Haftanın Yorumu : Kendi Ellerinizle Kendinizi Tehlikeye Atmayın

   Bu, Allah’ın insanlara tembihidir. Bundan kim ne anlar, ne kadar anlar uzun boylu düşünmeye gerek yok. Bu tembihten nasibi olmayan bir şey anlamaz. Bu ne demek, bu konuda altyapısı olmayan. Yani, önceden bunu anlamaya yönelik bir bilgi birikimi olması gerekiyor. Yoksa, anlamayanın, anlamadığını anlatmak için fuzuli telaş yaparsın. Çünkü temel yok, anlatsan da anlayabilecek bir kıvam da değil. Anlattığında da seni samimi dinlemez, öyle yetişmemiş. İnancı, bilinçli kişiliği oluşurken bununla yoğrulmamış. Bu konuyla ilgili bir örnek vermek istiyorum. İstisnalar hariç, son zamanlarda herkesin bildiğinden eminim. Görünüşte ekmeklerin dışı çok güzel nar gibi kızarmış. Ama içleri çiğ, pişmemiş, hamur gibi. Bırakın başka olumsuzlukları, bu ekmekler herkesin evine giriyor. Benim inancıma göre, bu dışarıdan çok güzel pişmiş görünen içi çiğ ekmekler, toplumu temsil etmekte müthiş bir örnektir. Ekmek, beslenmekte bizim mayamız, temel gıdamız, naturemiz, bizim özümüzdür. Biz bu içi pişmemiş ekmekleri dilimleyip tavada kızartıyor ve yiyoruz. Son zaman, ekmek yemeyin diye talimatlar, tavsiyeler, tembihler ve reklâmlar çok yapılıyor. Genelde ne ölçüde etkin olunuyor belli değil, bilmiyoruz. Bilinen o ki, biz ekmeksiz yapamayız, bizim içimizde karnını sadece ekmekle doyuranlar var. Hatta azda olsa, her öğün istediği gibi ekmekle karnını doyuramayanlar da var. Tabi çok alıp, bayatlayınca çöpe atanlarda var. Kendi elleriyle kendilerini tehlikeye atanlar gibi! Biz Müslim’iz-Müslüman’ız, Ne olur! Bu konuda, önümüze Gayrimüslim Avrupalıları örnek olarak dikmeyin, taklitçilikle bir tarafa varılmaz, buna ihtiyacımız da yoktur. Dinimizin kurallarını önümüze koyun, bu bize yeter. Rızkımızı israftan çok büyük zararlı masraflara uğradığımızın örneklerini yaşanılan doğal olaylardan verin. Yüce Allah’ın kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın ihtarını, yaşamımızın muhtevalarının detaylarına dikkat çekerek verin. İnanıyorum daha etkili olacaktır.

