RAMAZAN SAYFASI- Hazırlayan: MUSTAFA ULUÇAY

SON  SAAT  VE KIYAM-ET 1,1 ) Sevgili Yeni Söke Gazetesi okuyucu kardeşlerim, Yüce Allah’ın lûtfu inayetiyle bir mübarek Ramazan

SON  SAAT  VE KIYAM-ET 1,1 )

Sevgili Yeni Söke Gazetesi okuyucu kardeşlerim, Yüce Allah’ın lûtfu inayetiyle bir mübarek Ramazan ayına daha ulaşmış bulunuyoruz. Bu ayın öneminin ve özelliğinin bilinci ile bu Ramazan inşallah yine sizlerle olmaya çalışacağız. Daha önceki Ramazanlarda devam ettirdiğimiz çizgimizden hareketle,  Rabbimizin bu feyizli ve bereketli, ayda inzal etmeye/indirmeye başladığı Kur’an-ı Azimüşşan’dan bahsedeceğiz. Bu Ramazan konumuz “SON SAAT VE KIYAMET” olacaktır. Biliyorsunuz Ramazan ve oruçla ilgili bilgilendirilmeler camilerde, İnternet ve televizyonlarda ve aranızda yaptığınız sohbetlerde dile getiriliyor. Yani, bu konuda gereken bilgilenmeler en ince detayına kadar ifade ettiğimiz gibi konuşuluyor ve anlatılıyor. Bu nedenle biz onlara şimdiye dek girmedik ve yine girmeyeceğiz. Ramazan köşemiz bu yılın Ramazanında da yine farklı olacaktır. Belki bazılarınızın hiç duymadığı ve bazılarınızın da yanlış veya eksik duyduğu ve bildiği meseleleri dile getirmiş olacağız. O nedenle bizim Yeni Söke gazetesi Ramazan Köşesi farklı olacak, bazı gazetelerin Ramazan köşelerine ters düşüp eyyamcı ve biz atalarımızdan böyle gördük anlayışına uymayacaktır. Bu nedenle ezber bozan, dokunulmayan, unutturulan, es geçilen ve çarptırılarak gerçeğin yeri hurafeye çevrilen konuları doğrularıyla gündeme getirmeye çalışacağız. Elbette eleştiriye açığız, olumlu, yapıcı ve faydalı olanları yayınlamaya da varız. Bizim, kişilerle bir derdimiz yok, fikirler, görüşler, düşünceler, insanlığın yararına, müslüman kardeşlerimin menfaatına ve ufkunun açılmasına yönelikse başımızın üstünde yeri vardır, saygı duyarız. Çünkü, bizimde burada amacımız budur. Niyetimiz bir Ramazan boyu bu çizgide kardeşlerimize dini açıdan yararlı ve faydalı olmaya çalışmak ve Allah’ın rızasına ulaşmak, başka bir kaygımız yoktur. Bu nedenle mübarek Ramazanınızı tebrik ederim, feyzinden ve bereketinden istifade etmeyi Yüce Allah’tan cümlemize nasip eylemesini dilerim.

KÂİNAT ÂLEMİNDE YERİMİZ VE SİSTEMİMİZ (2)

Dünyamızın ve güneş sistemimizin oluşumuyla ilgili bilimsel adı altında araştırmalar, deneyler ve keşifler yapılmaktadır. Bu konuda bilim adına konuşanlara bakınca görüyoruz ki, din dışı bir ağız kullanılıyor. Çünkü, bilimsel olmak için dini bu işe karıştırmamak gerekir diyorlar, haliyle dini bilime karşı gösteriyorlar. Dolayısıyla Bıg-bang diye büyük bir olaydan patlamadan bahsediyorlar, bu kâinat böyle oluşmuşmuş diyorlar. Bu bir teori, yani türkçesi bir nazariye bir görüş. Bunu ortaya atanlar savunanlar bilim adına savunuyorlar. Doğruluğu-eğriliği tartışılır, çünkü, bir sefer böyle bir olayı bütün kâinata teşmil etmek bence anlamsız. Muhtevasını ve sınırlarını bilmediğiniz bir oluşumu buna nasıl dayandırıyorsunuz? Dini bunun dışında tutuyorsunuz, Kur’an-ın bu konudaki bilgi ve ifadelerini anlayışınıza karıştırmıyorsunuz. 1400 Yıllık kesin bir belge, ama sizce önemsiz, ya sizin belgeleriniz ve deneye tabi tuttuğunuz ölçütleriniz neye ve ne zamana dayanıyor? Neyse biz sizlerin dediği o bıg-bang olayını kenara itmeyip, Kur’an-ın yaratılışla ilgili Ayetlerini esas alıp, bu olayı Güneş Sistemimiz olarak düşünüyoruz. Çünkü, Galaksilerde böyle patlamalar olduğunu Kur’an’dan öğreniyoruz. Gök bilimcilerde bunlardan bahsediyor, ne bulursa yutan Karadelikler, Beyaz cüceler ve diğer tarafta yeni oluşumlar, Kâinatta devam edip durmaktadır diyorlar. Yani kâinatta bıg-bang’ler devam ediyor. İşte bizim güneş sistemimiz de Allah’ın iradesi, gücü ve hikmetiyle böyle oluşmuştur. Geçen yıl Ramazan ayı boyunca burada Yüce Allah’ın Kâinatı ve sistemimizi yaratmasıyla ilgili Kur’an-ı Keriminde verdiği bilgileri ifade etmeye çalıştık. Rabbimiz kâinatı nasıl yaratmış ve güneş sistemimizin yaratılış anlamı ve amacı nedir Kur’an’dan Ayetlerle zikrettik. Şimdi bir daha özetlersek, Yüce Allah’ın bize tahsis ettiği Güneş Sisteminin merkezinde Güneş, çevresinde gezegenler, onların uyduları, ayrıca yine güneşin çevresinde kuyruklu-kuyruksuz yıldızlar, meteorlar/göktaşları ve sistemimizin çevresini saran yıldızlar olarak ifade edebiliriz. Bu sistemin içinde Arz gezegeni biz insanların ve birçok canlıların yaşam alanı olarak Allah tarafından taktir ve tahsis edilmiştir, işte ondan bahsedeceğiz.

