MEAL ÜZERİNDEN YAPILAN MEALLER (25)

         Aziz kardeşlerim, bu günkü makalemize attığımız başlık garibinize gitti değil mi? Haklısınız ve enteresan bulabilirsiniz, ama böyledir ve önemli bir gerçektir. O bütün meal ve tefsir yazarlarımız böyle yapmışlar ve hâlen de böyle yapmaktadırlar. Çünkü, Kur’an-ı ilk noktalayıp, harekeleyen, bunu bu amaçla yapmamış olabilir. Ama ortaya çıkan budur, bunu başka türlü değerlendirmek mümkün değil. Çünkü o yazılı metini noktalayıp, harekelemek onu anlamlandırmak demektir. Bunu sanırım bilmeyen yoktur. O zaman bu, Kur’an-a verilen ilk meal oluyor. Devrimizin uleması da Rasulümüze Allah’ın indinden inzal olan Kur’an-ın noktasız ve harekesiz olduğunda ittifak halindedirler. Bu, Siyer ve Kur’an tarihçilerinin de kaydedip ifade ettikleridir. Şimdi burada bir gerçeğe daha parmak basalım! Rasulümüze ilk inen ayetlerin “İkra bismi rabbikellezi haleka” olduğu iddia ediliyor. Biz de o iddiayı esas alıp diyoruz ki, Ayetlerin mealleri şöyle: *Seni halk eden Rabbinin adıyla oku!* Demek ki, Rasulümüzün eline Allah’ın indinden bir kitap indirilip veriliyor ve oku kitabını deniliyor. Yoksa, ne diye oku kitabını densin? Bu kitapta harekesiz ve noktasız bir kitaptır, bu konu artık tartışılmıyor. Noktalama ve harekelemeyi de ilk yapanın Haccac Yusuf Essakafi olduğu genel kabul arasında. Artık bu bir meal değil de ya nedir? Ne diyeceğiz buna, var mı başka bir ifade şekli? İslâm âlemi açılan bu çığırla birçok kıraat/okuma şekillerine ayrılmamış mıdır? Yazılan bütün Kur’an meallerine bu meal kaynaklık etmiyor mu? Yani, bu meal üzerinden mealler yapılmıyor mu? O zaman bu konuyu geçiyor Kur’an-ın lâfızları ve yazılı ayetleri üzerinden, sırlar, şifreler ve bir takım muammalar icat edenler ve fal bakanlar  vardır. Onlar da çok yoğun bir topluluğu oluşturmaktadır, Fatımilerinden, batınilerine, tarikatçılarından tasavvufçularına kadar kalabalıktırlar. Yahudilerin Kabalası gibi kitaplardan büğü ve siğir hikayelerini iktibas edip, Kur’an-a uyarlamaya kalkan üfürükçü, muskacı, cinci ve ruhbancı takımıdır bunlar, değerlendirmelerimizin dışındadır. Biz gerçeklerin peşinde koşanlar, ama sadece ve sadece gerçeklerin, başka hesaplar, hain planlar ve ortamı bulandırmak isteyenler safından uzağız. Onlar muhatabımız değildir. Amacımız, İslâm âleminin şu içine düştüğü sayısız bölünmüşlükleri ortadan kaldırmak belki mümkün değildir, ama en aza indirmek için Kur’an-ın etrafında toplanılmasına çaba sarf etmektir. Çünkü, bizim din kitabımız Kur’an-ı Kerimdir, Yüce Allah bize Rasulümüz aracılığı ile bu kitabı göndermiştir. Bu bizim yaşam dünyamızı şekillendirmek için indirilmiştir. Rasulümüz insanlığa tebliğ etmiş olduğu Kur’an-a uymuş, onu yaşamına rehber edinmiş ve bize de bu yolda örnek olmuştur. 

