Akbelen

Muğla’nın Akbelen Bölgesi’nde ilginç bir mücadele yaşanıyor. Bir tarafta ormanları kesip yerine maden ocağı açmak isteyen firma, bir tarafta ormanları canları pahasına korumak isteyen doğaseverler ve çevre insanı arasındaki mücadele Türkiye’nin gündeminde.

Akbelen ormanlarını kestirmemek için bölge halkı ve çevreciler var güçleriyle mücadele ediyor.

İlginç bir durum.

Firma devletin polisini jandarmasını arkasını alarak ormanları kesmek için her yolu denerken, çevreciler ve bölge insanı direniyor.

Buraya nasıl geldik?

35-40 yıl önceyi hatırlıyorum. Köyde yaşıyoruz. Kışın ısınmak, yemek yapmak için oduna ihtiyaç var. O dönemde tüpte çok az kullanılıyor. Yemek odun ateşinde, ısınma soba ve ocakta odun ateşinde gerçekleştiriliyor.

Odun yaşamın bir parçası. Özellikle kışın kullanılacak olan odun yazdan temin edilmesi gerekiyor. Daha iyi tutuştuğu için de çam menşeli odun daha çok rağbet görüyor.

Kışlık odunlarını temin etmek isteyen köylüler ile Orman Koruma memurları arasında adeta saklambaç oynanıyordu.

Köylüler özellikle Ağustos ayından itibaren kışlık odun temini için çalışırken, Orman Koruma memurları ormanı korumak, ormanda tek bir ağacın dahi zayi olmaması için adeta ormanlık alanlarda nöbet tutuyordu.

Kısacası ormanı devlet koruyordu, vatandaş da zorunlu ihtiyaçlarını ormandan temin etmeye çalışıyordu. Ormanlarımız böyle sıkı korunuyordu. Ülkemiz yemyeşildi.

Yazları “ yaz” gibi, kışları “kış” gibi, baharları “bahar” gibi yaşıyorduk. Bunun en büyük nedeni de doğanın bozulmamasından kaynaklanıyordu. Geldiğimiz noktada doğa insan eliyle büyük bir tahribatla karşı karşıya kaldı. Son yıllarda hepimizin çok yakından bildiği tarih öncesi insanların yaşadığı Beşparmak Dağlarında pıtrak gibi çoğalan maden ocakları bu güzellikleri yok etmeye başladı.

Son olarak da Muğla Akbelen’de ormanlar bir firma tarafından kesilerek maden ocağı açma girişimi vatandaş ile devletin güvenlik güçlerini karşı karşıya getirdi.

Acı bir durum...

Biz doğayı tahrip ettikçe doğa bizden intikamını, bizim tahrip ettiğimizden çok daha fazla almaya başladı. Artık ne yazları yaz gibi yaşayabiliyoruz ne kışları kış gibi yaşayabiliyoruz ne de baharları bahar gibi yaşayabiliyoruz.

Mayıs ayında, Haziran ayında, Temmuzda, hatta Ağustos ayında artık afad diyebileceğimiz yağmurlarla karşı karşıyayız. Kışın sıcaklık bazen 28-30 derecelere kadar yükseliyor.

Her geçen gün içinde bulunduğumuz doğayı yaşanmaz hale getiriyoruz.

Bütün bunlar göz önünde iken, ormanları korumak en büyük görevimiz olmalı.

Nereden Nereye...

30 yıl önce ormanları köylülerden korumak için orman muhafaza memurlarını dağlarda nöbet tutturan devlet, şimdi de ormanların kesilmesini önlemeye çalışan vatandaşlara karşı mücadele veriyor.

Eğer ormanları bu hızla yok edersek, çok değil 15-20 yıl sonra ülkemizi tamamen çölleştireceğiz.

Yağmurlar yağmayacak.

Susuzluk had safhaya çıkacak, dünya yaşanmaz hale gelecek.

Bizi yönetenler bunu görmüyorlar mı, görmek mi istemiyorlar!......

Yüzlerce yılda oluşmuş ormanları yok ederek, elde edilecek ranta değer mi?......

Saygılarımla

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Eravcı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Bu Pazar Yerel Seçim Olsa Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda Hangi Adaya Oy Verirsiniz?
Tüm anketler