TEFEKKÜR: UYUTULAN- AVUTULAN VE ALDATILANLAR!

Her gece yattığında ayni rüyayı gören, zamanla başka görülecek rüya olmadığına inanır. Akıllar eşit olmadığa göre, zekâlar, iz’anlar ve idrakler de eşit değildir. Adama on sefer anlatırsın anlamaz, ama sen biraz ahmakçasın desen hemen kızar. Basit bir olayı, anlatım becerikliliği yüksek, etkili olma özellikleri çok ustaca kullanan biri, adamın gözünün içine bakarak ve bu bakışını hiç kaydırmayıp sürdüren muhatabını uyutur. İspritizmacılar bunu yaparak insanları transa sokarmış, bunu bazı psikiyatristler de yaparmış derler. Bu, işin profesyonelce yapılanı, yararlı bir amaç için de olabilir. Bu ruh çağırıcıların da kullandığı bir yöntem olduğu söylenir. Ama, amatörce yapılanları daha revaçtadır. İnsanların zaaflarından, ihtiras ve kontrolsüz tutkularından veya yaradılıştan hafif ve nahif olan saf insanları da o amatörler entrika, alâvera-dalevera, samimi ve inandırıcı yaklaşımlarla uyuturlar. Yedeklerine alıp soyup, sovana çeviririler. Bunlar genelde bireysel davranışlardır, bunları geçelim. Esas toplumların ve milletlerin uyutulması vardır, bu büyük bir uyutmadır. İşte bu uyutulmaktan uyanmak çok kolay değil. Öyle ki, asırlardır uyuyanlarlar var, belki uyanmaları mahşerde olacak olanlar var. Bakmayın o, sekeratta gözlerini tavana dikenlerin uyanışlarının ilk işareti olduğunu veya kabre konduktan sonra uyanıp kafasını tahtaya vurup uyandığını  söyliyenlerin hikâyelerine. O bir ömür boyu uyuyanların uyanışı Kıyamette olacak, mahşerde o uyanışın dehşetini yaşayacak, hesap günü de herşey bitmiş olacak.

Bu nedenle aziz dostlar uyumayı, dinlenmenin haricinde kullanmayın.   Avutulmak ta kötü, bunlar vaatlerle işe başlayanlardır. Bunların vaatleri bitmez, ama senin güvencin, biter, inancın söner ve ecelin gelir apar-topar bu dünyadan göçer gidersin. İnsanı, insan yapan ilkeleridir, o ilkelerle olan dik duruşudur, kişiliğinde ve kimliğinde güvenilir oluşudur. Hani, herşey için bir ölçü vardır, alış-veriş yaparken o ölçüye uyulur. Alırken bakarsın eksik mi tartıyor, kilosunu gramını takip edersin. Keza ölçerken de öyle metreye bakasın, santimine uygun ölçüyor mu? Anlaşmalarda sözüne güvenilir mi, sorar soruşturursun. Güvenilirse, Allah’ın emrini uygular, şahitli-ispatlı senetini yaparsın. Yoksa, aldığını, yarın veririm, olmadı öbürgün veririm. Yine olmadı, haftaya veririm, avutma devam eder, aylar gelir-geçer, ama avutmalar devam eder gider. Bilirsiniz, hayatımızda avutmalar ta çocukluktan başlar, anneler çocuklarını, ev işlerini yapmak için ya uyuturlar veya avuturlar. Meselâ, ellerine oyuncak ve ağızlarına da emzik verirler avutmak için. Şimdi teknoloji geliştikçe, çocuklar da o teknolojiye adapte olmaya başlayınca, avutma araçları farklılaştı. Hatta, çocukların gelişimi ve yaşı ilerledikçe o teknolojik aletler, anne-baba kontrolünde hesaplı ve disiplinli yapmazsa çocuklara zararlı olmaya başlıyor. Yani, avutmanın da bir sınırı ve ölçüsü olacak, yoksa küçüklere de zarar veriyor, büyüklere de zarar veriyor. Avutma, zaten asliyetiyle hoş değil ve yapılması istisnalar dışında tavsiye edilmez. O zaman, avutmaktan da, avutulmaktan da uzak durmak lâzım. Yoksa, ömür sermayesi boşa harcanır.

Uyutulmak ve avutulmak sonuçta aldatılmaya varıyor. Aldatılmak daha başka etkenlerle de beslenilmektedir. Çok kötü ve asla tasvip edilmeyen bir davranış şeklidir. Biliyorsunuz, aldatanların piri Şeytandır. Hz. Âdemi kıskandığından ilk aldatmayı Âdem ve eşine yapmıştır. Yüce Allah, Âdeme ve eşine şeytanın kendilerine düşman olduğunu söylemiştir. Ama, Âdem ve eşi, şeytana inanıp, Allah’a isyan etmiş, Allah da onları o güzelim cennet gibi bahçeden çıkarmıştır. Dünyanın meşekkat ve belâsına, sıkıntı ve cefasına düçar etmiştir. Âdem, tevbesinin  ve yalvarıp- yakarmasının sonucunda bağışlanmıştır. Yoksa tevbe ve istiğfar etmeseydi şeytan gibi asi ve isyankâr bir varlık olarak kalabilirdi. Yani, aldatmak ve aldanılmak ikisi de hoş şeyler değildirler. Bu  nedenle insan, Allah’ın kendisi için koyduğu ilkelere harfiyyen uyacak, ne aldatacak ve ne de aldanacak. Yüce Allah Kur’an-ı Kerimin de Lokman suresi 33’cü ayetinde “Dikkat edin, şeytan sizi Allah ile aldatmasın” diyor. Ve yine Kur’an da (Mushafta) son surenin son ayetinde şeytanın, insanlardan da olacağını hatırlatıyor. Yani, insan şeytanları da kendi gibi insanları aldatır. Bu aldatma Allah’la bile olabilir. Bu nedenle insan, zamanımızda da çok uyanık olmak zorundadır. Çünkü, aldanılmanın sınırlarının dayandığı nokta çok önemli ve düşündürücüdür. Hz. Rasulûllah da “Aldatan bizden değildir” diyor. İyi-güzel de, kimse ben seni aldatmaya geldim veya seni aldatıyorum demez ve demiyor. Neyse, Allah’ın mü’min uyanıklığı dediği mutluluğa nail olanlardan eylesin diyelim ve bu günkü sohbetimizi de burada noktalayalım. Hoşça kalınız efendim.    

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder

# Allah

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?