TILSIMLI KOLYE

AYŞE ALIŞ - 12/D 439       SÖKE HİLMİ FIRAT ANADOLU LİSESİ

     Yolun sonu kütüphaneye çıkan sokakta, adımlarımı hızlı hızlı atıyordum. Ayakkabılarım, yeri dövercesine sesler çıkartıyor ve bu sesler boş sokakta yankılanıp bana dönüyordu. Sağ elimle bir yığın kitabı taşıyor, sol elimle hafif esen rüzgârın dağıttığı saçlarımı düzeltmekle uğraşıyordum. Sonunda ulaşmak istediğim binayı gördüm, kütüphaneyi.

       Bu kütüphane koca bir çınardı. En az iki yüz yıllık bir geçmişi vardı. Çok geniş bir alanda, denize karşı kurulmuştu. O ihtişamlı kapısı ziyaretçilere her daim açıktı, pencereleri de denize bakardı. Ellerimi kütüphanenin duvarındaki el işçiliği ile sarf edilmiş derin ve süslü oyuklarda gezdire gezdire ilerledim. Kapının önüne vardığımda bir kez daha binayı harelerime yansıyan hayranlıkla süzdüm. Bu muhteşem bir şeydi. İnsanı mest eden, tarihe merak uyandıran ve tarihi sevdiren bir yapısı vardı. Büyük basamakları çıkıp içeriye ilerledim ve dev büyüklüğündeki raflarda mavi gözlerimi gezdirdim. En köşedeki, kuşların yuva yaptığı pencerenin önünden kitaplara teker teker bakmaya başladım. Birkaç raf ilerlemiştim ki bir aynada kendi yansımamı gördüm ; fakat bu yansıma benden  çok farklıydı. Farklı ve korku uyandırıcı...Mavi gözlerim koyulaşmış ve tenim ölü beyazlığına bürünmüştü. Asıl korku uyandıran bu değildi. Boynumdan bir kez olsun çıkarmadığım, manevî anlamda bağlandığım , annemin bana 18. yaş günümde hediye ettiği kolyemin ışıl ışıl parlamasıydı korkutucu olan. Kolyemin maviliği de aynadaki gözlerimin maviliğinin aynı tonuydu. Korkudan tişörtümü sıktığımı fark etmediğim elimi usul usul boynuma yaklaştırdım ve kolyemi tuttum. Film o esnada koptu. Kolyemi tutmamla siyah deri koltuğun üstüne çuval misali yığılmam bir oldu. Elim hızla şakağımı buldu ve orayı ovalamaya başladım. Allah aşkına, az önce yaşadığım da neydi öyle?

     Vücudum şiddetli bir elektrik akımına maruz kalmış gibi sarsılmıştı. Zihnim bulanıklaşmış ve gözlerim kararmıştı. Yerde olan gözlerimi yavaş yavaş kaldırdım, kütüphanenin basamaklarını yeni çıkmaya başlayan arkadaşımla göz göze geldim. İri zümrüt yeşili gözleri kısılmış, biçimli kaşları havalanmış ve ne olduğunu anlamaya çalışan meraklı surat ifadesiyle bana bakıyordu. Hızlı ve büyük adımlarla yanıma geldi ve uzun parmaklarıyla yüzümü kavradı.

      -Ne oldu sana böyle, bu halin de ne?

       Az önce olanları kafamda tarttım ve ona anlatıp anlatmamayı düşündüm. Daha kendi zihnimin bile kavrayamadığı şeyi ona nasıl anlatabilirdim ki? Korku dolu ve meraklı ifadesine daha fazla dayanamadım. Başımdan geçenleri ona teker teker anlatırken suratı şekilden şekle girmişti. Ben, onun bana akıl vereceğini ve yol göstereceğini düşünürken o beni sert ve seri şekilde yerimden kaldırıp dar koridorun sonundaki lavaboların olduğu yere götürdü ve kafamı musluğun altına sokmaya çalıştı. Bir yandan da ‘’senin kafana güneş geçmiş’’ diye söyleniyordu. Zor da olsa elinden kurtuldum. Yarı ıslak saçlarım, ateş saçan gözlerim ve yüzümde meydana gelen sinsi bir o kadar da tehlikeli sırıtışla ona bakmaya başladım. Az önce beni sürükleyerek getirdiği koridorda sanki arkasında atlı varmış gibi kütüphanenin girişine koştu. Ben de onun peşinden aheste adımlarla koridoru inceleye inceleye gittim. Bana, uzaktan ona bir şey yapacak mıyım diye bakarken ben eşyalarımı aldım ve tekrardan tozlu ama her kitabı altın değerinde olan raflarda gözlerimi gezdirmeye başladım. O da yanıma gelip bana eşlik etti. Burada dikkatimizi çeken pek bir şey olmadığı için diğer odalara gittik. Oradaki rafları da incelemeye başladık. Ne aradığımızı biz de tam olarak bilmiyorduk. Sadece öylesine bakıyorduk.  

       Kafamı çevirdiğimde Berzah en üstte duran kitabı almak için büyük bir savaş veriyordu. Bunu yaptığı yetmezmiş gibi bir de ayakkabılarıyla güzelim masanın üstüne çıkmıştı. En sonunda istediği kitaba ulaştı ve onu hızlı bir şekilde kendine doğru çekti. Bunu yapmasıyla ayaklarımın dibine başka bir kitap düştü. Büyük ihtimal diğer kitabın arkasındaydı düşen kitap. Onu almak için yere eğildim ve kitaba dokunur dokunmaz az önce başıma gelen şeyi tekrar yaşadım.Devamı var... 

20 May 2021 - 09:38 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.