          Kur’an bizim hayatımızın kılavuz kitabıdır, her çıkmazı onunla aşarız, her çözülmez problemi onunla çözeriz, her çaresizliğimize bizim için çaredir o. Bu inancımıza ve düşüncemize her müslümanın evet diyerek katılacağına eminim. Ama, bu iman bilinci bütün benliğine işlememiş olanlardan, ancak veya lâkin diyecek olanlar da çıkacaktır ona da eminim. Başta, Sünnet var, Hz. Rasulûllahın Hadisi Şerifleri var, bilimsel düşünce var, detaylar niteliğinde olan namazın rekatları, zekatın miktarı gibi dini ritüeller var. Bunları dinin dışında mı sayıyorsun? Evet, Kur’an-ı okuyupta anlayamayanlar, Allah’ın dininden din uyduranlar elbette çıkacaktır. Yüce Allah bize zaman ötesinden, gayb ülkesinden ve indi ilâhisinden bir kitap göndermiştir. İki kapak arasında yazılı bir metin olan kitap/öğreti, Yüce Allah Levhi mahfuz’dan indirmiştir onu. Ayetleri değişmeyen, bir eşi ve benzeri olmayan, bütün insanlığı kaplayan, mana ve mahiyeti bütün kâinatı ihata eden Kur’an-ı Kerimi göndermiştir. Bu kitap yücedir ve kendisine tabi olanları yüceltmektedir. Kimse onun yüceliğine bir katkıda bulunamaz, ama onun yüceliğinin katkısından istifade edebilir. Aslında mutlak ihtiyacı da vardır. Burada yeri gelmişken enteresan bir olaydan kısaca bahsetmek istiyorum. Kitap okuma meraklısı olduğum için, nerde kitap satılan bir yer görsem mutlaka ilgimi çeker ve oraya gidip sergilenen ve satışa arz edilen kitaplara bakarım. Oradan boş da çıkmam mutlaka bir kitapta alırım. Evet, işte yine böyle bir kitap dükkanındayım, kitapları inceliyorum, gözüme bir Kur’an meali ilişti ve kapağının üzerindeki yazı dikkatimi çekti. İbare aynen şöyle “Kur’an-ı Kerim ve Yüce Meali” çok garibime gitti. İlk aklıma gelen, Kur’an-ı Kerim yüce değilde vatandaşın yazdığı meal yüce! Bu konuda çok kitaplar okudum “Kuran’ın Türkçesi, Türkçe Kur’an tercümesi” gibi. Bunlar beni bu denli rahatsız etmemiş ve etkilememişti, nedenini anladığınızı düşünüyor meseleyi dillendirmiyorum. 

           Neyse, konuya dönelim. Kur’an Allah kelâmıdır, lâfzı ilâhidir, müttekiler için hidayet rehberidir. Bakara suresi Ayet 2. İşte bunlar hikmet dolu kitabın ayetlerdir. Yunus suresi ayet 1. Elif lâm, ra. Bunlar Apacık kitabın ayetleridir. Yusuf suresi ayet 1. Elif, lâm, mim, ra. Bunlar, kitabın ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen haktır. Fakat insanların çoğu anlamazlar. Ra’d suresi ayetler 1-2-3. Bu kitap, her şeye gücü yeten ve her işinde hikmet bulunan Allah tarafından indirilmiştir. Zümer suresi ayet 1. Kur’an-ı anlamak için okuyanlar, Fatiha’dan, Nas suresine kadar 200’e yakın yerde Kur’an’dan kitap olarak bahsedildiğini görecektir. Bu sebeple ben Kur’an-ın kitap ve yazılı bir metin olarak indiğine inanıyorum ve bütün Nebi-Rasullere de ayni değişmez hakikatler inmiştir. Rasullerin kıssalarıyla ilgili ayetlerin yadırganmasına gelince, yine Kur’an-ı anlamayarak ve düşünmeyerek okunduğu anlaşılıyor. Nebi-Rasuller Âdem’den gelen bir sülâledir, çünkü Âdem insanların ilki değil, Rasullerin ilkidir ve Nebi-Rasullük Hz. Adem’le başlamış, Hz. Muhammed’le son bulmuştur. Her Rasul kendisinden sonra gelecek Rasullerden bahsetmiş. Bazı rasuller, annelerine ve daha bebek iken kendilerine ve çocukluklarında babalarına Rasul olacakları bildirilmiş. Daha önce ne dedik, bu Kur’an Allah indinden zaman ötesinden ve gayb noktasından gelmiştir. Bunun aklın idrakine sığmaması mümkün mü? Bu nasıl bir akıl ki, lûtfedenin hikmetini düşünmüyor, sahibinin her şeyi kuşatıcı ilmi ve iradesinin sonsuzluğuna aklı yatmıyor? Demek ki, incelik imtihan dünyasında yaşadığımızı hiçbir zaman unutmamamız gerekmektedir. Allah’ın ayetleri hakkında sığ ve kısır düşünce taşıyan insanların, Kur’an-ı anlamakta aşamadığı engeller ve handikaplar var. Kur’an-ı zamanla, mekânla, kabile ve belirli bir coğrafyayla kayıtlayanlar olmuş ve Ahkâmı Kur’an-ı bir tarihe mal edip kendince onu zamana ve o zamanın toplumuna mahkûm etmişler. Demek ki, Kur’an-ı anlamamış, derin derin düşünmemiş, tefekkür etmemiş, Kur’an hakkında okuduklarına, duyduklarına takılmış kalmışlar. Ne yazık ki, bilip inandıklarının olsun bir felsefesini, sorgulamasını yapmamışlar ve Kur’an-ı kendi inancı ve düşünceleriyle sabitlemişler. Hz. İbrahim Nebi gibi olsun sorgulama zahmetine çıkmamışlar. Ne diyelim, talep kuldan ve hidayet de Allah’tandır. 

LEBİD 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nüktedan - Mesaj Gönder

# Allah

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?