HAYATTAN GERÇEK BİR HİKAYE

Geçen haftadan devam

Sabah ben yemeğimi yiğip aşağı indiğimde gördüm ki, her şey olmuş bitmiş, gençler alıştırma ve antremana bile başlamışlar. Bende katıldım, ama bende hamlık olduğu için çabuk yoruldum. Gençlerde biraz daha tepindiler ve bir çay molası verdiler. Bir iki çay içince onlarda gevşedi ve şimdilik bu kadar, akşam üzeri diğer arkadaşlarda gelirler takımı kurarız birde öyle bir maç yaparız. Öğretmen gelir, diğer işte güçte olanlarda gelirler dediler ve dağılıp gittiler. Aklıma geldi bir takım kaç kişiden oluşur bilmiyorum. Nasıl olacak bu! Köyde bir takım kuracak voleybol oynama meraklısı bulabilecekmiyiz diye düşünürken öğretmen aklıma geldi. Bu işi o bilir ve düzenlemeyi de o yapar dedim kendi-kendime. Yaklaşmakta olan öğle namazı için camiye doğru yürüdüm. Çeşmenin yanına geldiğimde koyun çobanlığı yapan ibrahim’in babası Musa amcayı çeşmenin yanı başında oturmuş sigarasını tüttürür ve elindeki tesbihini de şak şak çeker gördüm. Selâm verdim, hafız gel biraz sohbet edelim, bana namazdan bahset dedi. Yanına oturdum, senin sormak istediklerin varsa sor, bende bilirsem cevap vereyim dedim. Tamam dedi, baştan sona namazın nasıl kılınacağını bana bir anlat dedi. Yanlışlarımı, eksiklerimi ve hatalarımı anlayayım, bu arada sormak istediklerim de olabilir dedi. Bende namaz sünnet veya farz, abdestli olarak, kıbleye karşı durarak, kılacak olduğu namaza niyet edip, ellerini kulaklarının hizasına kaldırıp Allahü ekber deyip, ellerini göbeğinin altına, sağ elini, sol elinin üstüne, başparmağı ve işaret parmağı ile bileğini kavramasını, sonra Sübhanekeyi okuyup, euzü besmele çekip fatihayı okumasını ve ardında ya kısa bir sure veya uzun surelerden bir-iki ayet okumasını, sonra Allahü ekber deyip rükuya eğilmesini ve ellerinin içleriyle dizlerini sıkıca tutup oradaki tesbihi okumasını ve Semiallahü limenhamideh deyip doğrulmasını ve tam doğrulunca da Rabbena lekel hamd demesini, ardından Allahü ekber deyip secdeye gitmesini ve secdedeki tesbihi okumasını bu secdeyi iki sefer tekbirlerle yapmasını, sonra ikinci rekâta kalkmasını, ikinci rekatı da ayni daha önceki gibi yapıp, secdelerden sonra oturmasını ve burada Tahiyyat duasını okumasını, namaz üç veya dört rekat ise o rekatları da ayni şekilde kılması ve namazın sonunda tahiyyattan sonra salâvatları okuyup selâm verip namazdan çıkmasını anlattım. Bu sürede ezan vakti de gelmişti. Sonra yine konuşuruz deyip çeşmenin üstüne çıkıp öğle ezanını okudum. Namazdan sonra Musa amcayı aşağı inerken gördüm bende eve çıkıp, ikindiye kadar biraz kitap okurum dedim. İkindiden sonra aşağı indiğimde, arkadaşlar toplanmış, öğretmen de gelmiş takım ayarlaması yapıyorlardı. Bana da anlattılar beşer kişiden oluşturmuşlar, bir tarafta Öğretmen ve diğer tarafta da ben takım kaptanları olarak maça başladık. Her ikindi namazından sonra maç yapıyoruz ve yenilen yenenlere çay ısmarla müsabakası olarak maçları sürdürüyoruz. Bir maç sonu dinlenirken