Tefekkür : Düşüncede Boyut- Tefekkürde Ufuk

   Düşünürken rahatlamak, tefekkürle ufuk atlamak, insanı sıkıntıdan kurtarır. Tabi bir hedefi ve ona ulaşmakta olanın bir ilkesi varsa! Yoksa, düşünce ahmakça, tefekkür de delice olur. Bu kafayla insan ne yamaca tırmanabilir, ne de iniş aşağı giderken duracağı yeri kestirebilir. Demek ki, her ikisi içinde akıl öncelikli ve irade de mutlak gereklidir. Kendisine Bilgi ve beyan verilen insan, bunları yönetecek bir akla her zaman ihtiyacı var demektir. İnsan düşüncesini ihtiyacı olacak bir kaba dökmeli, sonra da ondan tefekkürle o kalıptan bilimsel bir şekil üretmelidir. Çünkü, bilimsel icatlar ve keşifler; şüphe, merak, hayal, ısrar ve inatla ter dökmekle gerçekleşir demişler. Bu nedenle, düşünen, ışığın etrafında dönen pervaneler gibi olmamalı, ışığın gücünü ölçecek keşiflerde bulunmalıdır. Evet, düşünmek ve tefekkür etmek insan için çok önemli iki haslettir, birçok canlıda bulunmayan iki büyük nimet, bunları gerektiği gibi kullanıp değerlendiremeyenler için de sahibini ezen bir külfettir. Meselâ, geçmişten hâle ve hâlden de istikbâle yararlı bir geçiş yapamayan, nerde olduğunun idrakine de tam varamayanlardır. Bunlara şöyle bir örnekte verebiliriz, trafik bilgisi düşüncesiyle uzaktan otoyolu gözleyenle, astronomi bilgisi fikriyle teleskoptan gökteki yıldızları izleyen, farklı dünyalarda bilimsel seyahat ediyorlardır. Bunlar, fiziki açıdan aynı düzlemlerde buluşup anlaşamazlar, kullandıkları rakamlar aynı olsa da, hesapların boyutlarındaki ölçümler farklı âlemlerin yaşam şartlarını yansıtır. Bu ayırımın nirengi noktasında duranlara Kur’an da Fatır suresinin 13’ncü ayetini okumalarını öneririm. Meraklıları için ciddi önem arz ediyor!

   Bütün bunların muhatabı olan insan kendisinin çok şey bildiğini sanır. Hele şu tıpla uğraşan bazı hekimler, fizik, biyoloji ve matematikte uzman olup ta dindeki mevcut muktesebatı =çok azı müstesna= gerçek din sanıp ti’ye alan bir takım akademisyenler. Allah’ın her insana gönderdiği ve okuyup öğrenmesini istediği Kur’an senin de kitabın. O kitap, sana da indi ve sana da hitap ediyor. Evet, Yasin 77’nci ayette diyor ki, “Ey insan! Seni neden yarattığıma bakmadan bana hasım mı kesiliyorsun!” Nutfenin ana rahmine düşmesiyle, insanın teşekkül etmesinin serüvenini merhale merhale aşamalardan geçmesinin ve bir tek spermin yumurtayla buluşmasının akıl almaz sırrını tam çözemeden Allah’a hasım kesilmen, ne yani, saygısızlık, hadsizlik ve terbiyesizlik değil mi? En azından yukarı da ifade ettiğimiz gibi, biyoloji, genetik okuyan, jinekolojiyi meslek edinen tıp uzmanlarını Allah uyarıyor! Hac 7. Ayet. Mü’minun 12-13-14. ayetler ve Züner 6. Ayetlerini okuyun. Mazeret, ve özür beyan etmeyin, bilim adamı, bilmediği şeyi diline dolamaz. Bilmiyorum der ve tartışmaya girmez ve onu öğrenmeye çalışır. Bilim adamlığına yakışan da budur.  Bir sürü latin sözcüklerinin anlamını ve amacını öğrenmek, Kur’an sözcüklerinden daha zor olmasa gerektir.

   Evet, düşüncede boyut, teknoloji laboratuarlarında deneylerle aşma serüvenini gerektirir. Tefekkür ise bunun altyapısını plan ve projesini yukarıda ifade etmeye çalıştığımız engelleri aşarak elde etmektir. Şunu hiçbir zaman akıldan çıkarmamak gerekir, insan, kâinattan ayrı bir varlık değildir. Yani, Kâinatta her ne var ise aynı bütünün parçaları olduklarından birbirleriyle bağlantılı, iletişim ve etkileşim içerisindedirler. Öyle ki, insan neslinden en son bir çiftin birleşiminden ana rahminde sperm ile yumurtanın buluşumu,  geçmişte hayatın kaynağı “Nefsin vahidetin” oluşumuyla ilişkilenen kadının ilk yaratılışına giden bir bağı vardır. Bu bağı Âdeme saptıran Yahudi hikâyesiyle, yaradılışı erkekten başlatan müfessir ve mealcilerimiz, muharref tevratı kaynak alacaklarına Kur’an-ı iyi ve doğru okumaları gerekirdi. Ama onlar, Allah’sız varoluşçuluğa saplananların, okyanusların altında volkanik patlamalarla oluşan ilk hücre teorisini, karaya çıkarıp evrimlerle maymunlaştırıp insana dönüşümünü senoryalaştıranlara takıldılar. Yaradılış ve evrim diye kitaplar yazdılar ve bu alanda emeğe saygıyı vurguladılar. O seküler tarihçiler de Allah’sız var oluşçuluk teoriler familyası  imparatorluğunu şempanze kralıyla tamamladılar. Bu da  kurgubilim filmleri çevirenlerin işine yaradı. Ha! Burada yine de bir şeyi teslim etmek gerekir diye düşünenler varsa, emeğe saygı açısından. Onlara da diyoruz ki, sabitesi olmayan fikirlerin bir gerçeğe işaret etmediğinden anlamı olmaz.  Düşüncenin boyutu ve tefekkürün de ufku olmalı, yoksa dipsiz kile boş ambar, birleşemeyen Arzu ile Kamber, Kaf Dağında Anka Kuşu ile beraber hikâyelerine döner.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder

# Allah

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?