Haftanın Yorumu : Bayram ve Sonrasında

   Bayramlar sevinç günleridir, ama bu bayramın hiçte öyle olduğunu görmedik. Tuzu kuru olanlara lafımız yok, ekmeğini tuza banıp ta yiyenler var bu ülkede. Hem de son zamanda bunların arttığı da bir gerçek. Televizyonları açıyorsunuz Amerika’daki enflasyondan bahsediyor, diğer taraftan da Amerikan doları değer kazanıyor. AB devletleri dağılabilir diyorlar, Avro’da değerini korumakta devam ediyor. Vatandaş bana ne bunlardan diyor. TV ekranlarında parayla uğraşıp onu saymakta para kazananlar ve banka memurları ve para sayma makineleri durmadan para saymaktadırlar, nispet yapar gibi. ‘Yetkililer enflasyonu düşüreceğiz, vatandaşı enflasyona ezdirmeyeceğiz’ diyorlar. Her gün birçok ürüne zam geliyor, ‘haksız kazançlara müdahale edeceğiz, vatandaşı soydurmayacağız’ diyorlar. Bamyanın kilosu 30 liradan aşağı düşmüyor, peynirin en kalitelisi değil, orta halliye yakın, ama kilosu 130 lira, bir kilo zeytin 40 veya 50 lira, etin kilosu 150 lira. Bunları baz alıp aşağı doğru et ürün çeşitlerini, süt ürün çeşitlerini, sebze çeşitlerini ve kuru bakliyatı da hesaba katarak piyasayı bir düşünün! Lütfen, birde üşenmeden Çarşamba Pazarına çıkın, vatandaşın tezgâhlardan yaptıkları alış-verişlere bir bakın. Buna ev kiralarını, akaryakıt zamlarını, elektrik enerjisi, doğalgaz ve diğer nakliye ve taşıma ücretlerini de ekleyin, asgari ücretle ve dört bin küsur lira ile geçinen emeklileri ve bunlara da erişemeyenleri düşünün, nasıl bir durum içindedirler dersiniz? Maaşını aldığı bankaya, ödenmesine onay verdiği elektrik, su, telefon ve doğalgaz faturalarını son ay ödemeye para kalmıyor. Banka ilerde ödemeli hesaptan faiziyle mahsup ediyor, olan vatandaşa oluyor. Yaşanan bu ortamda medya ne yapıyor, bir kısmı hafif dokunuşlarla mevcut yaşamı överken, bir kısmı da vatandaşın zor durumda oluşunun üzerine ilâveler yaparak haddini aşan politika üretiyor. Yani, bir tarafta tefrit, diğer tarafta da ifrat veryansın gidiyor, orta yolda olanın ise halini soran yok!..

FARKLI BİR YAZ MEVSİMİ YAŞIYORUZ

  ‘Korona geri döndü’ diyorlar, farklı varyantlarla insanlar arasında yayılıyormuş. Yeniden kısıtlamalı, tedbirli ve maskeli günler mi geliyor? Bilmem dikkat ettiniz mi, bu yıl bazı meyve ve sebzeler de bolluk yok. Mevsimlerin dengesizliğinden deniyor, olabilir, ama sanırım sorumluları da biziz. Otları, börtü-böceği, sebzeyi ve meyveyi diğer ürünleri de dahil ilaca boğduk ve boğmaya da devam ediyoruz. Birçoğunun nesli tükendi. Sabah kahvaltısında domates yiyoruz, mübarek lâstik gibi, bazısı da taş gibi. Bunlar neden böyle oluyorlar, doğal gelişimine mani olunduğundan değil mi? Doğalına müdahale edilmeyen hiçbir şey kalmadı, incirin de erken olgunlaşması için bir takım işlemler yapılıyormuş. Devlet bunları neden engellemiyor ve yapanları da cezalandırmıyor? Karpuzlar, kabağa, kavunlar yavan sulağa, mısırlar da tatsız kobağa döndü. Özünü kaybeden başka hiçbir şeye faydalı olamaz, fıtratı bozulan, geniyle oynanan bir şey işe yaramaz. Neden insanlar daha fazla kazanmak için doğaya bu haksızlığı, kendi türüne de bu insafsızlığı yapıyor? Yağmurları görüyoruz, yağdıkları yerlere rahmetiyle beraber, felâketler de geliyor. Bu yaşanan olaylar karşısında bizim hiç suçumuz yoktur diyebilir miyiz? Bu arada, yangınlardan da göz açamıyoruz, ormanlar da ayrı, şehirlerde ayrı, yangınsız günümüz geçmiyor âdeta! Nasıl bir vicdandır ki bu hiç sızlamadan bir orman yakıyor. Böyle bir insanın sokakta gezmesi bile güvenli değil. Sayısız canlının cayır cayır yanmasına seyirci kalmak, inanın, şeytan bile böyle bir cürmün işlenmesi için insanı tahrik etmez. Birde şu Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması ve bu saldırıyı sürdürmesi akıl alır gibi değil. Hele o büyükbaş ülkeler ve onların yandaşlarının bu savaşı seyretmesi ve birtakım yardımlarla devam etmesini sağlaması hiç ama hiç akıl alacak gibi değil. Hepsi bir araya gelip diyalog yoluyla bu savaşı durdurabilirler. Ama neden durdurmuyorlar, bir çıkarları mı var dersiniz? ben bilmiyorum.

