Tefekkür : İnsan Hayatını Hareketlendirenler

   Kâinatta her şey bir hareketlilik üzerine kurulmuştur. Hareketin sürate dönüştüğü, bir anlam güttüğü ve bir hedefe yürüdüğü bilinmektedir. Hareketin cana, süratin heyecana, anlam ve amacında bir sistemi işaret etmesi, kâinatta başıboşluğun olmadığının göstergesidir. Hayat, diriliğin-canlılığın en belirgin alâmetidir. Her canlı bunu fark eder, ama bir insan gibi anlamlandıramaz. Canlılığın kaynağını araştırmak insana ait bir yetenektir. İnsan bu potansiyelde yaratılmış, bir şeyi ilk gördüğünde merak eder, çok sık görmeye başlayınca alışkanlık peydah eder ve merak etmez olur. İnsan, canlı varlıklar içerisinde en çok kendisini merak etmiş, diğer canlılardan farklılığını, üstünlüğünü, bunların kendisinde oluşumunu, gelişimini ve bu yeteneklerini kullanıp yönetmesini merak etmiş. Diğer canlılarla mukayesesini yapmış, bir noktaya varmaya çalışmış, takıldığı yerler olmuş, bazılarından kurtulmuş, bazılarından kurtulamamış, geçip gitmek unutmak istemiş, ama olmamış, her arkaya bakışta onu görmüş, bazen geri dönüp onun üzerinde düşünmüş, düşünmüş, fikrini sabit bir noktaya oturtamamış. Düz bir alanda iki tane taş üst-üste olabilir, ama üç tane dört tane ve daha fazlası asla olamaz demiş. Mutlaka birileri onları üst-üste koymalı ve koymuştur deyip, kendisinin o taşlardan muazzam ve muhteşem bir ev yapıp içinde huzurla oturduğunu düşünmüş ve kendisini araştırmaya karar vermiş.

   Hareket önemli bir şey, nesne mi, bir varlık mı, mefhum mu? Adı var, kendi yok, madde, mekân ve zamanla mukayyet; hareketin hızı ölçülüyor, madde, mekân ve zamanda, zamanla. Kendisini, kendisine vuramazsınız, fizikte önemli bir etkendir, birçok keşif ve buluşun ruhunu-canını oluşturur. Hareketin durması, fiziğin yok olması, son saatin gelmesi demektir. Hareket ömrü uzatır, yaşamı, sağlığı, sıhhati parlatır, canlılığı zinde tutar. Hareket, bazen uyutur, bazen korkutur, ama rolentede olması hayatı dengeler, yaşamı belirli bir seviyede tutar. Yoksa yerden göğe bir hortum olur, içine aldığını öğütür yutar, yerin merkezinden çıkan bir volkan olur her tarafı yıkar ve yakar. Bunlarda bir harekettir, en büyüğü vakti zamanı geldiğinde sistemimizi de söker, çökertir. Hareketi kontrol etmek ve yönetmek en önemli bir meseledir. Bazı hareketleri insan yönetebilir ve gerektiğinde de o hareketlerden aklı ve gücü nispetinde yararlanabilir. Büyük hareketleri ve kâinat çapında olanları ancak kâinatı yöneten yönetebilir. Kâinat her zaman bir hareketlilik içindedir, insan bunun farkında ve bilincinde ama gerçek manası, muhtevası ve gücünün frekansı idrakinin üstünde. Bu noktada bazıları haddini aşıp aklını oynatırken, bazıları da haddini-hududunu bilmenin huzurunu yaşamaktadır. Bütün bunları merak eden ilgilenen ve gerektiğinde bunlardan yararlanan insan, bunların kendisi için bir anlamı ve amacı olduğunu idrak etmemesi çok büyük bir kayıptır. Yüce Allah yarattığı ve yaptığı her şeye bir sınır koyan, hesap yapan, fatura kesen, ölçü ve bir mikyas tespit edendir. İşte bütün bunları yasalar çerçevesinde düzenleyen, yöneten ve gözeten birini insanın düşünmemesi akla zarardır.

   İnsan, gökyüzünün berrak mehtaplı bir gecesinde her türlü suni’likten uzak, tabiatla iç-içe bir vadide sırtüstü yatıp, fezada yıldızları seyrettiği anı, duyguları, düşünceleri, inançları, bilgi  ve hayalleriyle aklı idrakinin yetenek çerçevesinde bir tabloya tam tasvir edebilir mi? Asla!.. Ama, onu biri yapmış ve devamlı hareket halinde yönetiyor. Müthiş bir nizam, intizam içinde ahenkle bunun yönetildiğini görmemek nasıl bir körlüktür? Gelin birde dağa çıkalım, her tarafa hakim bir kayalıktan ormanı seyredelim. Orman ki, asla hareketsiz olmaz, sessiz ve sakin durmaz, ama ormanda öyle kaos, anarşi ve isyana da rastlanılmaz. Hareketin sert ve şiddetlisi de olur, ama genelde inceden ve derinden hışırtı ve fısıltılar işitirsiniz. Orman kendi içinden konuşur, kendisiyle, kendi-kendine, günün bazı saatlerinde sesini yükseltenler olur, onlara kulak kesilenler de! Bazen ufak çapta kavgalara da rastlanır, ama bu kavgalarda içinde barınıp yaşadıkları ormana zarar vermezler, yani ormanı ne kırıp döküp ve ne de yakıp kül ederler. Hatta bir noktaya kadar bunları yapacak olanlardan ormanı korurlar. Sen bunu kayalıklardan seyrederken düşünür, hisseder, bilgi ve görgüne göre de değerlendirirsin. Ama bütün bunlarla iç-içe yaşayan ormanın hepsini, hissettirecek ve gösterecek tam kapasite de bir orman manzarası bir tabloya çizip yansıtamazsın. Lâkin, bütün bunları hareket halinde iç-içe yaşatan ve bu yaşamı sürdürüp devam ettiren, yöneten ve gözeten biri var. Bunu görmezden gelmek aklı başında olan hiçbir insana yakışmaz. Aslında bütün bu hareketliliğe “Allahü Ekber” lâfzıyla katılmak bizimde görevimiz olsa gerektir diye düşünüyorum.     

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?