Liyakat üzerine...

Liyakatin mantığını tartışmak istiyorum. Siyaset üstü bir mesele olan liyakatsizlik sorunu, bir ülkeye verebilecek zararların en üst sıralarında yer alıyor.

Liyakat kavramı bir işe, bir projeye, bir konuya, bir faaliyete layık yani uygun olmayı anlatıyor. Toplumsal açıdan yaklaştığımızda layık olanın görev aldığı, bu sürecin layık olan tarafından yürütüldüğü bir durumu anlatıyor.

Epey mantıklı, öyle değil mi? İşi bileni: işi pozitif bir neticeyle sonuçlandırması için en uygun kişiyi seçmek... Zira bu kişi, o işin hangi yollardan geçmesi gerektiği ve hangi yollardan geçmemesi gerektiği konusunda gerekli bilgi ve tecrübeye sahip kişi. Bu kişinin işi yürütmesi; bana sorarsanız yapılması gereken epey mantıklı ve basit olan bir seçim.

Örneğin bir akademik kadroda, tanıdığın değil o alanda ehil olanın göreve getirilmesi... Bir işletmede bir çalışanı kendi uzmanlık alanına uygun şekilde görevlendirmek... Ya da pozisyona uygun bir elemanın o göreve getirilmesini sağlamak...

***

Şimdi bir düşünelim: bir işletme sahibisiniz. Çalışanlarınızı; işinizi doğru bir şekilde yürütmesi, işlerinizi halletmesi ve size kazanç sağlaması için eğitiyorsunuz. Onlara masraf döküyor, emek veriyor ve zamanınızı harcıyorsunuz. İşinize ve kendisine kazanım sağlayacak hale getiriyorsunuz. Onlar, eğitimin sonunda artık mali sorunlarınızı çözüme kavuşturan, alınacak kararlarda akılcı fikir ve doğru adımlar atabilen bir grup oldu. Onlara temizlik hizmetlisi pozisyonunu vermek ne kadar uygun olur?

Üstüne üstlük işlerinizden pek anlamayan, bilgi ve deneyime sahip olmayan, kendini geliştirmemiş bir kişiye mali işlerinizi teslim etmek ne kadar mantıklıdır?

Evde görev dağılımı yaparken anaokul çağındaki çocuğunuza priz değiştirme işini veya market alışverişini; ebeveynlere ise kitap boyamayı uygun görmek evin işleyişini sürdürebilir miydi?

***

Bariz bir şekilde görüleceği üzere o göreve layık olan ya da o görevi yerine getirmede ehil olan kişinin malum işi yürütmesi, sürecin tamamlanması ve beklenen pozitif etkilerle sonuçlandırılması açısından en uygun yol olacaktır.

***

Peki, bir toplumsal dinamik için, bir ülke hakkında verilecek kararlar için, bir istihdam sorunu için aynı koşullar niçin geçerli olmuyor?

Aslında liyakat, bunun çözümü için yeterli bir öneri. Koşullar, bunlar için de geçerli. Ancak pratikte yaşanmadığını sıklıkla duyuyoruz, görüyoruz ya da kendimiz yaşıyoruz.

***

"Torpil", "dayı", "bi' telefona bakmak" ve "kolu uzun olmak" gibi sözler, görev dağılımının parolaları gibi işliyor. İşinde ehil olana göre değil torpili olana: "kolu uzun dayının bi' telefonuna bakmasına" göre görevlendirmeler ve yetkilendirmeler gerçekleşiyor. Bunun sonucunda ise aksayan işler, çözülemeyen sorunlar, artan problemler ve istenmeyen sonuçlar yaşanıyor.

***

Bununla ilişkili bir kavram daha: Nepotizm. Akraba kayırmacılığı anlamına gelen bu kavram, adil ve layık olmayan bir şekilde yapılan ayrımcılığa deniyor. Göreve getirilen kişinin, işi bildiğinden dolayı değil tanıdık/akraba olmasından dolayı seçilmesini anlatıyor. Liyakatten uzak, çözümcü olmayan, yüzeysel olan, görmezden gelen, -mış gibi yapan; sahte, gerçeklik taklitçisi gibi işleyen bir süreç... Görünürde usulüne uygun gibi görünen ama arkasında barındırdığı problemli yapısını bir şekilde hissettiren, sonuçlara bu şekilde etki eden bir süreç...

