Cuma Sohbeti: ELE VERİR TALKINI KENDİ YUTAR SALKIMI

Atalarımızın mahareti birçok konuda görünmekte olup, bize kısa yoldan ders verip uyardığını görüyoruz. Tabi uyanıp ders alanlara ne mutlu! Geçen Cuma yine bir camide vaaz dinliyorum. Vaiz efendi, vaazına süslü kelimelerle başladı, mâlûm ya klâsik bir usûldür her vaiz bunu yapar, doğrudur, yanlıştır, iyidir, güzeldir tartışmasına girmeyeceğim. Yenilik aramıyoruz, yenileşmek istemiyoruz, üstatlarımızdan ne gördük ne duyduk, ne öğrendik aynen onları tekrar ederek dini konuda yolumuza devam ediyoruz. Sosyal, ekonomik ve teknolojik konulardaki gelişmeleri gücümüzün yettiği, aklımızın erdiği ve becerimizin elverdiği oranda kıl sapmaz takip ediyoruz. Neyse konumuza dönüyoruz, Vaiz efendi düşünmek, akletmek ve tefekküre yönelmek anlamında bir-iki ayeti Arapça metni ile okudu. Türkçe anlamının da ayet sonlarındaki düşünmez misiniz, akletmez misiniz, tefekkür etmezmisiniz kelimeleri üzerinde durdu. Birkaç cümle etti bunları muğlâk bırakıp, Hz. Âdem’in yeryüzüne insanlara Halife olarak yaradılışına geçti, ondan da birkaç cümle ettikten sonra hadisler ve hikâyeler faslına geçti, zamanımızla ilişkilendirmeye çalışarak bir hayli laf etti ve öğretmenler gününe girdi. Onların da görevlerinin öneminden ve zorluğundan bahsetti, bilimsel açıdan kutsal bir görev yaptıklarını anlatmaya çalıştı. Belli ki bu konuda ciddi bir ön hazırlık yapılmamış, ezbere bir takım ifadeleri tekrar ederek vaazını bir takım dualarla sonlandırdı.

Vaiz efendi vaazını düşünce ve akletme üzerine konumlandırmak istedi. Lâkin, kendisinin bu konuda hiç düşünmediği ve akletmediği anlaşılıyor. Kendisinin yapmadığını insanların yapmasını istiyor, telkin etmeye çalışıyor ve dersine iyi çalışmadığından ötürü karşıya doğru, dürüst bir mesaj veremiyor. Yüce Allah Saf suresi 2. ayette böyle yapanları bu durumda olanları uyarıyor. Düşünmek nedir, akletmek nedir ve tefekkür etmek nedir, kendin bu konuda çalışıp bilgi sahibi olmamışsın. Ama insanlara bunları yapmasını söylüyorsun, bu kelimeler farklı anlamlar ihtiva etmektedir. Bir vaiz bunları söyledikten sonra açması ve en azından muhteviyatını özetlemesi lâzım. Vaiz olman dolayısıyla Arapça bilmen gerekiyor, kelimelerin hangi kökten ve nasıl bir kalıpla geldiğini bilmenizin yanında cümle içinde kullanılış şeklini ve anlamına uygun bir muhtevada olmasını gerektirir bilginiz olacak. Eğer böyle bir bilgi birikiminiz yoksa, o konuya girmemeniz veya o kürsüye çıkmamanız gerekir. Unutmayın, hitap ettiğiniz toplumun kemiyetini ve keyfiyetini de hesap etmelisiniz. Şimdi, insanlara bilgi çok yakın ve çok kolayda elde ediyorlar. Onlara yararlı olmak istiyorsanız, yeni tabirle söyleyelim geçmişin klasik  argumanlarıyla değil, mevcut ortamın üstünde ufuk açıcı bilgilerle hitap etmelisiniz. Ama en başta, mutlaka dersinize çok iyi çalışmalısınız.

Ben otuz yıldır bu gazetede yazıyorum, topluma dini hizmet verenlere sesleniyorum. Geçmişi, geçmiş haliyle gündeme getirip tekrarlamakla bir adım ileri gidemez ve islâma da gerektiği gibi hizmet etmiş olamazsınız. Kur’an Allah’ın lâfzı ayetleridir, nasıl ki Yüce Allah Hâllâk ismi şerifiyle her yararttığına bir orijinallik veriyor ve onun fiziki ve biyolojik şeklini değiştirmeden bunu yapıyorsa, mümin de İslâmı yaşamada, yaşatmakta ve bu pratikliği insanlara anlatmakta da her an bir tık ilerde olmak zorundadır. Çünkü, geçmişi taklit etmek, geleceği yüceltemez ve aydınlatamaz. Gelecek ayni şartlarda, ayni imkânlarda ve ayni ortamda gelmiyor. Bunun örneğini ve uyarısını da Rabbimiz her an gözümüzün önüne veriyor. Sen seksen yaşına girmişsin teknoloji ürünü olan ve ençok kullandığın bir cep telefonunu sekiz-on yaşındaki torunun kadar hareketli, isabetli ve güzel kullanamıyorsun. Geçmiş benim karşıma Sahabeyi anlatıyor, her cuma onlardan bana örnekler verip ders yapıyorsun. Aziz kardeşim, onlarla yaradılışta ayni kıvamdayız, Orijinallikte aramızda çok ince nüanslar var. Onlar geldiler yaşadılar gittiler, onlara o bir takım özellikleri kazandıran Kur’an-ı Kerim elimizde, bizde ondan beslenerek, zamanımızı en güzel bir şekilde yaşayarak aydınlatacağız. Yüce Allah bizden bunu istiyor, kendimizi Kur’anın ayetleriyle yenileneceğiz. Nebi Rasulümüz Hz. Muhammed Aleyhisselam onunla adını Dünyaya ve bize duyurdu ve kıyamete (son saate) kadar da duyuracaktır. Esenlikler dileğiyle hoşça kalınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?
Tüm anketler