Erol Kılınç Bey Hakk'a Yürüdü

Tanışmamız, 1970”li yıllarda yeni kurmuş olduğumuz ÜLKÜ-BİR”i ziyaretiyle olmuştu. İyi bir sohbetimiz oldu. Daha sonra soy ismi dolayısıyla öğrencilerimizden Alparslan”ın ağabeyisi olduğunu düşünmüş ve Alparslan”a doğrulatmıştım. Yıllar sonra çeşitli yayınevlerine “sözlük hazırladım” diye e-mailler göndermiştim. Gelen birkaç cevaptan birisi de Erol KILINÇ Bey’dendi. “Bitince, getir görüşelim.” diyordu. Bu olaydan en az dört sene sonra başını bağlayabilmiştim sözlüğü. Ama ben, oğlum Ankara’da olduğu için yayımcı arama işine oradan başlamıştım. En sonunda Erol Bey’in mesajı aklıma geldi. İstanbul’a geçtim. Doğru Ankara Han’a gittim. Kapıyı açan gence Erol Bey’i göreceğimi söyledim. Genç, Erol Bey’in kapısını gösterdi.

İçeri girdim, kendimi tanıttım. Söke’den geldiğimi, geçmişteki mesajla ilgili sözlükten bahsettim. “Görebilir miyim?” dedi. CD’yi çıkarıp verdim. Dizüstüne taktı. İnceledi. Çok güzel buldu. “Eğer, Osmanlı Türkçesine ait kelilemelerin aslını da yazarsak iyi olur, daha kullanışlı olur; akademik seviyeye de hitap eder.” dedi. Kabul ettim. Bundan sonra, bir yıldan fazla bu işle uğraştım ve bitince tekrar uğradım. “Şimdi olmuş.” dedi.

-“Bu iş için bizden ne istiyorsun?” dedi. Ben anlamamışım. “Bu CD’yi alın yayınlayın, milletin işine yarasın, ben fişler hâlindeyken çok yararlandım. Başkalarının da işine yarasın.” diye cevap verdim.

-“Öyle, değil… Kaç para istiyorsun?

-“Ben yayın işlerini anlamam. Diyanet Vakfı maliyetin %20”sini veriyor. Sizin tutumunuz nedir bilmem. Pek de parayla işim yok, ama yine de emek verdim, siz bilirsiniz…”

Bana çekmeceden bir zarf çıkarıp verdi. “Bu sözleşme akdine ait… Kitap basıldığında kapak fiyatından % 8 veya 9 gibi bir rakam…” dedi.

-“Önemli değil… Emek boşa gitmiş olmasın yeter… Yalnız bir şey istiyorum. Benim hem imla hem de belki bilgi yanlışlarım vardır. Bir adama iyice okutunuz… Ondan sonra baskıya geçiniz. Gülünç duruma düşmeyelim.” dedim.

Vaktiyle bir sözlük çalışmaları varmış. ANDA yangını sırasında hazırlıkları telef olmuş. Benim çalışmam da ÖTÜKEN’e ilaç gibi gelmiş.

Tanışmamız, bu olaydan yirmi yıl kadar önce olmasına rağmen asıl ahbaplığımız bundan sonra başladı. Kendisi solunum yollarından rahatsızdı.

-“Yayınevine gelirken Taksim’den bu yana iki yerde dinlenerek geliyorum.” demişti bir zamanlar. Daha sonraları iş yerine gelemez oldu. Çalışmalarını evden yürüttü. Pek çok eski yazılı kitabın yeni yazıya aktarılmasını gerçekleştirdi. Telefonla görüşemiyorduk. Konuşamadığı için. Ancak e-maille görüşebiliyorduk. Son zamanlarda iyice rahatsızlandığını ve bir süre yoğun bakımda kaldığını ifade etmişti. 27.12.2022 Salı günü Hakk’ın rahmetine kavuştu.

Allah rahmet eylesin…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Seyfullah Korkmaz - Allah rahmet eylesin Makamı cennettir inşallah. Bu çalışmaları ve sözlük için gayreti onun için de sadaka-i cariye olmuştur inşallah..

Yazı için de teşekkürler...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Aralık 18:38


Anket Sizce Söke'nin en büyük sorunu nedir?
Tüm anketler