Cuma Sohbeti : İnsan Allah'a Kulluk için Yaratılmıştır

   Kâinatta başıboş, anlamsız, boşuna ve amaçsız hiçbir şey yaratılmamıştır. Ne var ki, bu yaratılanların bir kısmı mutlak itaatkârdır. Diğerleri de iradesi eline verilmiş, akıl ve bilinç gibi özelliklerle donatılıp muhayyer bırakılmıştır. Yaratılış amacına mecbur edilmemiş, bir tarafı tercihe seçim hakkı tanınmıştır. İsterse İslâm dinini seçer Allah’a kul olur ve O’na itaat eder. Serbest iradesiyle İslâm dinini seçmeyebilir. Ancak bu noktada tercih hakkını kullanırken her iki tarafı iyi ve doğru bilip öğrenmesi gerekir. Çünkü akıl, irade bunun için verilmiştir. Bir tarafı seçecek, başıboşluk yok, ya Allah’a kul veya kula-kul. Ya Müslim veya Gayri-Müslim. Yüce Allah Zariyat suresi 56. ayette şöyle buyuruyor: “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” Demek ki, yaratılış amacımız Allah’a kul olmak. Ben, Allah’a kul olmak istemiyorum mu diyorsun? O zaman sonucuna katlanacaksın, çünkü seçim senin. Yüce Allah Bakara suresi 256. ayette de şöyle buyuruyor:  “Dinde zorlama yoktur. Artık doğru yanlıştan ayrılmıştır. O hâlde tağutu/insanı Allah’tan uzaklaştıran her şeyi inkâr edip Allah’a inananlar, hiçbir zaman kopmayacak en sağlam kulpa tutunmuşlardır. Zira, Allah her şeyi işitendir; her şeyi bilendir.” Evet, durum ortada: Rabbimiz, kuluna, bana kulluğa serbest seçiminle, samimi ve dosdoğru gel, tağutu, İslâm dışı her şeyi terk et, bana inan ve güven, ben seni hiçbir zaman terk etmem, en sağlam sığınak benim yanımdır diyor. 257. ayette Rabbimiz bu konuda gerekli bilgileri veriyor. Bu yolu seçmeyenlerin de akıbetini bildiriyor. Yani, her şey açık seçik ifade ediliyor.

   Allah kendisine kulluğun, insanlara kulluk-kölelik gibi olmadığını gerektiği kadar izah ediyor. Bu konuda insanlara içlerinden birine Risalet verip Elçi tayin ediyor. İndinden ona bir yaşam kılavuzu kitap inzal edip ulaştırıyor. O kitabın içine insan yaşamı için bilmesi ve uyması gereken ne lâzımsa koyuyor, orta yerde çaresiz bırakmıyor. Hayatının idamesi için de yeryüzünde her şeyi hizmetine ve istifadesine sunuyor. Onların içinde azda olsa, yine insanın yararına olmayan zararlıları da bildiriyor. Eğer yanılır-yakılır ve herhangi bir şeytanın ardına takılır, dosdoğru yoldan çıkarsa, yeniden yola girmek için pişmanlığını belirtir Allah’tan af dilerse, Allah onun samimiyetine yönelik  tövbesini kabul ediyor ve onu bağışlıyor. Bu konuda sonsuz merhameti ve rahmeti olduğunu insana ulaştırdığı hayat kitabı Kur’an-ın da zaten bildiriyor. Affedemeyeceğim hiç bir günah yoktur deyip kullarına Kur’an-ın birçok yerinde açıklıyor. Yani, insanın cehenneme girmemesi için ne gerekiyorsa yapıyor ve insanı adeta cennet için yarattığını sonsuz ve engin ve olabildiğine zengin rahmeti ve merhametiyle insanlığa ilân ediyor. Şimdi böyle bir iyilikleri sonsuz ve ikramları hesapsız bir şekilde lütfettiği insanlığa Allah korkusu telkinini her halükarda yapmak ne kadar doğru bir harekettir bilemiyorum ve benim aklım almıyor. Bu nedenle böyle bir ilâha ancak saygı gösterilir ve saygı gösterilmesi telkin edilir ve karşısında secde edilmesi tembih edilir. O, ancak sevilir, iman edilir, güvenilir ve hulûsi kalple bütün benlik O’na teslim edilir. Çünkü, O’na bir başka benzeri olsun rakip yok. O, her şeyde eşsiz ve emsalsizdir.

   İşte böyle bir ilâh olan Yüce Allah, “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” diyor. Biz bu davete icabet eden kullarda ne diyoruz “Semi’na ve eta’na” *İşittik ve itaat ettik.* “İyyake na’büdü ve iyyake nestein” * Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz* dedik. Şimdi, kendimize dönelim ve soralım, bu sözümüzde sadık mıyız, verdiğimiz sözü yerine getiriyor muyuz? Geçende yakınımdan biriyle ramazanın son günleriydi karşılaştık, işten geliyormuş, hoş beşten sonra oruç tutamadığını söyledi. Bu işinde ekstradan bir iş olduğunu ifade etti. Böyle, buna benzer ve daha başka farklıklarıyla da karşılaşabilirsiniz. Bu kişilerin yaratılış amacına yönelik yaşadıklarını söylemek mümkün mü? Allah kendisine kul olsunlar, itaat ve ibadetlerini bu kulluk üzerinden yapsınlar dediği kulları, bu teklifi kabul ettiklerini söylemişler. Ama sözlerinde durmamışlar Allah’a ibadetlerini yapmıyorlar, bunlar sahtekâr insanlar değiller mi? Ha, bu davranışları devamlı sürdürmüyorlarmış, bazen ibadet ettikleri ve Allah’a kulluk yaptıkları da oluyormuş. O zaman, onlara da Nisa suresinin 137. ayetini okumalarını tavsiye ediyorum. Ardından 138. ayetini okumayı da ihmâl etmesinler. Evet, Herkes kendisini iyi bilir, birde kendisinden-kendisini de daha iyi bilen Allah’ı aklına getirsin. O Allah ki “Ben, cinleri ve insanları bana kulluk etsinler diye yarattım” diyor. Biz bu amacın neresinde duruyoruz? Bunu vicdanımıza soralım ve cevabını ondan alalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder

# Allah

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?