***

Bunu görmeyen, görmek istemeyen ya da görmezden gelip suçu başka yerde arayanlara biraz sitemliyim. Sitemimin bir noktada haklı bir noktada da beyhude olduğunu görüyorum.

Sitemimi "haklı görüyorum". Çünkü bir ülke için, bir organizasyon için ya da bir kadro için; alınacak kararlarda başrol sahiplerini belirleyen bir seçimden bahsediyoruz. Aynı zamanda bu kesimin kararlarını yeterince geniş olmayan bir çerçevede sonuçlandırmalarının açacağı sorunların negatifliği; beni, sevdiklerimi, vatandaşlarımı ve ülkemi etkiliyor.

Sitemimi "beyhude görüyorum". Çünkü bataklığa doğmuş, yalnızca bataklığı görmüş, gerçeklik algısı buna göre biçimlenmiş, bataklığı kurtulunması gereken bir yer olduğunun bile farkına varamadan oraya hapsolmuş kişilerden bu tür tepkileri beklemek normal kaçıyor.

Çünkü aynı safta olduğu kişiyi: kendi vatandaşını haksız görmek, ona karşı olmak için bulduğu mesnetlerin gayet yeterli olacağına inandırılmış bir zihinden "sorgulayarak bataklıktan çıkma" fikri pek de beklenilir şey olmasa gerek.

***

Bir çok sorunun çözümü için gerekli olan "eleştirel düşünce yetisi", bu konu için de geçerli olmalıdır. Dönüşlü ve gerçekçi bir eleştirel düşünce sonucunda fikirler değişmezse "kişisel karar" olarak görüp saygı duyabilirim. Ancak gerçekliğin müthiş düzeyde çarpıtıldığı; bulanıklığın, göreceliğin ve öznelliğin yoğun derecede istismar edildiği, medyanın belirsiziği pekiştirmede büyük rol oynadığı günümüz çağında eleştirel düşünce yetisi epey kıymetli ve gerekli.

Dolayısıyla bataklıktakileri suçlamadan önce bataklığın dışında olanların dış dünya hakkında bilgi vermesi, onlara bu perspektifi kazandırması her ne kadar mecburi olmasa da elzem. Bunun için ise okumaya ya da eğitimli olanların etkinliğine ihtiyaç var. Bu konudaki farkındalığı artırmak için de "konuşmak" gerekiyor.

***

Konuşmalı ve tartışmalıyız. Bunun önüne geçilmesi gereken bir şey olması gerektiğini, neden böyle olması gerektiğini, böyle olması durumunda yaşanacak problemleri, suçun yanlış yerde arandığı, gerçekçi görünen perdenin arkasındaki işleyişi ve amaçları, insanların hatalı düşünüyor olabileceğinin ve değişimin normalliğini anlatmalıyız. Aksi halde bu hastalıklı işleyiş, sıradanlaşacak ve pekişecektir.

***

İyi bir düzen için dinamiklerin iyi olması gerekir. Bu düzenin işleyişinde bilirkişilerin olması gerekir. Bunun sağlanması için liyakat baz alınmalıdır. Liyakatin sağlanması için yetkili kişilerin bunu hayata geçirmesi ve tersini yapmaması gerekir.

Eğer bu durumlardan biri gerçekleşirse aksayan çarklar düzene girebilecek, sorunlar çözülebilecek ve herkes için faydalı bir düzen yaratılabilecektir.

***

Konuşalım ve tartışalım. Öğrenelim ve aktaralım. Eksiğimizi görelim ve kapatmak için çabalayalım. Haklarımızı da bilelim sorumluluklarımızı da. Hem sorumluluklarımızı yerine getirelim hem de hakkımızı savunalım. Birileri faydalanacak diye binleri harcamayalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Deniz Sahil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Bu Pazar Yerel Seçim Olsa Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda Hangi Adaya Oy Verirsiniz?
Tüm anketler