MAVROMATİ’DEN CORONA’YA OTUZ ÜÇÜNCÜ MEKTUP

OYHAN HASAN BILDIRKİ Abdürrezzak Efendi‘ye  Geçmiş olsun. Her ne kadar dargın isem de yine seni sevmekten vazgeçmem. Komik anıl

OYHAN HASAN BILDIRKİ

Abdürrezzak Efendi‘ye 

Geçmiş olsun. Her ne kadar dargın isem de yine seni sevmekten vazgeçmem. Komik anıların henüz gönlümde duruyor. Sen şu fani hayata veda etsen bile adın milletin hafızasında hayır ile kalacaktır. Ne olurdu, matbaaya gelip fakirhanemi ziyaretle hepimizi sıhhat ve afiyetini görmemizle memnun etseydin? 

Seni “vefat etmiş” diye gazeteleri aldatan şahıs pek hayırsız, adeta kaba, şakası acı, kıskanç biri imiş. İnşallah bu uydurma haber ömrünü uzatır. Ümmetin yaşama ve kurtuluşuna vesile olan buyruk sahibi eşsiz Efendimiz Hazretleri’nin, iyilik saçan bakışlarının nurları senin ve bizim için en büyük canlılıktır.

Haberiniz var mı? Avrupa’da yeni bir hastalık daha keşfedilmiş. Bu hastalık ilk hücumunda Paul Verlaine’i alıp götürdüğü gibi sonradan diğer arkadaşlarına da bulaşmış. Adı Mavromati yani her şeyi siyah görmek merakıdır. Fizyoloji bilginlerinin de bildiği üzere kafatasının içi beyin, beyincik ve soğancıktan ibarettir. Bunlar, birbiri üstüne gerilen sert zar, örümcek zar ve ince zar adlarında üç astarla korunmaktadır. Beyaz madde denen ak cevher ile ve boz madde denen sinir hücrelerinden meydana gelir. Dürtücü ve uyarıcı denilen sinirler kafatasının altındaki deliklerden geçer.

İşte mavromatiyi meydana getiren mikrop kafatasının deliklerinden hücum ediyor ve orada şekere karınca üşüşür gibi toplanarak dolayısıyla, dışarıdaki cisimlerin şekil aldığı ağtabakaya toplanıyor imiş. Bir kere de toplandılar mı artık her şey siyah görünüyor ve hastanın eserlerine de bir ters etki bırakıyor.

“La richesse des sciens contemporaines”  yani “Servet-i Fünun” adlı dergide verilen ayrıntıya göre bu derde yakalananlar, ıstırap, acılık hissederek kendilerini karanlık içinde ve matem halinde zannederek devamlı inliyorlar, ağlıyorlar ve bazen de gülüyorlar. Göğüslerinin içlerinde buz gibi soğuk, acı, demir gibi sert bir elin, bir helak edici bir pençenin kalplerini sıktığını hissederek: 

– Tıkanıyorum, boğuluyorum! diye feryad ediyorlar. Beyinlerinin ortasında bir ürperme ortaya çıkarak, üşüyüp titriyorlar. Başları ateş gibi yanıyor. Damarları geriliyor. Şakakları sanki ayrılacak, açılacak gibi olarak gözleri bulutlanıyor. Yanlarından tren vagonları geçiyormuşçasına kulaklarında bir uğultu duyuluyor, bir inilti çöküyor. Çehrelerinde kan hücumu, ciltlerinde pembe bir hararet, nabızlarında hızlanma oluyor. Kalpleri tekrar tekrar çarpıyor. Çeneleri kilitleniyor, dişlerinin gıcır! gıcır! ettiğini işitiyorlar. Hatta genellikle “Ruhlarımız parmaklarımızın ucunda, kirpiklerimizin ucunda, ciltlerimizin üzerinde kıvıra kıvıra, (Akkirmanlı değilmiş) çırpına çırpına dolaşıyor, amanın yetişin… Kaçacak! Tutun, uçacak” diye şiddetli bir siyah korku içinde kalıyorlarmış.

Baktıkları yerde bütün eşya kara bir örtü ile kapalı olduğundan kendi karanlıklarından, kendi nefislerinden kaçmak istiyorlarmış. Dahası varmış. Mesela bir salon köşesinde oturup da ele bir kitap ve siyah yapraklar başlıklı bir makale alsalar kelimeler, satırlar bir sonsuz bir karmaşa ile dalgalanarak, karıncalanarak sürekli ve karmakarışık bir dans yapıyorlarmış gibi bakışları kararıyor, siyah sayfalar üzerinde dalgalanıp duran siyah kurdeleler gibi her şeyi sarıyor sanıyorlar. Kendilerine eziyet eden bu siyah dalgalı kucaktan, eşyanın siyahlığından, kısacası hayalden perişan, görmek için birkaç kere gözlerini yumup açıyorlar ve sonra gözlerinin önünde mini mini güneşçikler meydana çıkarak kıs kıs gülmeye başlıyorlar. Fakat netice tatlı! Bir kız köşede duran bir kırmızı çiçek, yeşil gözlü bir zambak gibi boynunu büküp bunlara tebessüm ediyor. Acaba bu hastalık bizim edebiyatçılara geçerse ne türlü siyahlık gösterir? 

Cenab-ı Hakk bütün Dekadan ve Topatan kalemleri bunun şerrinden korusun.

#

08 Nis 2020 - 00:00 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.