Tefekkür : Her Yaratığın Bir Anlamı ve Amacı Vardır

   Yaratılan her bir varlığın anlamı ve amacı yaradılışının içine gizlenmiştir. Bir incir çekirdeğinin içine nasıl bir incir olacağı, rengi, tadı, şekli, hacmi, kokusu ve türü yazılmıştır. Bunu en iyi okuyan elbette yazandır. O çekirdeğin içindeki yazılımı, önceden onu ağaç ve üzerinde meyve olarak görmeyen okuyamaz ve bilemez. Bu bütün yaratıklar için böyledir. Hani şimdi teknolojide dijital ortamdaki yazılımları, yazanlardan başkası okuyabilir mi? Doğal ortamda bitkilerde de bu böyledir. Diğer yaratıklarda hayvanat ve insanlarda böyle değil mi? Özde hiçbir fark olmamakla beraber, öze varırken detay farklılıkları var. Meselâ, nebatatda/bitkilerde tohum/çekirdek, hayvanlarda, insanlarda genelde nutfe, sperm/yumurta ve bunlardan oluşan ilk hücre. Bu hücrenin de yaratılış fıtratındaki yazılımını okumak mümkün değil. Suya yapılan o resmin ilk hâlini yapandan başkası bilemez ve göremez. Ancak, ete-kemiğe bürünmeye başlayınca o zaman teknolojik ortamda tanınma alâmetleri tezahür ediyor. Bazı canlı türleri ana karnında oluşup dışa bırakılan yumurtadan ürüyorlar ve bitkilerde de tozlanma şeklinde üreme oluyor. Yani, yaratığın türüne, cinsine, şekline, şemailine işaretlerle, anlamına ve amacına yönelik bilgilenmeler elde ediliyor. Öyle ki, bu yaratıklar içinde yaratılış anlamı ve amacı bilinmeyen dünyada birçok varlık vardır. Bunların türlerinin bile dünya çapında ne kadar olduklarını tam tespit edip belirleyenlerin olduğunu sanmıyorum. İşte, Allah bunlara bakılmasını ve bu alanda aklın çalıştırılmasını istiyor. Elbette bu alanda çalışan, araştırma ve inceleme yapanlar var. Bunlar, laboratuvar ortamında olan çalışmalardır. Tanımı tam yapılamayan ve teoriden ileri gidilemeyen muamma yaratıkların birçok olduğu bilimsel dergilerde makalelerle serdedilmektedir.

   Yaratılmış varlıkların, yaratılırken aşamalarına çıplak gözle baktıklarımız vardır, bir noktaya kadar onların o yaratılışlarının hareketliliğini hissediyor, görüyor, anlıyor ve bir şeylerin idrakine varıyor ve düşünüyoruz. Bu konuya dikkatimizi çeken Rabbimiz  Ankebut suresi 20. Ayette şöyle buyuruyor:  “Yeryüzünde geziniz, dolaşınız yaradılış nasıl başladı görünüz.” Yaradılış devam ediyor, bu yaradılışta farklı farklı oluşumlar var, bunları türlerine ve kategorilerine göre incelemek ve bir fikir geliştirmek, bu fikri projeye dönüştürüp bir icat yapmak, bu insana has bir yetenektir. Müslüman’ın bunu iman bilinciyle gerçekleştirmesi gerekmektedir. Yüce Allah genelde bunu bütün insanlığa duyuruyor, çünkü her insanın fıtratına bu yazılımı koymuştur. Kur’an’daki ayetiyle bunu hatırlatıyor, kişi ya bunu iman bilinciyle veya salt bir akılla pratiğe dönüştürür. Yani, ya Allah adına yaradılışı araştırır, fikir ve proje geliştirir. Veya Allah yokmuş gibi bu hususta çalışır. Nitekim, tarihte istisnalar hariç, Allah yokmuş gibi çalışanlar çoğunlukta olup başarı sağlamışlardır. Ne yazık ki, Kur’an-a iman ettiğini söyleyen, imanının gereği olan eyleme geçmemiş, aklını işletip bu alanda keşiflerde bulunmamış. Adeta, imanında bir güvensizlik sergilemiştir. Dikkat edilirse Kur’an da iki saha üzerinden insanlar özellikle tekrar tekrar uyarılmışlardır. Bir yaradılış, iki yok oluş, hayat ve ölüm. Bu, bireysellikten-kitleselliğe kadar üzerinde çok durulmuş, akıllar sarsıldıkça-sarsılmış ve ikisinin ortasında merkez, dengenin ve istikrarın sabitesi olarak hepsini temellendirmiştir.

   Evet, her yaratılan bir orijinallik çerçevesi içinde yaratılıyor. Hiç biri diğerinin ayni ve gayri değil, ama yabancısı da değil. Ol! Emri noktasında oluşuma geçen, kemale ulaşmak için birçok engeller aşan ve sonuçta ahseni takvime ulaşan her insan geni farklı, ben’i farklı, yazılımı farklı ve parmak ucundaki D.N.A haritasına kadar her şeyi farklıdır. İşte bu farklılıkları yapıp yaratanın, hepsinden farklı olan farklılığını bazı insanların idrak edememesi hangi aklın ve mantığın sınıflamasına girebilir? Hiçbir insan var mıdır ki, hayatını anlamsızlıklar üzerine kursun? Yapacak olduğu şeyler ve yaptıkları şeyler üzerinde bir amaç belirlemesin? Var mı dünyada ve kâinatta böyle bir şey? Dünyayı, ayı, yıldızları ve güneş sistemimizi feza boşluğunda birbirleriyle irtibatlı, dayanışmalı bir ortamda tutan ve yöneten birinin olmadığına inanmak hangi akla sığar? Kâinatta bir başıboşluk, anarşi ve kaos olduğunu gören var mı? Dikkat ediyorum, bir anda bir kum zerresinden az büyükçe bir cisim elimin üstüne kondu, kanatlarını göremedim, yüzü, gözü, kulağı, başı, gövdesi ve yürüyen ayaklarını seçemedim. Ama o gövdesine göre o kadar hızlı gidiyor ki, üzerine parmağımı uzattım, haber aldı uçtu, nereye gittiğini de göremedim. Bu bir canlı, yaşamını sağlayan nasıl bir organizması var, ne yer, ne içer ve ne kadar yaşar bilmiyorum. Bilmek için üzerinde çalışmak ve bu çalışmayı bir laboratuvar ortamında yapmak lazım. Bunu öğrenip bilmek için tam kapasiteli bir laboratuvara ihtiyaç var. Kaç paraya mâl olur dersiniz? Bir de bu yaratık nasıl bir ortamda yaratıldı, ne anlamı ve amacı vardı?  Bir bileni var mı, merak ediyorum!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?