NÜKTEDAN – OKUMAK İNANMAK VE GÜVENMEK

Sevgili dostlar, insan bu dünyaya denenmek için getirilmiştir. Kur’an-da Mülk suresi ikinci ayette öyle diyor. Ayetin türkçesi ş

Sevgili dostlar, insan bu dünyaya denenmek için getirilmiştir. Kur’an-da Mülk suresi ikinci ayette öyle diyor. Ayetin türkçesi şöyle: “ Hanginizin daha iyi, daha yararlı iş yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O Aziz’ dir; kötü amel işleyenleri cezalandırmaya muktedirdir, Gafur’dur; yanlış iş yapıp tevbe edenleri bağışlar.” Ancak, Rabbimiz bundan önce insana Oku! Emrini veriyor. Özellikle bu, insana ve tabi hâsseten müslümana ilk farzdır. Hatta bu oku emri, bir âlimimizin ifadesiyle ateiste “Oku! Bana İnkarını bilinçli olarak sun” tembihi var diyor. Yani, Benim varlığımı  neden, niçin ve nasıl inkar ediyorsun o gerekçeni hazırla. Bana öyle gel diyor. Anlaşılan o ki, müslümana da, ateiste de Oku diyor ve Benim karşıma okumadan gelme. Müslümansan, müslümanlığını, ateist isen ateistliğini ıspatlayacak bir bilinçle karşıma gel. Kur’an’da ve tabi İslam da okumanın anlamı ve amacı budur. Yoksa, kimin daha iyi ve daha yararlı iş yaptığı nasıl belli olacak? Dolayısıyla, hayata ve ölüme anlam ve önem kazandıracak olanda okumaktır. Peygamberimizin şahsında Yüce Allah’ın insanlığa son hitabı Oku! Ben sana ruhumdan üfledim, akıl, irade ve vicdan verdim. Sana bunlarla değerlendireceğin sonsuz ikramlarda bulundum. Birde bu ikramlarımın gelişim, değişim ve çeşitli şekillere dönüşümünü sağlayacak kalemle yazmayı öğrettim. Bakalım bunlarla okuyarak nasıl bir noktaya geldin? İyi ve yararlı işler konusunda nerdesin? Hayatına ve ölümüne bir mana kazandırabildin mi? Çünkü, esasında okumanın anlamı ve gayesi budur diyor. Aziz dostlar, sanırım anlamışsınızdır, okumaktan sonra iman geliyor. İnsan okuyacak, öğrenecek, öğrendiğinin doğruluğunu kanıtlayıp gerçekleştirecek, ondan sonra da inanacak iman edecek. İman konusu şüphe, tereddüt, zan ve acaba kabul etmez. Çünkü, bu nedenle iman, bilinçle gerçekleştirilmiş dinin temeli oluyor. Bundan sonraki amel, ibadet, dua ve ahlak bu temelin üstüne bina edilecek, onun için temelin sağlamlığı tartışılmamalıdır. Herhangi bir dinsizlik depremine, küfür ve şirk işgaline maruz kaldığında, onlara karşı dirensin, yıkıma tahribata izin vermesin. Düşünün, dünyada evlerimizi yaparken herhangi bir doğa olayına, özellikle depreme karşı dayanıklı olması için elimizden geleni yapıyoruz. Aslında bu da dini bir görevdir, maddi açıdan üzerimize düşen dünyevi bir sorumluluktur. Yani, akıl ve mantık dini olan İslamın, hayat kitabımız Kur’an’da ifadesi budur. İşte, iman gerçeği de en az böyle sağlam bir zemine oturmalıdır ve gerçekçi bilgilerle, kendi akıl ve mantığımızın süzgecinden de geçirerek bütün saldırılara karşı koyabilecek güçte olmalıdır. Yoksa, zaman-zaman karşılaşıyoruz, imani bir meselede bazı kardeşlerimizin nasıl bir zaafiyet içerisinde olduklarına. Mesela, sorulan bir soruya veya yapılan bir saldırıya cevap veremiyor ve bilimsel bir tavır sergileyip karşı duramıyorlar. Hatta bazıları böyle bir duruma masumane! Tavırla “Bu konuyu fazla kurcalamayın günaha girersiniz, Allah muhafaza dinden çıkarsınız” diyor ve yanlış bir yönlendirme yapıyorlar. Oysa, iman şüphe götürmez ve zanla da bir arada durmaz. Onun için imanın zırhı bilgi, ilim ve ıspattır diyoruz. Değerli dostlar, ben müslümanım diyen her mü’min, sağlam, şaşmaz, yıkılmaz ve asla sapmaz bir iman bilincine sahip olması lazım. Bu hem bu dünyada lazım ve önemlidir ve hemde öbür dünyada lazım ve önemlidir. Yüce Allah hayat kitabımız Kur’an da böyle diyor. Bu iman bilinciyle dünya hayatında çeşitli olaylara, sıkıntı, stres, bunalım ve deprasyonlara karşı koyulur ve bu güçle ancak bertaraf edilir. Çünkü bu iman bilinci, insana sarsılmaz bir güven verir, o güvenle o badirelere durulur. O iman gücünün kuvvet ve kudreti de başka türlü elde edilemez. Bu iman bilincinin güven kaynağı eşsiz bir güç ve emsalsiz bir kudrettir. O da, kâinatın yaratıcısı, yöneticisi, sahibi ve hükümdarı olan Yüce Allah’tır. Amma-velakin, zamanımız mü’minlerinin özellikle bu hususta ciddi sorunları var. O sorunlar da okumamaktan kaynaklanıyor. Evet, ne yazık ki mü’min kardeşlerim okumuyor. Yani, çok az okuyor ve Kur’an okuyanların çoğunluğu da Kur’an-ı anlamak için okumuyor. Sevap için ve ölmüşlerine okuyor. Demiyor bu kitap bana da indi, benim için neler diyor acaba düşüncesiyle bir Türkçe Kur’an tercümesi alıp anlamını öğreneyim. İşte bu bilgisizliklerden dolayı gerekli olan iman ve güven donanımı eksik kalıyor. Dolayısıyla hem bu dünyasında gerçek güven, huzur ve mutluluğu tam oarak yakalayamıyor, hem de ahireti için gerekli olan ebedi mutluluğunu sağlayacak sorumluluklarını da yerine getiremiyor. Evet, kardeşlerim bütün bu ifade ettiklerimi lütfen bir uyarı olarak kabul ediniz. Yüce Allah’tan hoşça ve dostça kalmanız dileğiyle.

LEBİD

26 Eylül 2017 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.




Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.