Tefekkür : Meşhur Beyitlerin Düşündürdükleri

   İnsanların kimileri, düşünür konuşur, kimileri de konuştuktan sonra düşünür. Hangisi makbûldür demenin bir manası var mı? Manasını hesap eden, konuşmadan düşünendir. Başının ağrımasını, canının yanmasını, dostsuz kalmasını istemeyen düşünmeden konuşmaz. İşte böyle bir söz ustası, taşı gediğe koymanın yerini bildiğinden demiş ki; *Öyle gözler vardır ki, sözden iyi anlatır,* Öyle sözler de var ki, nice gözler ağlatır.* Erbabı bilir, mütehassızı anlar, Hatibi de yürekleri dağlar. Her insan bu dünyaya farklı bir özellikle doğar. Önemli olan o özelliği geliştirmek ve topluma yararlı bir şekilde kazandırmaktır. Ne demiş Necip Fazıl; *Anladım işi, sanat, Allah’ı aramakmış, *Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış.* Anlamak büyük bir bahtiyarlık, anlamamak ise tarifsiz bir ahmaklıktır. Dünyada insan bu ikisiyle imtihan olmaktadır. Akıllılık da hangi yerde rol aldığını bilmektir. Akif Samed demiş ki; *Bir nar ağacı var, birde darağacı, Namerde nar düşer, merde darağacı.* Enteresan değil mi? Haksızlığın karşısında dik durmak her babayiğidin harcı değildir. Çünkü, Cennet ucuz değil, Cehennem lûzumsuz değil; Cennet ucuz değil mühim fiyat ister, Cehennem lüzumsuz değil, çok işlerimiz var yaşasın cehennem der!* Üstat Saidi Nursi bunların acı-tatlı tecrübesini bizzat yaşayarak görmüştür. Tabi, anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul-zurna az!..

   Bazı insanlar görüyoruz, bu vücut benim istediğim gibi kullanırım diyor. Adama sormazlar mı, sen kimsin, kimliğini nasıl elde ettin? O vücuda oluşmada, senin katkın var mı? Sen-sen olmada, o senliğe ben! demede o hakkı kimden aldın? O spermi, yumurtayla birleştirip bir hücre yapan, o hücreyi birçok aşamalardan sonra insan hâline getiren ve seni ben demeye eriştirenlere hiç mi bir borcun yok? Oysa ne diyor şair Aşkî; *Veren de O, alan da, nedir senden gidecek? Telâşını görenler, can senin zannedecek.* O zaman ben! Ben dediğin sen, ne zaman sende oldun, seni-sen yapanı unuttun. Yoksa seni yaratıp-yapanın yanında yedek tanrılığa mı soyundun?  Ama unutma ve geçmişe doğru şöyle bir nazar et, tek tanrılığa soyunanlar bile yok oldu gitti, şimdi viran hanelerinde baykuşlar ötmektedir. Hiçbir devran-devam edip gitmez, devrilir gider de,  ardından kimse söz etmez. Ne demiş Ebû Tûrab: “Bu günü düşünürüm, dün geçti, yarın var mı? Gençliğe de güvenmem, ölen hep ihtiyar mı? Ha!.. Bakın o gençliğindeki güzelliği ile övünenlerin, ihtiyarlığı çok feci oluyor. İhtiyarlığın saygınlığını, itibarlılığını, vakarını ve sevdiklerine kavuşmanın hasret dolu heyecanını yaşayamıyorlar. Çünkü Yahya Kemal Beyatlı’nın dediği hikmetli idrake erişememişler. Üstat diyor ki; *Ölmek değildir, ömrümüzün en feci işi, Müşkül budur ki, ölümden evvel ölür kişi.* Dağdaki keçi de çobansız kalacak sanma, kepeneğin içinde yatana da ahmak damgası vurma.                                                         Bu dünya fanidir, ama yalan değil, yarın ahirette bu dünyadan hesaba çekileceksin. Hiç yalandan hesaba çekilme olur mu? Yarın, döğünmemek için, bu gün öğünmeyi bırak. İsmi meçhûl bir şair demiş ki; *Hangi güzel yüz ki, toprak olmadı, Hangi güzel göz ki, yere akmadı.* Ahiret inancı olmayan, cennet hayali kuramaz. Böylesinin de gerçek mutlulukta payı ve hakkı bulunmaz. Hayatı sadece bu dünyaya hasredenlere bir uyarı olması sebebiyle Bişr’i Hâfi bir beytinde şöyle demiş: *’Dün’ öldü, ‘bugün’ ise, sanki can çekişmede, ‘Yarın’ henüz doğmadı, doğmayacak belki de,* O zaman, fırsat elde iken, can tende iken, ânın kıymetini bilmeli ve yakayı kimsenin eline vermemeli. Yoksa Mâhir Pekşu’nun dediği tahakkuk eder de haberimiz olmaz. Evet, üstada kulak verelim! *Mezarı kazılacak, bir gün, mezar kazanın, Belki suyu ile yunar, yapıcısı kazanın...* İnsan hayatında enteresanlıklar bitmez, hiç ummadığı veya hiç beklemediği anlar da tezahür eder, insanı şaşırtır ve sükûtu hayale uğratır. Hani bazıları derler ya, şimdi bunun zamanı mıydı? Nerden çıktı? Unutuyoruz, dünya sade bizim için ve bizim etrafımızda dönmüyor. Muradını almadan, ne insanlar dârı beka olup gidiyorlar. Bunları görüp te kendisini de hesaba katıp efkârlanan bir şair demiş ki; *Bülbül güle; “Gül, gül!” dedi, gül, gülmedi gitti. Bülbül güle, gül bülbüle, yar olmadı gitti...

   Evet, bu dünya ebedi mutlu olunacak yer değil, mutluluk burada tadılacak, doyumu cennette olacak. Bu mutluluğa nail olma dileğiyle hoşça kalınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?