HER YARATIK İÇİN BİR İLK 

VE BİR DE SON VARDIR (3)

Yüce Allah yaratıp bize taktir ettiği Güneş Sistemini bir zaman ve süreçle sınırlamıştır. Yani, ne sistem ve ne de biz burada bu halimizle ebedi değiliz. Sisteminde bir ömrü ve bizim de bir ömrümüz var, vakti saatimiz geldi mi hepimiz öleceğiz. Ancak bizim ölümümüze ecel, sistemimizin ölümüne de son saat denir. Ama, halk arasında sistemin ölümü Kıyamet olarak bilinir. Evet, Yüce Allah yarattığı herşey için, bir ilk, birde son tayin etmiştir. Bizim sistemimizden başka sistemlerde   yaratıklar var mı ve nasıllar bilmiyoruz. Hatta üzerinde yaşadığımız yerkürede bizden önce yaratıklar varmıydı, varsa nasıllardı, o konuda da bilgimiz yok. Aslında biz insanlar bile kendimizi tam olarak tanımıyoruz, soyumuz nasıl ve ne zaman başladı tam olarak bilmiyoruz. Ama, bir sonumuz olduğuna ve sistemimizin de bir sonu olduğuna kıyametin kopacağına inanıyoruz. Ancak, sistemimiz ne zaman son bulacak ve kıyamet kopacak bilmiyoruz. Rabbimiz, o son saat aniden gelecek diyor ve geldiği anda sistemimizin yıkılacağını çeşitli şekilleriyle nasıl gerçekleşeceğini Kur’an-da etraflıca anlatıyor. İşte bu konuda Güneş Sistemimiz hakkında bildiklerim, düşündüklerim, Kur’an-ı Kerimde geçen ayetlerden anladığım ve bu anlayışla aklımda ve zihnimde oluşanları, son saatte meydana gelecek olaylarla irtibatlandırıp, bilimsel veriler ve son zaman müfessirlerinin de görüş ve düşünceleri zihnimde şöyle bir teori oluşturdu. Yüce Allah Güneş Sistemini Samanyolu Galaksisi içinde bir ateş topu kütlesi olarak yaratmış. Sonra o mayi halinde olan ateş topunu emri iradesiyle, infilâk ettirerek “Bıng Bang” olayı diyebiliriz, belirli bir çevreye dağıtmış, bunların merkezine Güneşi koyup, hepsini bu merkeze bir cazibe ve çekim gücüyle irtibatlandırıp bağlamış ve bunlardan oluşan Güneş sistemini kurmuş. O ateş kütlesinin öz ışığından Melekleri, enerji halinde olandan cinleri, soğuyup toprak olanından da biz insanları ve diğer canlıları yaratmıştır. Sonuçta bu sisteme de bir sınır ve bir süre koymuş, yok olup yıkılışına da son saat demiştir. 

