Cuma Sohbeti : GERÇEK HAYATTAN BİR HİKÂYE

Köylü ile görüşmek, tanışmak, kaynaşmak ve anlaşmak için köy meydanına indim ve avlusu duvar ile çevrili ilk kahveye girdim. İçeride dört-beş kişi vardı orta yaşlarda. Selâm verdim, ilerde ayrı bir bölümde çay ocağı ve ocakta kaynayan yedeğin karşısında yaşlı, nefes almakta zorlanan biri dikiliyordu. Ona da hayırlı işler dedim ve o dört-beş kişinin yanına bende bir sandalyeye oturdum. Çevremde herkes hoş geldin dedi ve hâl-hatır etti, yaşlı amca da sık sık soluyarak bana bir çay getirdi ve oda hoş geldin deyip, yine ocağın karşısına geçti. Adımız sanımız, nereli olduğumuz konuşulurken Muhtar geldi yanıma oturdu. Köy İhtiyar Heyetiyle konuşacağını, herhangi bir ihtiyacım ve sıkıntım olursa kendisine gelmemi, bulamazsam bekçiye bildirmemi söyledi. Bu arada, günlerin kısa olması dolayısıyla akşam namazının da vakti gelmek üzereydi. İzin alıp ezan okumaya gitmem gerektiğini söyledim ve kahveden çıkıp camiye yürüdüm. Camiye girip lâmbaları yaktım ve abdestimi alıp birkaç dakika kalan ezan saatini beklerken yanımdan bir iki kişi selam verip geçti. Vakit gelince ezan okuma mahallim olan çeşmenin üstüne ve iki ulu çınarın arasına kıbleye karşı durup ezana başladım. Ben ezan okurken birkaç köpek uludu ve birkaç horoz da öttü. Ezandan sonra ağır-ağır, sağa-sola bakınarak camiye girdim, az bekledim ve yüksek sesle kamet getirdim ve akşam namazını sesli okuyarak farzını kıldım. Sonra da nafileyi kılıp, yine aşağıya kahveye inerken lâmbanın birini söndürüp, birini kıstım. Yine ayni kahveye girdim, kahvede genç bir delikanlı vardı ocağın karşısında, içeride başka kimse yoktu. Delikanlı bana bir çay getirdi ve hoş geldin, sen köyümüze yeni gelen hocamısın dedi ve ocağa gitti. Ben otururken kahveye birer-ikişer insanlar gelmeye başladılar. Onlarla hoş-beş, hâl hatır ederken yatsı namazı vaktide geldi. Gitmem gerektiğini söyleyip kahveden ayrıldım ve camiye gelip, içeri girip gaz lâmbalarının birini daha yakıp, diğerinin de ışığını açıp ezan okumaya gittim. Ezandan sonra camiye girince içeride iki kişi gördüm namaza durmuşlar, ben de öne geçip nafile namaza durdum. Nafileyi kılınca arkama baktım üç kişi olmuşlar ve önlerine bakıyorlar, kalktım kameti okudum ve farz namaza durduk. Farzdan sonra nafile ve vitr namazlarını da kılıp, tabi müezzinliği de ben yaptım ve tesbihatın sonunda Âmenerrasulü ile başlayan iki ayeti okuyup, ve fatiha deyip sonlandırdım. Çok sevinçli ve heyecanlı idim, çünkü arkamda üç kişi cemaat var. Cemaatle tanıştık, halleştik, onlarda sevinçli idiler, yüzleri gülüyor ve çok neşeli görünüyorlardı. İçlerinden biri beni evine davet etti, benim de evde sana arkadaş olacak üç oğlum var, sıkılmazsın, alacağın bir şeyin varsa al gidelim dedi. Çantamdan pijamalarımı aldım, adının Hüseyin Çavuş olduğunu söyleyen amca ile beraber evine geldik. İçeri girdiğimizde iki genç delikanlı, anaları olsa gerek bir de kadın vardı. Selâmdan sonra kadın teyzenin elini öptüm, gençlerle de tokalaştık ve oturduk. Tanışma ve tanıtım sohbeti başladı. Ben kendimi tanıttım; adımı soyadımı Sökeli ve yakın kasabası Güllübahçeli olduğumu söyledim. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Aydın Ramazanpaşa Erkek Yatılı Merkez Kur’an Kursu’nda üç yıl hafızlık okuduğumu, ancak hafızlığımı bitirmeme üç ay kala İhtilâl olup yatılının kaldırıldığını, Hocanın değiştiğini ve hafızlığımı dinletemeden, belgemi alıp kursu terk ettiğimi anlattım. Çay içerek sohbetimiz biraz daha gençlerle devam etti ve Hüseyin amcanın ufak oğlunun Ödemiş’te Kur’an Kursu’nda okuduğunu öğrendim ve uykumuz geldi. Aynı odada  üçümüze de ayrı ayrı yataklar serildi ve biraz da yataklarımızda sohbet ettikten sonra uyuduk. Sabah Hüseyin Amcanın beni ezana kaldırmasıyla uyandım, pijamalarımın üstüne pantolonumu ve ceketimi giyip camiye geldim. Lambaları yakıp, çeşmenin üstünde sabâhi makamıyla ezanı okudum. Hüseyin Amca ve adının Koca Ali olduğunu öğrendiğim üç kişi ile sabah namazını kıldık. Hüseyin Amca sabah kahvaltısına davet etti, ben mazur görmesini ve teşekkür edip gelemiyeceğimi söyledim. O da ısrar etmeyip gitti. Ben, caminin hayatına oturup o gün neler yapacaklarımı plânladım.         Devam edecek 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder

# aydın

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?