Yarı Ölü (Mezomorto)

11. Yüzyılda askeri amaçla denizciliğe başlayan Türkler, 15. Yüzyıldan sonra denizcilikte önde gelen milletler arasında yerini almıştır. Denizlerde verilen mücadelenin çoğu, Osmanlı Devleti’nden bağımsız hareket eden Türk korsanları tarafından yapılmıştır.

Osmanlı’nın sıkı düzenle yönettiği Ege ve Akdeniz’e kıyısı olan Anadolu Eyaletlerinde yaşayan Türkler ekonomik nedenlerle ve Osmanlıya asker olmamak için vira bismillah deyip, Cezayir, Libya, Fas, Tunus’u içine alan Mağrip ülkelerine denizci ve korsan olarak gitmişlerdir. Denizcilik aslında Osmanlı Devleti’nden bağımsız bir şekilde gelişmiştir. Yaşadığımız coğrafyanın deve güreşleri ve köy düğünlerinde icra edilen halk müziği eserleri olan Cezayir havaları bu korkusuz insanların halk kültüründe yaşayan canlı mirasıdır. Osmanlı Devleti’nin yükselme dönemindeki büyük denizcilerin isim ve kahramanlıklarını çoğumuz biliriz. Bu yazımda en az onlar kadar değerli ve önemli, Osmanlı’nın duraklama döneminde yetişmiş bir ismi hatırlatmak istedim. Kaptan-ı Derya Mezomorto Hüseyin Paşa.

İki kez Kaptan-ı deryalık görevine getirilmiştir. Gençliğinde Cezayir Beylerbeyliğinde gemi reisi olduğu dönemde, Venediklilerle yapılan bir savaşta 8-10 yerinden ağır yaralar alıp esir düşmüştür. Vefat ettiği sanılırken iyileşmesi üzerine, Venedikliler tarafından kendisine İtalyanca’da yarı ölü anlamına gelen Mezomorto ismi verilmiştir. 17 yıllık esaretten fidye karşılığı kurtulup Cezayir’e Mezomorto Hüseyin Reis olarak dönmüştür. 1683’te Fransızlar, Cezayir’e Fransız esirleri kurtarmak için saldırmış ve kuşatma altına almıştır. Kuşatma sırasında çıkan olayların gelişiminde Mezomorto Hüseyin Reis Cezayir Beylerbeyinin yerine geçti. Fransızlarla süren görüşmelerdeki şartları kabul etmedi. 1542’de Barbaros Hayrettin Paşa’nın Baba Merzuk adını verdiği, 12 ton ağırlığında, 7 metre namlu uzunluğunda, yaklaşık 5 km menzilli  olan topun namlusuna gülle yerine Fransız Elçisini yerleştirip kuşatmayı yapan donanmaya karşı ateşleyerek büyük bir saldırı başlattı. Sonuçta Fransız Donanmasını geri püskürttü.

Zaferden memnun olan 4. Mehmet, Mezomorto Hüseyin Reis’i Cezayir Beylerbeyliği’ne atadı.

Fransızlarla 5 yıl boyunca kendi imkanlarıyla savaştı. 1688’de Fransız sahillerini ve ticaret gemilerini vurmaya başlaması üzerine, Fransızlar, Osmanlı padişahına müracaat ederek, barış istemek zorunda kaldılar. Bu başarılarından dolayı 1689 yılında ilk Kaptan-ı Deryalık görevine getirildi. Bir yıl sonra görevden alınıp, Tuna Nehri Kaptanlığına verildi. Bu durumu problem yapmayıp aynı görev bilinciyle çalışmaya devam etti. 1691’de Rodos Sancak Beyliği ve Kalyonlar Kaptanı olarak terfi etti.

1695 yılında Kaptan-ı Derya; Mısıroğlu İbrahim Paşa Kumandanlığında Venediklilere karşı Akdeniz’e açıldı.

1695’te Midilli açıklarında Venedik Donanmasıyla yaptığı savaşı kazanarak büyük bir başarı elde etti. Bu savaşta Osmanlı kayıpları 300 şehit ve yaralı iken, Venedik Donanması 14 Kalyon ve 5000 askerini kaybetmişti. Aynı yıl Venedik Donanmasını iki kez daha bozguna uğratmıştır. Bu zaferlerin sonucunda Ege Denizi’nde Venediklerin eline geçen Sakız Adası ve Bozcaada geri kazanıldı. Gösterdiği başarılardan dolayı ikinci kez 1696 yılında Kaptan-ı Deryalık görevine getirildi.

Mezomorto Hüseyin Paşa denizcilikte bir bahriye kanunnamesi hazırladı. Bu kanunname Osmanlının gerileme dönemi öncesi yeniden yapılanma adına ilk büyük girişimdir. Kaptan-ı Deryalık görevinde kendisinden önceki paşaların yapamadığını başarıp, Osmanlı Donanmasının kalyon sınıfı gemilere geçmesini sağladı. Bu sınıf gemilerin sayısının artırılması ve gelişirilmesiyle Akdenizdeki egemenlik tekrar Osmanlı Donanmasına geçmiştir.

Bu kahraman Türk denizcisi 1701 yılında görev başında vefat etmiştir.

5 yıllık ikinci Kaptan-ı Deryalık döneminde yaptığı çalışma ve düzenlemelerle Akdeniz ve Ege’de deniz üstünlüğümüzü geri kazandık. Bu üstünlük 5-7 Temmuz 1770 yılı Çeşme Baskını felaketine kadar yaklaşık 80 yıl sürmüştür.

Osmanlı’nın yükselme dönemi tarihi başarılarla dolu olduğu için milletçe bizim hoşumuza gider. Fakat gerileme ve çöküş dönemi tarihi üzerinde ise fazla durmaz, önem vermeyiz. Tarihimizin bir bütün olduğunun farkına varmalıyız. Başarı ve başarısızlıkların, mücadelenin içerisinde var olduğunu anlayıp yaşananlardan ders çıkarmalıyız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Teyfik Algı - Mesaj Gönder

# türk, var

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sağlıklı bir yaşam için neler yaparsınız?