köyden yaşlı biri yanıma gelip oturdu bana, hafız efendi! Bu oynadığınız top oyunu, bir peygamberin kesik başıyla oynamaktan icat olmuş ve çok büyük bir günahmış dedi. Ben, amca bunu sana kim söyledi. Bizim köyde eskiden imamlık yapan bir Emin Hoca var o söyledi, hem de senin için kötü konuştu dedi. Ben ne dediğini sormadım, ama yaşlı amcaya yok böyle bir şey. Hiçbir Peygamberin başıyla top gibi oynanmadı, bu bir yalan ve iftiradır. Sen bana o hocayı göster dedim. Bir akşam üzeri yine top oynamaktan yorulmuş kahvede dinleniyordum. O yaşlı amca hızlı ve telâşlı adımlarla yanıma gelip, perişan kılıklı omuzunda bir kök çapası, yaşı çok fazla olmasa da çalışmaktan yıpranmış olduğu halinden belli olan ve başı bir üstlükle sarılı bitkin bir vaziyette ağır ağır kahvenin önünden geçen kişiyi gösterdi. İşte bu sana söylediğim Emin Hoca dedi. Bize sekiz-on metre uzaklıktan önüne bakarak Hoca Efendi geçti gitti köyün karşı yakasına doğru. Hoca Efendiye arkasından bakarken yanımdaki yaşlı amcaya sordum. Hoca Efendinin çalıştığı yeri biliyor musun? Şimdi nerede çalışıyor bilmiyorum ama, kendisinin köyün üst başında dere içinde çalıştığı bir bahçesi var. Yevmiyeli iş bulamayınca bu bahçede çalışıyor dedi. Yaşlı amcaya teşekkür ettim ve kendi-kendime yakın zamanda bir gün kendi bahçesinde ziyaret ve sohbet yaparız dedim. Bu düşünceyle kahveden kalktım ve ağır ağır eve doğru yürürken, durumumun bir muhasebesini yaptım. Köyde kendime göre ayarladığım program çerçevesinde meşguliyetlerime devam ediyorum. Kur’an okuyorum, kitaplar ve dergiler okuyorum. Yolumun üzerinde veya görebildiğim yerlerde nerde bir yıkık, dökük, yer varsa, bahçe veya avlu duvarı örüyor düzenliyorum. Akşam üzeri öğretmende dahil köyün gençleriyle voleybol oynuyoruz. Bazen yanımızdan geçen Emin Hocayı da görüyorum, ama daha selâmlaşamadık. Bu arada mübarek Ramazan da geldi. Köylü benden memnun, hiçbir kötü söz kendim hakkın da duymadım. Hatta köyün yaşlıları benim yüzüme söylemeseler de, kendi aralarında çok iyi oldu bizim camimiz de ibadete açıldı, Cuma namazımızı kendi köyümüzde ve kendi camimizde kılıyoruz. Ayrıca, Hafızın köyümüze başka faydaları oldu ve oluyor, bizim birçok işimize koşuyor. Bu anlamda konuşmalar kulağıma geliyor ve cemaat camiden çıkarken dönüp bana bakışları ve bakışlarındaki tebessüm, benim gönlüme ferahlık veriyor. Ramazan’dan önceki Cuma idi, yine böyle bu duygu ve düşüncelerle namazdan sonra, sarığımı, cübbemi çıkarıp, minberin yanındaki askıya asıp ve sağı solu kontrol edip kapıya doğru yürürken, beni beklediği hâlinden belli olan Muhtar yanına vardığımda, şurada oturalım da seninle bir konuşalım dedi ve minberin kapısının yanına karşılıklı oturduk. Muhtar, minberin yan duvarlarını gösterip, buralara hiç dikkatli baktın mı dedi. Ben bu minberin her tarafını ıslak bezlerle sildim, ne var; bir şey mi olmuş dedim ve duvarlara bir daha dikkatle baktım.

Devam edecek...    

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?