleki, Hz. Peygambere Ashabı, siz de mi Ey Allah’ın Rasulü dediklerinde “Evet, bende! Dediği bir hengamede!.. Neyse, bu hafta da bu kadar. İnşallah haftaya buluşmak dileğiyle hoşça ve dostça kalınız.

LEBİD

#

27 Eyl 2016 - 00:00 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.