NÜKTEDAN – MADDE VE MANADA ÖLÜM

Sevgili dostlar, bugünkü sohbetimiz  ölüm üzerine olduğu için biraz soğuk geçebilir. Ne yapalım, ölüm çok önemli bir gerçek, göz

Sevgili dostlar, bugünkü sohbetimiz  ölüm üzerine olduğu için biraz soğuk geçebilir. Ne yapalım, ölüm çok önemli bir gerçek, göz ardı etmemiz mümkün değil. Bazıları adından söz edilmesinden bile pek hoşlanmazlar. Lakin, hiç beklenmedik bir anda, kulağımıza ilişen bir sala sesi, bize kendisini hatırlatmaktadır. Genellikle akşamları televizyon haberlerinde ölümün geçmediği hiçbir haber programı olmuyor. Başta trafik kazaları, cinayetler ve vakti saati gelmiş normal ölümler hergün gözümüze, kulağımıza ve aklımıza bir takım vasıtalarla ulaşıyor. Ama düşünce açısından ne kadar meşguliyet alanımızı işgal ediyor?  Orası ayrı bir mesele! Hedeflerimizi, tasavvurlarımızı, ümit ve amacımızı nasıl etkiliyor? Herkesin anlayış ve inanışına göre elbette hesaplar farklıdır. Ama, ölüm tektir  ve herkes için mutlak gerçektir. Ancak, biz müslümanlar olarak bu konuda muhasebe yapıyor, tedbirler alıyor ve ölüme hazırlanıyormuyuz? İşte önemli olan budur. Çünkü, bizim müslümanlar olarak birde öbür dünyamız var. Hemde burası gibi fani değil, ebedi ve sonsuz. Oradaki yerimizde ya Cennet olacak veya Cehennem!  O zaman acaba ölüm bizim nereye gitmemize sebep olacaktır? Bunun hesabını yapmamız ve ona görede bir hazırlık içinde olmamız lazım. Aziz dostlar, Bu durum karşısında zaman-zaman şöyle bir dik durup kendimize bakmamız ve düşünmemiz gerekir.  Yaşadığımız bu hayat bizim için neresini işaret etmektedir? Cennet güzelliklerin, mutlulukların, ebedi zevk ve sefanın olduğu saadet yurdudur. Cehennem ise, çirkinliklerin, eza ve işkencelerin, ateşin azapların sonsuza dek sürdüğü acılar ve kederler koridorudur. İşte bu iki yurdun sakinleri olacak olan insanlar içinde bizim yerimiz neresi olacaktır? Şimdi burada bu dünyada yaşadığımız bu hayatla buna karar vereceğiz. Cennete gitmekte de, Cehenneme gitmekte de özgürüz. Serbes iredemizle bu iki yoldan birini seçeceğiz. Çünkü, başka yol yok. Yani, bu konuda inisiyatif bizim elimizde ve vereceğimiz karara bağlıdır. Kişinin Cennete  gitme özgürlüğü olduğu gibi, Cehenneme gitme özgürlüğü de var. Bu nedenle, o özgürlük sadece o kişiye aittir. Hariçten kimse, kimseyi ne Cennete sokabilir ve ne de Cehenneme. Böyle bir yetkisi kimsenin yok. Bu, Allah ile kulu arasındaki ilişkinin sonucudur. Araya kimse giremez. Burada çok hassas bir nokta var, dikkat edilmesi gerekir. Kul, Allah ile kendi arasına birini sokarsa bu şirk olur. Doğrudur: Kul, bu dünyada bundan dönüp tevbe istiğfar ederse kurtulur. Eğer bu şirkle öbür dünyaya giderse Cehennem yurdunu bulur. Ancak! esas konunun püf noktası burada, Yüce Allah, kulu ile kendi arasına birini koyarsa bu şefaatçi olur diyenler var. Şimdi burada durup bir düşünelim ve aklımızı yürütelim. Aciz ve zayıf olan insan, kurtuluşu için araya birini koyamaz şirk olur da! Sonsuz güç-kudret sahibi ve bütün herşeyin hakimi, rahman ve rahim olan Yüce Allah, kulunun affı ve bağışlanması için neden araya birini koysun? Böyle şey olur mu? Bu, Allah’a karşı bir saygısızlık değil mi? Bu da, şirkin farklı bir versiyonu olsa gerektir diye düşünüyorum. Değerli dostlar, gelelim bütün bunların belirleyicisi, buralara geçiş belgesinin vize vericisi ölüm pasaportuna. Hani o bazılarının onun hakkında konuşurken dedikleri, şimdi zamanımıydı, yeri doldurulmaz, çok erken geldi ve ona hiç yakışmadı denilen o ölüm varya, o ölüm! Hayatı verenin kararı, yerleri belirleyenin, ne bir saniye erken ve nede bir saniye geç gelen eceli taktir edenin, Yüce Allah’ın imtihan sırrının son noktasının koyulduğu andır. Ne der Tıp Uzmanları? İnsan, dolaşım sistemi, solunum sistemi ve sinir sistemi faal olduğu sürece yaşar. Sonuçta, ya kalp durur, ya beyin çalışmaz olur veya organlar fonksiyonunu yitirir insan ölür. Bu, ölümün maddi yönüdür. Her canlı bunu tatacaktır. Maddi kaynağı olan toprakla buluşacaktır. Ancak, ölümün birde manevi yönü var, bu nedenle bir insan için gerçek ölüm, hayattan kopmak değil, hakikatten kopmaktır. Daha dünyada iken materyalizmin çukurunda boğulmaktır. Çünkü, ruh insanı canlı kılan şey değil, canlılar içinden seçilip onu akıllı, iradeli, bilinçli ve vicdanlı kılan şeydir. Her insana bu format, fıtrat olarak konmuştur. Ne mutlu idrak edene diyor, haftaya buluşmak ümidiyle hoşça ve dostça kalmanızı Yüce Mevlâ’dan niyaz ediyorum.                                            LEBİD

23 Mayıs 2017 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.




Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.