TEFEKKÜR: YAHUDİLİK-- İNSANLIK VE MÜSLÜMANLIK

Aziz dostlar, hiç düşündünüz mü dünyada insanlık içinde dönen dolapların yapımcısı en usta marangozları kimlerdir? Sanayiden bahsetmediğimi de bilirsiniz herhâl de! Gerçi, bunu düşünmekte yetmez araştırıp öğrenmek lâzım. Ama, öğrenmek için merak etmek önceliklidir. Biliyorsunuz, bizde genellikle körü-körüne bir Yahudi düşmanlığı var. Ülkemizde bir hata ve yanlışı, hattâ geri kalmışlığımızı bile onlara mâl edenlerimiz var. Kendi tembelliğimizi, cehaletimizi, yanlış saplantılarımızı ve din adına birçok gereksiz kutsadıklarımızı görmezden gelip, başkalarının küfürleri, şirkleri ve kutsal fetişlikleriyle uğraşıyoruz. Bunları da daha çok kulaktan dolma, okuduğu bir-iki kitaba kapılıp kalma ve ortamda kabul edilen genel kanaata inanma kabilinde bir bilimsel ve kültürel yaşam kalitemiz var ona dayandırıyoruz. İlim adamlarımız, bilim adamlarımız, din adamlarımız, sanat ve film adamlarımız çok azı müstesna bu katagoridendir. Şimdi, sen bunu nerden biliyorsun, sen kim oluyorsun? Senin söylediğinin doğruluk derecesi nedir ve neye dayanıyorsun? Diyenleri duyar gibi oluyorum, ama kızmıyorum ve haklı da buluyorum. Evet, doğru söylüyorsunuz, eleştirel hakkınızı kullanıyorsunuz. O zaman araştırın, öğrendiklerinizi aranızda tartışın ve düşünün, ama hiç emeksiz tenkite yeltenmeyin. Bulduğunuz gerçek size ait olsun, ezbere konuşmayın. Elinizdeki veri, bulgu emeğinizin karşılığı olup bu benim diyebileceğiniz bir belge ve delil niteliği taşısın. Yoksa, halden alıp, pazarlarda satanlara benzersiniz. Yani, üretipte onu hale teslim edenin el emeğini ve göz nurunu inkâr etmezsiniz. 

Evet, işte size ip uçları! Yahudiler, ilk yahudilik temelini Hz. Yakup Nebi zamanında atmışlardır. Anaları ayrı kardeşler arasında, fesatlıkla Hz. Yusuf diğer kardeşleri tarafından Resul olmasın diye hadım edilmiş ve köle olarak satılmıştır. Biz müslümanlar ise, bu Yusuf suresi kıssasını bir aşk hikayesine çevirmişiz! Okur-yazarlığı insanın kendi buluşu demiş, okur-yazar olmayan Rasulü bu haliyle övmüş ve bunu mucize olarak insanlığa takdim etmişiz! Kur’an-ın aslı 15 şekil üzerinde kitap olarak inmiş, ama biz kitap kelimesini bile hitap olarak çevirmiş ve Kur’an-ın hitap olarak indiğini hâlâ iddia edenlerdeniz. 15 Şekle işaret eden Ebcedi, hani şu “Ebced, hevvez, hutti, kelemen, yafes, teraşet” kelimelerini bir tekerleme gibi halk dilinde dolaştırıyoruz!  Oysa bu kelimelerin içinde geçen harflerin sayı değerleri var. Ayrıca, harflerin varlıklar üzerinde kutsi bir anlam taşıdığı da ifade ediliyor. Bu, Mısır’da ortaya çıkıyor ve İbrani temelli olduğu söyleniyor! Kur’an da 29 surenin başındaki Hurufu Mukatta harfleri orijinal Kur’an da 15 işareti ihtiva ediyor. Bunlar, bir de ses kümelerinin birleşme işaretleridir. Bunlara kombinozonlar da diyebilirsiniz. Kur’an da mahreç sayısı da 15 tir, sıralaması da ebced hesabına göredir. Evet, Kur’an-ı Kerim başı, ortası ve sonu olmayan tek kitaptır. Bu nedenle, giriş, gelişme ve sonuç Kur’an-a göre değildir. Neyse, işte bunların hepsi araştırılmaya değer konulardır. Allah yoktur gibi tarih yazanları, Kur’an da Hz. Âdem, Hz. İbrahim-İsmail ve Hz. Muhammed hariç diğer peygamberleri Kâbe’ye uğratmayan Kur’an meal ve tefsirler yazarlarının kitaplarını okurken bir daha düşünün! Ve üşenmeden bir daha düşünün!..

Evet dostlarım, yukarıda kısa-kısa söz ettiğim konuları biraz açayım. Ebced harflerinin rakam değerleri ile Caferi Sâdığın yıldızlarla ilgili yazdığı “Yıldızname”yi üfürükçü kitabı hâline getirmişler, Pisagor, Ege’den Mısır’a hurufilik dersi almaya gidiyor ve Piramit’lerdeki yazıları merak ediyor ve bir süre orada kalıp çalışıyor. Bizim ilim adamlarımız asırlarca oraya olan hakimiyetlerinde o Piramitleri merak etmemişler. Yusuf suresini ve Âdem ile Havvayı ezoterik hâle getiren yahudi hikâyesini Kur’an-a mal etmekten çekinmemişler. Üstelik bunlar büyük âlimler ünvanını da almışlar. Ülkemizde dini okulda okuyup, Kur’an-ın harfleriyle dalga geçen, hurufu mukatta harfleri olarak adlandırdıkları harflerin sırlar saklı olduğunu söyleyen tarikatçıları kutsayan gafiller bir yana! O çok muhterem zevatı kiram, hurufu mukattanın Kur’an-ın nazil olan orijinal kitabında 15 işareti ihtiva ettiğini görememiş ve anlayamamışlar. Kur’an-ı zamanla kayıtlayıp, Arap âdet ve hurafeleriyle sabitleyen tarihselciler, rivayet ve esbabı nûzule mahkûm eden âlim ve ulema ekseriyeti, Allah’ın lâfzı âyetlerinin cihanşumûl hayatiyetini ve muhteviyatını bir zamana ve mekâna hapsedilemeyeceğini idrak edememişler. Kur’an-ı, insanın yazdığı bir kitaba benzetip, ilk bölümü giriş, ortası gelişme ve bitimi de sonuç olarak düşünmektedirler. Bu anlayış ve inanışla baktıkları Kur’an-ı anlayamamanın başka tezahürleri de var. Bilim adına zırvalanan, tarih adına kurgulanan ve din adına uydurulanlar var. Yahudinin şimdiki uyduruk tevratından ve Hıristiyanların şimdiki uyduruk incilinden iktibas edilip Kur’an-ımıza uyarlayanları, ortaya dökecek gerçekçi ilim adamlarını ne zaman göreceğiz merak ediyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder

# Allah

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?