Tefekkür : Hikmetli Sözlerden Bazı Çıkarımlar

İnsan, nisyan ile malûldur; yani, yanılma fıtratında var, hatasız olmaz demektir. İnsan, dilinin altında gizlidir; dili çözüldü mü, kimliği, kişiliği sökülür! Siz, insanların namazına bakmayın, para ile olan ilişkisine bakın! İnsanın, insanla olan, insâni ilişkisini, aralarındaki vasıta belirler. Para da bu konuda en önemli etkendir! Riya, samimiyetsizliktir. Çünkü, olmakla-görünmek farklı şeylerdir. Olmak mü’min, görünmek münafıklıktır! Sahibini iyi eden iyilik, ihsandır. Özeleştiri = Bilinç yenilemektir. Bilinci yenilemek için de sorgulamak gerekir. Ücretini alan ecir beklemesin. Ücret-dünyalık, ecir ise ahiretliktir. Mahiyeti ispat eden asârı ameldir. Ketmi sır fazilet olmaz. Ben-hur romanının yazarı Lew Wallece, 19 temmuz 1893’ te Newyork’taki konuşmasında demiş ki, “Gerçek Amerikan ruhu şu dört şeyle ortaya çıkar:” Sanat, edebiyat, icat ve müzik. Acaba, bunlar Amerika’nın ruhundan mı, yoksa gücünden mi? Doğru, daha doğru oluncaya kadar doğrudur. Beynimizin gücü hayallerimizle sınırlıdır, hayallerimiz sonsuzluğa uzanır, ebed arzusu da bundan kaynaklanır. Tasavvuf ve tarikatlar kendilerini yenilemelidir. Kendisini yenileyemeyen, yeniliklere yenilmek zorunda kalır. Yeryüzünde kurulan ilk ev, Mekke’de olandır. Bereketli ve herkese doğru yönü (Kıbleyi) göstersin diye kurulmuştur. Âli-İmran suresi ayet 96 böyle diyor. Ama bizim ulema, ilk kıble Kudüs diyor! Demek ki, meşhur beyin cerrahı Prof. Dr. Sayın İsmail Hakkı Aydın boşuna dememiş, “Fizik, kimya, matematik ve biyoloji bilmeyen din adamları ekrana ve kürsüye çıkmamalıdır ve fetva vermemelidir.”

   Bazı kavram ve kuralların içi boşaltılmış ve üstüne başka anlamlar giydirilmiş, meselâ, Arap’ın kültürü, Kur’an ayetlerinin eş değeri kabul edilmiş ve sonuçta İslâm Arap’ın dini haline gelmiş. Örneğin,  Kadercilik, bazı yanılma ve işlenen suçlar, ne yapalım “Kaderimiz böyle imiş, kader kurbanıyız” gibi ifadeler, Arap’ın cehalet zamanında kullanılıyormuş. Rasulûllahın vefatından sonra yine onlara dönülmüş. Yezid’in Hz. Hüseyin’in katledilmesinde “Ben onu öldürmedim Allah öldürdü “ demesi gibi, bu inancı “Alın yazısı” noktasına kadar taşımışlar ve sonra bunu imanın altıncı şartının içine sokmuşlar. “Kader, hayır ve şerrin Allah’ın taktiri ve yaratmasıyla olduğuna inanmak” iman esaslarının içine girmiş ve inanılması ulema tarafından farz kılınmıştır. Oysa, Kaderin mecburiyetine değil, kulun mesuliyetine iman edilir. İrade, kaderimdir diyenlerde var. Allah, akıl, irade ve beyan vermiş, bunların anlam ve amacını da Kur’an-ın da açıklamıştır. Kur’an, İslâm dininin öğreti kitabıdır. Abbasi Halifesi Me’mun zamanında Bağdat’ta “Beytül Hikme” diye bir kütüphane kuruluyor, burada çeşitli dillerden çeviriler yapılıyor. Yunan’dan, Fars’tan, Hint, Çin ve Mısır’da Firavunlar diyarından ve Arapçadan el yazması eserler, yine elle yazılarak Türkçeye çevriliyor. Öyle ki, bu “Beytül Hikme” o zamanın en büyük ve meşhur çeviri merkezi oluyor. Demişler ki, en büyük devrimleri bilim insanları yapar. Bu âlemde ne varsa birbirine borçludur. Birbirinden farklı bilim/ilim dalları arasında ne kadar fazla münasebet kurabilirsek, istikbale ışık tutacak o kadar çok yeni fikir yaratıcılığımızı arttırmış oluruz. Aslında bu âlemde en büyük devrimleri Allah’ın Rasulleri/Elçileri yapmıştır. Çünkü, insanı kurtuluşa ve gerçek mutluluğa ulaştıracak olan, Allah yokmuş gibi bilim ve teknoloji üretenler değil, eğer onlar olsaydı insanlık bu günkü zirvede seyreden bilim ve teknoloji stresi kurbanlarının sayısız mutsuzluğun ızdırabını yaşamazlardı.

    Televizyon ekranlarından ve yazdığı “Beyin sizsiniz” kitaplarında tanıdığımız Prof. Dr. Ünlü Beyin Cerrahımız Sayın İsmail Hakkı Aydın diyor ki, “Ne kadar çok okur ne kadar fazla beynimize bilgi yüklersek, o kadar çok düşünme, muhakeme ve isabetli fikir ve projeler üretme şansımız olur. Beyin, hâlen tamamen çözemediğimiz kaideler çerçevesinde faaliyet gösterir. Zira beynimizin kapasitesi kâinatın muhtevası gibidir, kitaplarda yazıldığı/yazdığımız gibi değil, namütenahidir.” Unutmayalım! Beleş peynir fare kapanın da olur, oda aldatmaya veya çoğu zaman hayata son vermeye yöneliktir. Yani, onun da bir arka planı var, beleşe aldanmamak! Evet, ışık ile mevcudat görüldüğü gibi, hayat ile de yaratıkların varlığı bilinmektedir. Bunların her ikisi de göstericidir. Pisagor demiş ki, hastalığı yapanlar safra, kan ve balgamdır. Enteresanlıklar bitmez, Hipokrat yemini bir Grek-Latin imanımıdır? Yahudi, dünyanın merkezi Kudüs demiş, Musa’dan ayrılmış, Hıristiyanları da aldatmış, bununla kalsa iyi Müslümanları da peşine takmış. Materyalist, evrenin kendisi tanrıdır demiş, Kozmiğe tapmış. Ama bazı Müslümanlar da tanrının varlığını inkâr etmek imkânsızdır demiş, lâkin hemen ardından da, tanrının varlığını ispat etmekte kolay değildir demiş, çaydan geçerken at değiştirmeye kalkmış. Oysa Tanrı varlığını her şeyiyle ispat ediyor. İşte bir örnek ve buradan sayısız gerçekleri görmek! “Fatırıssemavati vel ardı” Gökleri ve yeri çatlatarak açan. Kozmik yumurtayı çatlatıp içinden semaları ve dünyayı çıkaran! Yumurta hangi güçle çatlıyor? İpek gibi yumuşak, kıl gibi ince damarlar nasıl kayaları parçalar? Hadi hoşça kalın arkadaşlar!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?