TEFEKKÜR: YAHUDİLİK-İNSANLIK VE MÜSLÜMANLIK

Çarşamba pazarında kaybolan çuvaldızı bulmak, çok önemli bir maharettir. İnternet, ihalar ve sihalar yani malûm teknoloji bu işi bir çırpıda bulur mu dersiniz? Hiç sanmam, isterseniz cehaletime verin. Uyduda ve internette kaydı olmayanı bulmak pek kolay olmasa gerektir. Demek ki kot numarası ve yazılım şifresi olacak. Zamanımızda bunların önemi tartışılmaz. Birçok iş artık bu atmosferde yapılıyor. İnternet şifresi olmayan internete giremiyor. Belirli bir telefon numaran yoksa kimseyle görüşemezsin. Sim kartın yoksa telefonun bir işe yaramaz. Son model araban var, yakıtı, yürütecek enerjisi yoksa sana faydası yok. Hüviyet kartında vatandaşlık numaran yoksa kendi ülkende yabancısın, başka ülkeye de serbest yollardan gidemezsin. Birçok eşya ve âlette sıtandartlara uymak zorundasın. Uymassan yaşamakta ciddi zorluklar çekersin. Markaları, modelleri takip etmek zorundasın. Her şeyin bir kaydı-kuydu var, bütün bunların içinde başıboş yaşayamazsın. Sırtına giyecek olduğun gömleğin, ayağına giyecek olduğun ayakkabının bir numarası olacak. Yoksa, sırtına giydiğin ve ayağına ya bol gelir veya dar, rahat edemezsin. Yiyip, içtiklerin ve hatta aldığın nefeslerin bile bir ölçüsü vardır. Duyduğun sesler, gördüğün mesafeler, attığın adımlar, her şey, ama her şey ölçülü yasal bir statüye bağlıdır. Her yaşayan da bu statüye uyuyor ve uymak zorundadır. Bunun aksine hareket etmek sonunu hazırlamak yani yok olmak demektir.

Meselâ, Kur’an dışı ideojik yalanlarının arkasına sığınıp, onların doğruluğunu iddia etmek, şeytanların adımlarını takip etmektir. Şimdi dünyada bu şekilde sayısız insan toplulukları vardır. Yahudilik, Hıristiyanlık ve diğerleri yanın da Müslümanlar da vardır. Dinlerini ideolojileştirmişler, kimse, kimseyi kabul etmiyor, herkes birbirini tekfir etmekle meşgul. Oysa, Allah’ın dini tek, çünkü doğrunun kaynağı tek, ayetlerin orijinalliği, evrenselliği tek, zaman ve mekân ötesinden tek, eşi ve ortağı olmayan Allah’tır. Ancak, Allah inancı her insanda farklıdır desek sanırım yanlış olmaz. Ama, Yüce Allah kendisini tanıttığı kendi indinden gönderdiği kitabın da farklı-farklı tanıtmıyor. Tek, eşi ve emsali olmayan, hiçbir şeye benzemeyen, ortağı, yardımcısı, evveli ve sonu olmayan, mekândan ve zamandan münezzeh, varlığı kendinden olan olarak tanıtıyor ve buna da Tevhid inancı diyor. Gönderdiği lâfzı kitabının ayetleriyle, kâinat kitabının kevni ayetlerini anlamak için, “Lâ-İlâhe-İllallah” akli anahtarıyla ilişkilendirilerek kendisini tanımanın şifresini veriyor. Bu, tabir ve tespit ilk insanlarla başlayıp devam ederek, bize ait sistemin (evrenin) son saatiyle noktalanacaktır. İnsanlığın dünya hayatının sonuçlanmasıyla son bulacaktır. Bu, biz insanların, Evren’deki yaşam serüvenimizdir. Bizim sorumluluklarımız ve yükümlülüklerimiz bu serüvenle kayıtlıdır. Bunun dışında kâinatta neler oluyor, merak saikımızın içinde olsa da, onlar hakkında verilecek zorunlu bir hesabımız yoktur.

Her şeye bir isim koyan, anlamını ve amacını sorgulayan insan, kendisinin isimsiz ve sorumsuz olduğuna inanması, akıllılığına delalet eder mi? Bu konuda doğru düşünmek, akıl yürütmek, gerçeğe ulaşmak, bulmak, insanın fıtratına vardır, konmuştur. İnsan bunu kendisine ve çevresine karşı tavrı, hareketi ve sorgulamasıyla ortaya koyuyor zaten. Ama, doğruyu bulup, doğru da karar kılma haline müdahale eden bir düşmanı var. İnsanı yanıltmayı kendine iş edinmiş, insan buna kanmamak için hayat kitabı Kur’an-ı rehber edinecektir. Onun kılavuzluğunda hayat yolculuğunu sürdürecektir. Yoksa, kendisine en yakın olduğu söylenen Hıristiyanlık ve yahudilik vardır. Bu yalana inanmamak ve buradan beslenip, semiren ve Hakk dostları olduklarını ilân eden insan müsveddesi şeytanlar vardır. Bunlar sureti Haktan görünen ve teknik dünyada kendilerine toz kondurmayan münafıklardır. Onların geliştirip yükselttikleri teknoloji, insanlığın geneline huzur ve refah getirmemiştir. Âli menfaatlerinin devamını sürdürmek için insanları kullanmak, kullanamadıklarını ya korkutarak sındırmak veya öldürtüp, öldürerek ortadan kaldırmak, teknolojik medeniyetlerinin en zirve ve makbûl başarılarıdır. Bu böyle olmayabilir, müslümanlar bunun tam aksini geliştirip, oluşturabilirdi. Ama, onlar bu yolu seçmediler, dünya hükümranlığına özendiler ve bu hâle düştüler. İnanıyorum ki, bu yöndeki ihmâllik, tembellik ve bedava bedellik yapmanın hesabını da yarın Allah soracaktır. Ancak, hayat devam ettiğine göre vakit geçmiş değil, bunu da unutmayalım. Allah yolumuzu açık, ufkumuzu aydınlık etsin. Esenlikler dileğiyle hoşça kalınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?