DOST VE MÜTTEFİK

ÜLKELERLE İLİŞKİLERİMİZ

   Onların, o şimdiye kadar örnek aldıklarımızın, insanları nasıl açlığa ve sefalete mahkûm ettiklerini artık herkes görüyor ve biliyor. Bunun gafletinden ve hamakatından uyanamayan  ülkelerin aç-bi-ilâç, perişan ve muhtaç sefil insanları, kendi ülkelerinden ve kendi insanlarından kaçıyorlar! Nereye kaçıyorlar? dikkat edin! Kendilerini bu duruma düşüren ülkelere ve o ülkelerin insanlarına sığınmaya kaçıyorlar! Bunu ölümü pahasına yapanlar oluyor. Kendilerinin Müslim-Mü’min olduğunu söyleyen insanlar bunu yapıyorlar. Bunu, İslâm ve Müslümanlık adına anlamakta, benim aklım almıyor. Seni kendi memleketinde aç-bi-ilâç ve perişan edip sefalete sürüklemiş o insanlar, sana nasıl davranacak? Onların memleketlerine gidip kurtulacağına inanıyorsun. Bu nasıl bir anlayış ve nasıl bir inançtır ben bir mümin olarak anlayamıyorum. Geri gitmeyip, sadece şu içinde yaşadığımız günleri değerlendirip dünyanın, devletimize ve milletimize karşı takındığı tavra bir bakalım. Dost bildiklerimiz, güvenlik açısından aynı paktın içinde birlikte olduklarımız, bunların hepsi bize karşı nasıl bir duruş ve tavır sergiliyorlar? Bu paktın içinde olanlar ve dışında olanların bir kısmı ülkemizin sınır komşularıdır. Meselâ, batıda Yunanistan, Bulgaristan, İtalya, kuzeyde Ukrayna, Rusya, doğuda Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan, Irak, Suriye, İran ve bu tarafta birde terör örgütleri, bu örgütlerin arkasında Avrupa devletleri, Amerika ve Rusya, güneyde denizden İsrail, Mısır, Fas, Yemen ve Libya devletleriyle ilişkilerimiz nasıl? Siyasi, iktisadi ve ikili ilişkiler nasıl seyrediyor? Bir kısmının ortak amacı gelişmemizi engellemek ve bu alanda huzursuz etmek değil midir? Sanırım bütün bunları anlamak için uzman olmak gerektirmez. Özellikle şu günlerde bu ülkelerle olan ilişkilerimiz ve bu coğrafyalarda yaşanan gerçekler her an uyanık olmamız, birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek için yeterlidir.

SÖKE YAZ SESSİZLİĞİNE GİRMEK ÜZERE

Bu hafta sonu okullar yaz tatiline giriyor. Cadde ve sokaklar tenhalaşmaya başlayacak. Adli tatil ve meclisin tatile girmesiyle, yaz ayları âdeta bir tatiller serüveni gibi oluyor. Şimdiden bazı kurumlarda çalışanlar yıllık tatillerini yazın kullanmak için faaliyete geçiyorlar. Tatillerin geçirildiği yerlerde genelde deniz kenarları sahiller ve yaylalardır. Azda olsa bazı kişiler de yıllık izinlerini tatil yaparak değil, bir takım farklı işlerde çalışarak geçirirler. Meselâ, bağı, bahçesi, tarlası ve serası olanlar buralarda çalışırlar. İstisna da olsa hısım-akraba ve eş dost ziyaretleri yaparak yıllık izinlerini geçirenler de vardır. Velhasıl, Söke bu konuda önemli ölçüde yaz geldi mi, hafta sonu mesaiden sonra esnaf ve memurlardan sahillerde yazlıkları olanlar yazlıklarına giderler, şehir sessizliğe ve tenhalığa bürünür. Bu yıllardır böyle, zaten Söke’de şehrin içinde ailecek oturulacak ve eş dost birlikte sohbet edip vakit geçirecek bir çay bahçesi yok. Bazı yerlerde festivaller, şenlikler ve bir takım etkinlikler yapılıyor, bu yaz korona korkusu da pek kalmadı. Bunun olumlu etkisi artık, sahillerde nasıl bir hava estirir ve dolayısıyla turizm sezonu bunlarla beraber önemli bir hareketlilik içinde geçecek gibi görünüyor. Ancak, akaryakıt zamları da bu arada durmuyor, benzin veya mazotun litresi 28 TL’yi aştı, her arabası olan öyle zırt-pırt sağa-sola gidemiyor. Yani, ekonomik açıdan kemer sıkma politikası daha dikkatli uygulanacak gibi görünüyor. Bu arada önümüzde Kurban Bayramı da geliyor, Temmuz’da maaşlar da yarıyıl ayarlaması var, bunların hepsi hareketli günler yaşayacağımızın önemli etkenleridir. Rahmetli anam şöyle derdi, oğlum yılan bile toprağı hesapla yer, yılan toprak mı yiyor? Mesele o değil oğul, mesele hesap meselesi, hesabını bileceksin ben böyle biliyorum deyip başka söz etmezdi. Neyse, bu hafta da böyle bir hasbihâl edelim dedik. Umarım sıkmamışızdır, esenlikler dileğiyle hoşça kalınız efendim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?