SÖKE’NİN İL OLMASI ÜLKENİN MENFAATINA

   Biz, Yeni SökeGazetesi olarak başlattığımız “Söke İl Olmalı” kampanyasını zaman-zaman gündeme getiriyor ve bu haklı gerçeğin ülke menfaatine bir an önce yerleşmesini istiyoruz. Duyduk ki, ülkeyi yönetenler 2023’te ülkede İl sayısı 100’e çıkaracakmış, Söke olarak bu projede mutlaka yer almak istiyoruz. Daha önce bu konuyla ilgili çalışmalarımız ve projelerimiz arşivlerde duruyor. Söke’nin il olması için ne gerekiyorsa, çevresi, yöresi ve önemli özellikleri orta yerde duruyor. Yani, Söke’nin potansiyeli buna müsait. Meselâ, ekonomik, sosyal, kültürel, fizikî, stratejik ve turizm olarak ne varsa il olmayı hak eder düzeyde ve gerekliliktedir. Söke İl olursa, Söke kazanacak, yöresi kazanacak ve tabi ülke kazanacaktır. Bu nedenle olaya sadece siyaseten bakmamalı, gerçi siyaseten de hak etmektedir. Ama, diğer yönleriyle coğrafi konumu, ovası, nehri, gölleri ve diğer özellikleriyle,  geçen hafta 13 Temmuz çarşamba günü bu konuyla ilgili dikkate değer bir özetleme yapılmıştı gazeteniz YeniSöke’de. İleride bu konuda ifade edilenlerle ilgili açılımlarımız olacaktır. Unutulanları hatırlatmak, yeni izahlar yapmak ve gelişen teknolojik çağa yönelik düşünce ve fikirlerimizi zikretmeye ve sunmaya çalışacağız. Umarız bu sefer Söke hak ettiği yerini alır. Bu arada, yerleşim yerlerini bile ciddi manada rahatsız etmeye ve tabi ekili-dikili yerlere de zarar vermeye devam eden domuzları durdurmak gerekmektedir. Yoksa insana ve diğer canlı varlıklara da saldırmaya başlarlar. İnşallah yetkililer bu konuda gerekeni yaparlar ve vatandaşları bu sıkıntıdan kurtarırlar. Evet, dünyada bir benzeri görülmemiş, 15 Temmuz 2016 yılında meyana gelen darbe girişimine karşı, bir karşı duruş sergilenmişti. Vatandaşın şuurlu hareketiyle önlenen bu menfur olayın 6. yıl dönümünde Söke’de de çeşitli etkinlikler düzenlendi. Vatandaşın yoğun katılımıyla ve büyük bir coşkuyla Söke’deki 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü, Cumhuriyet Meydanı’nda milli şuur bir daha galeyana geldi. Darbe özlemcilerine kendini gösterdi, halkın gücünün önüne geçilemeyeceğinin ispatını bir takım etkinliklerle ortaya koydu. Bu duygu ve düşüncelerle haftanın yorumunu burada noktalarken, herkese esenlikler içinde gelecek haftalar diliyorum.     

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?