BU SON SAATİ DE ALLAH BİLİR  (4)

Aslında Yüce Allah Kâinata yarattığı bütün varlıkları birer yasal çerçeveye oturtmuş ve hepsine birer anlam  ve amaç yüklemiş ve yine hepsi içinde bir süre ve sonuç taktir etmiştir. Dolayısıyla bu Kâinat içinde yarattığı sistemlere de bir süre ve son tayin etmiştir. Ne var ki, bunlarla ilgili ezeli ilmi ve iradesi  sebep-sonuç bilgisi açısından herşey sadece Allah’a aittir. Herşeyi O’ndan başka kimse bilmez. Mesela, bizim güneş sistemimizi ne zaman yarattı ve ne zamana kadar yaşam süresi tayin etti, o son saat gelipte bu sistemin ne zaman yıkılacağını ancak Rabbimiz bilir, biz bilmiyoruz. Son saat gelipte kıyamet ne zaman kopacak bilmiyoruz. Rabbimiz, o saatin âniden geleceğini Kur’an da bildiriyor. Ancak, şunu unutmamamız lazım, bunların hepsi yaratıktır ve Allah’ın yaratması da devam ediyor. Evvel olan, ahir olan Allah’tır, ebedde insan için bir sonsuzluktur dense de, Allah için değildir. Evet, Allah, Kur’an da göklerden ve yerden çok bahseder, ama önceliği de hep göklere vermiştir. Çünkü, göklerin büyüklüğünün muhtevası ve sınırları bizce meçhuldür. Ancak biz insanlar, yaratılış fıtratımız icabı düşünen ve merak eden varlıklarız, orada daha neler var ve neler oluyor! Haliyle, göklerle ilişkiliyiz ve bizde o göklerin bir parçasıyız. Onun için, gökler bizce çok önemlidir. Oralardaki yaşam şartlarını merak ediyoruz, oralarda hayat var mı, nasıl, yaşadığımız yere göre farklılıkları nelerdir? Araştırır ve incelemelerde  bulunuruz. Rabbimiz bizi böyle yaratmış, Göklerin yaşam şartlarını, göklerin kanunlarına göre dizayn eden Rabbimiz, bizlere onları araştırmamızı yasaklamamış, düşünüp onlar hakkında incelemelerde bulunmayı teşvik  etmiştir. Tabiat ayetleri olarak ifade ettiği o yaratıklar hakkında da bilgi sahibi olmak için oraya çıkmak ve oranın yaşam şartlarını yerinde öğrenmek lazım. Bunu da dünyada yapan insanlar var, çünkü oranın yaşam özellikleri ancak orada araştırılırsa öğrenilir. Evet, son saat gelesiye kadar bu merak ve araştırmalar devam edecektir. KIYAMET  ALAMETLERİ HİKAYELERİ (5) Rabbimiz, Kur’an-ı Mübininde son saat olarak ifade ettiği o âniden gelecek olan Kıyameti, insanlardan gizlemiştir. Ama gariptir o âni olaya, alâmetleriyle bir yakınlık izafe edenler çıkmıştır. Yüce Allah Kur’an-ın da ona âniden gelecek diyor, ama bazıları onun gelmeden önce habercilerinden söz ediyor. Bu iddialarını da Allah’ın Rasulü/Elçisi Hz. Muhammed Efendimiz Aleyhisselama dayandırıyorlar. Allah’ın Rasulü hiç, Allah’ın bu son saati kendimden bile gizleyecektim demesine karşın böyle Kıyamet habercilerinden bahseder mi? Demek ki, o bazı kişiler Allah Rasulünün üzerinden tasarrufta bulunmuşlar. Oysa şöyle bir düşünülse en azından o kıyamet alametleri hakkında ne kadar saçma olduklarını anlamak hiçte zor değil. Mesela, şimdi alâmet diye ortaya sürülenler 100 yıl sonra nasıl karşılanacak ve o zamanın şartlarında ne hükmü harbiyesi kalacak. Çünkü, bu insanlığın sonu ne zaman gelecek kimse bilmiyor. Böyle alametler düzenleyip insanlığın sonu gelmiş gibi bir imaj oluşuyor. Bunu bilen yok ki, böyle alametlerle ona bir süre belirlensin. Ama, bu konuda koca koca kitaplar yazılmıştır. Garip ve enteresan hikayeler düzenlenmiştir. Kur’an da esas amacından saptırılan ve ucuna da bir takım ilaveler takılan bazı Ayetler delil gösterilmiştir. Mesela,Yecüc ve Mecüce birde Teccal ilave edilmiş, adlarına serüvenler düzülmüş, yetmemiş Hz. İsa Aleyhisselam gökten indirilmiş ve Mehdi ile Şam’da buluşturulmuş birlikte bir ordu ve devlet oluşturulmuş Teccalı öldürüp, Yecüc Mecücleri temizleyip bir zaman insanları yönetip hüküm süreceklerinin senaryosu yazılmış. Onların bu görevleri sona erince de ölecekler ve Medine’de Hz. Muhammed Aleyhisselamın yanına gömüleceklermiş. Bunların hepsi uydurma ve Kur’an-a ters düşen yakıştırmalardır. Keza Debbetül Arz’la ilgili Mahşer yerinde olacak bir olayı, Kıyamet öncesine taşımışlar ve Kıyamet alameti diye sunmuşlardır. 

27 Nis 2020 - 00:00 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.